Ortadoğu Gazetesi

FETÖ İHANETİNİ İLK O GÖRDÜ VE UYARDI

SİYASET / 2017-07-15 11:18:53

FETÖ İHANETİNİ İLK O GÖRDÜ VE UYARDI

MHP, Devlet Bahçeli liderliğinde Türk demokrasisi açısından tarihi adımlar atılmasına vesile olan, hep kilit roller üstlendi.

 

DEVLET Bahçeli, 1997 yılındaki Olağanüstü Kurultay'da genel başkan seçildikten sonra çok sayıda liderlik sınavından geçti. Türkiye'nin badireli günlerinde Milliyetçi-Ülkücü camiayı bilgeliğin gölgesinde toplayarak daima en sakin limanlara ulaştırmayı başardı. MHP gemisinin dalgalı sulara sürüklenmesine izin vermedi. Onun liderliğinde Türk demokrasisi açısından tarihi adımlar atılmasına vesile olan MHP, hep kilit roller üstlendi.

 

SINAVLARDAN en zorlusunu; bir dönem 'Paralel yapı' diye anılan, küresel güçlerin taşeronu FETÖ'yle yaşadı. FETÖ'cüler, sistemin atardamarlarına sızmıştı. Silahlı Kuvvetler, Emniyet ve yargıya personel alımlarında FETÖ elemanları rekor kırıyordu. Örgüt, her gelen iktidarın sırtına kene gibi yapışarak kanını emdi. AKP, iktidara geldiğindeyse FETÖ'cü şebeke, aradığı en uygun operasyonel vasatı buldu.

 

DEVLET Bahçeli, gelecek öngörüsü oldukça yüksek bir lider, feraset ve basiret sahibi bir politikacı. Daha 2007'ye girilirken AKP'nin cemaat zihniyetine teslim olmasının doğuracağı mahzurlar konusunda kamuoyunu uyardı. AKP siyasetinde cemaat zihniyetinin egemen olmaya başladığını görüyordu. AKP, gücünün zirvesindeyken, FETÖ elebaşı henüz 'muhterem Fetullah Hoca Efendi" ve FETÖ, "hizmet hareketi" diye anılırken Devlet Bahçeli'nin sesini duyan çıkmadı.

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli; Türkiye'nin badireli günlerinde Milliyetçi-Ülkücü camiayı bilgeliğin gölgesinde toplayarak daima en sakin limanlara ulaştırmayı başardı.

 

MHP gemisinin dalgalı sulara sürüklenmesine izin vermedi. 

Onun liderliğinde Türk demokrasisi açısından tarihî adımlar atılmasına vesile olan MHP, hep kilit roller üslendi.

Devlet Bahçeli, 1997 yılındaki Olağanüstü Kurultayda genel başkan seçildikten sonra çok sayıda liderlik sınavından geçti.

 

Sınavlardan en zorlusunu; bir dönem paralel yapı diye anılan, küresel güçlerin taşeronu FETÖ'yle yaşadı.

Paralel yapının MHP'de nabız yoklama hamleleri,örgütün AKP ile kavgasından çok önceye dayanıyordu.

 

Eskiden Fetullah Gülen cemaati denilen FETÖ'nün MHP'ye duyduğu ilgi, AKP iktidarının 5. yılından itibaren belirginleşti.

Bunda, MHP'nin siyasi tıkanıklıklara gösterdiği refleks ve sunduğu çözüm önerilerinin payı büyüktü.

 

2002 Kasım'ındaki Genel Seçimlerden sonra AKP tek başına iktidara gelmişti.

2007'de de güçlü geleceği tahmin ediliyordu.

Ana muhalefet partisi CHP ve düzenin dinamik güçleri, iktidar partisinin yolunu kesmek için sözde demokratik bahaneler icat edecekti.

 

"Demokrasi ve laiklik" gerekçesiyle parlamenter sistemin önüne konan antidemokratik engeller, sistemi tıkamaya başlayınca MHP devreye girmişti.

Kadro ihtilali peşindeki FETÖ elebaşı Gülen ise kurduğu eğitim şebekesiyle ülkede siyasi inisiyatifi ele geçirmeye çabalıyordu.

 

Dershaneler, okullar, yurtlar ve evlerde yetiştirilen elemanlar; uygunsuz yollarla devlet kademelerine yönlendiriliyordu.

 

Üniversite sınavlarına giren örgüt elemanları için sorular çalınıyordu. 

Aileler; çocuklarının iyi bir fakülteye girmesi için çaba gösterirken, çocukları da dirsek çürütüp emek harcarken, onlar kolayca istedikleri bölüme giriyorlardı.

Mezun olanlar da yine sorular çalınarak veya mülakatlarda torpil yapılarak devletin en kritik kurumlarına yerleştiriliyorlardı. 

 

''İNANÇ TİCARETİNİN SERMAYESİ, KUL HAKKI YENEREK BİRİKTİRİLİYORDU''

Bu sayede FETÖ'cüler, sistemin atardamarlarına sızmıştı.  

Silahlı Kuvvetler, Emniyet ve yargıya personel alımlarında FETÖ elemanları rekor kırıyordu.  

Sözüm ona İslam'ı tebliğ edenlerden müteşekkil örgüt, hedefine ulaşmak için her yolu mübah sayıyor, helal haram gözetmiyordu. 

 

İnanç ticaretinin sermayesi, kul hakkı yenerek biriktiriliyordu.

Hak yolunda kurulduğu söylenen sofraya, her türlü halt seriliyordu.

Muhafazakâr ve değerlerine düşkün olan milletimizin duyguları istismar edilerek himmet adı altında muazzam miktarlarda paralar toplanıyordu.

Abiler ve ablalar, bu korkunç şebekenin mahalle kolları ve ayaklarıydı.

Şebekenin medya ayağı da vardı. 

 

Yıllar boyunca bu düzen böyle sürüp gitti. 

Kirli işlerine hizmet süsü verildiği için örgüte "Hizmet Hareketi" deniliyordu.

Kadroya çok sayıda iş adamı da dâhil olunca, örgüt banka kurma imkânına kavuştu.

Zaten arkasında uluslararası sermaye de vardı.

FETÖ, artık milyarlarca dolarlık sermayeye hükmeden çok tehlikeli bir şebeke hâline gelmişti.

Örgüt, her gelen iktidarın sırtına kene gibi yapışarak kanını emdi.

 

AKP iktidara geldiğindeyse FETÖ'cü şebeke, aradığı en uygun operasyonel vasatı buldu.

Küresel bir proje olanFETÖ'nün temelleri, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi'nin hazırlandığı dönemde atılmıştı.

Türkiye'yi çekip çevirmeye, bir uydu devlet hâline getirmeye dönük başarısız projelerin alternatifi niteliğindeydi. 

Askerlerin yönetimi devraldığı bir zaman diliminde,FETÖ'nün öncelikle askeriyede yuvalanması tesadüf değildi. 

Devlet Bahçeli, gelecek öngörüsü oldukça yüksek bir lider, feraset ve basiret sahibi bir politikacıydı.

 

Daha 2007'ye girilirken AKP'nin cemaat zihniyetine teslim olmasının doğuracağı mahzurlar konusunda kamuoyunu uyardı.

AKP siyasetinde cemaat zihniyetinin egemen olmaya başladığını görüyordu.

Partisinin 11 Ocak 2007'deki grup toplantısında şunları söyledi:

"AKP, siyasi cemaat anlayışının hâkim olduğu, fikirleri ve kadroları devşirme, uçların ve tezatların partisidir.Yalan, riya ve aldatmacadan ibaret olan siyasi sermayesi tükenen bu zihniyet, şimdi ümidini gerginlik ve cepheleşmelere bağlamıştır."

 

Devlet Bahçeli'nin bu sözlerinde kiçarpıcı gerçekler o zaman gözlerden kaçtı.

AKP gücünün zirvesindeyken, FETÖ elebaşı henüz "muhterem Fetullah Hoca Efendi" ve FETÖ, "hizmet hareketi" diye anılırken Devlet Bahçeli'nin sesini duyan çıkmadı.

Türkiye'de siyaset; neredeyse pervanelerin ışık etrafında döndüğü gibi, cemaatin etrafında dönüyordu.

 

Meczup sözde bir din adamının şeytani çekiciliği ruhları efsunlamıştı.

FETÖ elebaşı Gülen; ağdalı, ağlamaklı üslubuyla bir mıknatıs gibi zayıf ve hastalıklı ruhları kendine raptediyordu.

Gözleri kamaştıran ışığın, henüz cehennem ateşinden yansıdığı fark edilememişti.

2007, Türkiye'de siyasetin çalkantılı yıllarından biriydi.

O yıl, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi doluyordu.

Kamuoyunda, yeni cumhurbaşkanının kim olacağı tartışılıyordu.

İktidardaki AKP Abdullah Gül'ü aday gösterdi.

 

Gül, TBMM'de 357 oy alınca, ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine başvurdu.

CHP, cumhurbaşkanlığı için 367 oy şartının sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğunu savunuyordu. 

Anayasa Mahkemesi "367 iddiasını" onaylayarak birinci tur oylamayı kabul edince, cumhurbaşkanlığı seçim krizi ortaya çıktı.

''CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM KRİZİ REJİM KRİZİNE DÖNÜŞMÜŞTÜ''

 

CHP, eşi başörtülü olan Gül'ün Köşk'e çıkmaması için çaba gösteriyordu.

O günlerde ana muhalefet partisinin birçok kentte Cumhuriyet mitingleri adı altında tertiplediği eylemlerde, "Gül'ü istemezük. İrtica Çankaya'ya çıkamaz!" sloganları ortalığı inletiyordu.

Halk iradesine karşı eylem,demokrasilerin en yaman tenakuzlarından biriydi.

Halk iradesini yok sayan sivil girişimleri,"üniformalı balans ayarcılar"da destekledi.

TBMM'de birinci turun gerçekleştiği 27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığı İnternet sitesinden bir basın açıklaması yapıldı.

Daha sonra "e-muhtıra" olarak adlandırılacak açıklamada, millet iradesi tehdit ve tedip ediliyordu. 

 

Cumhurbaşkanlığı seçim krizi rejim krizine dönüşmüştü.

İktidardaki AKP ise22 Temmuz 2007'de erken genel seçime gitti.

Ancak oylarını 2002'ye göre 12 puan artırmasına rağmen, 367 düğümünü çözecek milletvekili sayısına ulaşamadı.

AKP'nin milletvekili sayısı 341'de kaldı.

 

Demokrasinin gereği olarak meclisin çalışmasını sağlamakla,tıkanıklığı yine MHP giderecekti.

71 milletvekilliği kazanan MHP, TBMM'de Ağustos ayında yeniden yapılan cumhurbaşkanlığı oylamasında, hazır bulunarak kilidi açtı.

Neticede Abdullah Gül, 339 oyla 11. Cumhurbaşkanı seçildi.

CHP'nin millî iradeyi çeşitli bahanelerle yok sayan siyasi tutumu, Türkiye'yi Anayasa tartışmalarına götürdü.

 

İktidar tarafından hazırlanan ve cumhurbaşkanının halk oyuyla seçilmesini de öngören Anayasa değişikliği paketi, 21 Ekim 2007'de yapılan referandumda yaklaşık % 69 oyla kabul edildi.

Bu tercih, Türkiye'de hükûmet sistemini değiştirecek adımlara kapı araladı.

Türkiye politika platformu, bir güçler mücadelesi manzarası arz ediyordu. 

Ana muhalefet partisi CHP ve rejimin dinamik güçleri, AKP iktidarının önüne yeni mâniler çıkardı.

 

İktidarın başörtüsü yasağını tamamen kaldırma çabaları, Anayasa Mahkemesi engeline takıldı.

Çıkarılan her engel paralel yapıyı güçlendiriyor, yeni sinsi oyunlara vesile oluyordu.

Sırada AKP'ye açılan kapatma davası vardı.

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, 14 Mart'ta "laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" iddiasıyla AKP'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açtı.

Buna karşılık AKP içindeki ve yargıdaki FETÖ'cü unsurlar karşı atağa geçti.

Türkiye, 2008'de Ergenekon ve benzeri davalarla tanıştı. 

 

O dönemde paralel yapının devlet kademelerindeki unsurlarıyla yayın organları kapatma davasının sarmalına giren AKP'yi düştüğü girdaptan kurtarmak için çırpınıyordu.

FETÖ'cüler demokratik mücadele yerine meşrepleri ve teşekkül amaçları gereği entrika, iftira ve karalama gibi gayrimeşru yolları seçiyordu.

 

Nitekim Türkiye 2008'de Ergenekon ve benzeri davalarla tanıştı. 

AKP iktidarının önüne çıkarılan her engel; paralel yapıyı güçlendiriyor, Gülen cemaatinin yeni sinsi oyunlarına vesile oluyordu.

 

O çalkantılı günlerde MHP Lideri Bahçeli, dümeni başında olduğu gemiyi sakin sularda tutmaya çabaladı.

Politika çarkının ürettiği sorunlara hep yapıcı çözüm önerileri sundu.

Başörtüsü yasağı konusunda 17 Ocak 2008'de yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, üniversitelerdeki başörtüsü sorununun "hukuki zeminde siyasal ve toplumsal gerginliklere yol açmadan çözüme kavuşmasında yardımcı olacaklarını" açıkladı.

Şöyle konuştu Bahçeli:

 

"Devletin sunduğu hizmetlerinden yararlanmada eşitsizliğe yol açması nedeniyle Milliyetçi Hareket Partisi başörtüsü yasağı uygulamasına karşıdır.

 

Milliyetçi Hareket Partisi bu konuyu, mevcut Anayasa'nın 10. maddesinin 4. fıkrasında 'Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.' ifadesine ek olarak bütün işlemlerinden sonra gelmek üzere "her türlü kamu hizmetlerinin sunulmasında ve bunlardan yararlanılmasında" cümlesine yer vererek çözmeyi önermektedir.

 

Önerdiğimiz anayasa değişikliğinin metni şudur:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinin 4. fıkrasının değiştirilmesi hakkında kanun teklifi.

 

Madde 1: Anayasa'nın 10. maddesinin 4. fıkrasının "devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.

 

Madde 2: Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer, halkoylamasına sunulduğu takdirde tümüyle oylanır.

 

Başörtüsü konusunda herhangi bir yasaklayıcı yasal düzenleme bulunmadığı bilinmektedir. Bu konudaki muhalif görüşlerin temel dayanağı Anayasa Mahkemesi'nin 1989 yılında aldığı bir karardır.

Bu şekilde bir düzenleme öncelikle bir kamu hizmeti olan Yüksek Öğretim hizmetinden yararlanma hakkını anayasal eşitlik ilkesi kapsamına alacaktır.

 

Böyle bir düzenlemeden sonra tartışma konusu olan yasal düzenlemelerin anayasaya aykırılığı da laiklik ve eşitlik ilkesi birlikte değerlendirilip yorumlanacağından daha dengeli bir sonuca ulaşılması da mümkün hale gelecektir.

 

Bu nedenle mevcut anayasanın 10. maddesinin 4. fıkrasına yapılacak ek bir ifade ile konu hukuki zeminde siyasal ve toplumsal gerginliklere yol açmadan çözüme kavuşturulmuş olacaktır."

Devlet Bahçeli'nin bu tarihî açıklaması, Türkiye'de başörtüsü yasağının kaldırılmasına giden yolda çok önemli bir kilometre taşı oldu.

 

AKP iktidarı Devlet Bahçeli'nin desteğinden cesaret alarak sorunun çözümü için adımlar attı.

Üniversitede başörtüsünün serbest olmasını sağlayacak Anayasa değişikliği paketi Meclise getirildi.

 

Paket, 10 Şubat 2008 günkü ikinci tur oylamada, 411 kabul, 103 ret oyuyla Meclisten geçti. 

Ancak Anayasa Mahkemesi yetkisini aşarak milletin temsilcileri tarafından alınan kararı 5 Haziran'da iptal etti.

 

Yarın: FETÖ elebaşının en mutemet adamı Bahçeli'ye ne dedi, ne cevap aldı?

 

 

 


 


Diğer SİYASET Haberleri

ABD'DE TEZGAH KURDULAR

ABD'DE TEZGAH KURDULAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizi uluslararası alanda itibarsızlaştırmaya ve böylece kendi istedikleri yöne itmeye çalışıyorlar" dedi     ...

Asgari ücret en az 2 bin lira olmalı

Asgari ücret en az 2 bin lira olmalı

PARTİSİNİN grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirerek, taşeron işçilerin sorunların...

MHP Rize Merkez İlçe'de toplu katılım

MHP Rize Merkez İlçe'de toplu katılım

MHP Rize Merkez İlçe Teşkilatı, partiye yeni katılan 200 kişi için rozet takta programı düzenledi.   MHP'ye katılım töreninde konuşan Rize Mekez İ...

NATO tatbikatındaki olay soruşturulmalı

NATO tatbikatındaki olay soruşturulmalı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, NATO tatbikatında Atatürk ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resimlerinin kullanılması olayının soruşturulması gerektiğini s&oum...

TBMM yeni başkanını seçiyor

TBMM yeni başkanını seçiyor

TBMM Genel Kurulunda, bugün 26. Dönem. 2. Devre için Meclis Başkanlığı seçimi gerçekleştirilecek.     TBMM Başkanlığı için; AK P...

Erdoğan, şehit Eren Bülbül'ün ailesini ziyaret etti

Erdoğan, şehit Eren Bülbül'ün ailesini ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında 11 Ağustos’ta bölücü terör örgütü mensuplarıyla sağlanan s...

İhanet şebekelerinin devri kapandı

İhanet şebekelerinin devri kapandı

  Cumhurbaşkanı Erdoğa, "Cumhuriyetimizin ortak değerleri adına demokrasi, millet, ezan, bayrak düşmanlığı yaptığınız günler sona ermiştir. Bunlara ihtiyacı o...

PYD, YPG konusunda hassasiyetimiz ortadadır

PYD, YPG konusunda hassasiyetimiz ortadadır

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "PYD, YPG konusunda hassasiyetimiz ortadadır. Bunun, yani herhangi bir toplantıya katılmasının bizim için kabul edilemez olduğunu başınd...

'Naim Süleymanoğlu efsane bir sporcuydu'

'Naim Süleymanoğlu efsane bir sporcuydu'

Başbakan Yıldırım, Naim Süleymanoğlu'nun, bugüne kadar hiçbir sporcunun kıramayacağı rekorları kıran efsane bir sporcu olduğunu söyledi.     ...

TAMİR VE TELAFİSİ OLMAYAN REZİLLİK

TAMİR VE TELAFİSİ OLMAYAN REZİLLİK

Bahçeli'den zehir zemberek NATO açıklaması MHP lideri Devlet Bahçeli, "Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası ittifaklar, ne hazin, ne yazık ki...