Ortadoğu Gazetesi

Dış Politikanın Acil Konu Başlıkları ve Suriye

KÖŞE YAZILARI / 2017-04-21 10:05:01

Dış Politikanın Acil Konu Başlıkları ve Suriye

Referandumda Türk Milleti'nin, mecliste hazırlanan hükümet sistemi değişikliğine yönelik teklife EVET vermesinin ardından ülke olarak artık önümüze bakmamız gerekiyor.

Önceliklerimiz hemen her alanda kendisini gösterse de, bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelerin tümü dış politikadaki önceliği ve aciliyeti her yönüyle karşımıza getiriyor.

Bu çerçevede ana gündemde olan konular şunlardır: Suriye krizinin ulaştığı boyut, Irak'ta Kerkük ve Barzani yönetiminin bağımsızlık söylemleri ile yaşanmaya başlayan sorunlar, AB-Türkiye arasındaki gerilim, uzak doğu da ABD-Kuzey Kore'nin tehlikeli restleşmeleri.

Bu konu başlıklarının hepsinin gündeme getirdiği mesele sadece kendi özelinde kalmakla yetinmiyor, aynı zamanda ilişki boyutuyla diğer alanları da öncelikli olarak etkileme potansiyeline sahip oluyor.

Acil yollardan gündemimize girecek olan, daha doğrusu gündemde olsa da referandum dolayısıyla çok fazla dikkat kesilemediğimiz meselelerden en öncelikli ve karmaşık olanı kuşkusuz ki Suriye'dir. 

Suriye'de yaşanan son dönemdeki gelişmelerin vahameti artarken, Türkiye açısından bir dönem zorlayıcı koşulların ortaya çıktığı PYD bahsinde gündeme artık yeni durumlar gelebilir.

Bu çerçevede Suriye krizinde yakın dönemde yaşanan gelişmeleri ele almakta fayda vardır...

Geride bıraktığımız aylarda Esad yönetiminin İdlip'te sivillere karşı kimyasal silah kullanmasının ardından Suriye meselesi her yönüyle yeni bir boyut kazanmaya başladı. 

ABD yönetiminin olayı kabul edilemez bularak Esad yönetimini füzelerle hedef alması yeni koşulların oluşacağının en önemli göstergesi oldu. 

Daha önce Türkiye, Rusya ve İran'ın başlattığı Astana süreciyle ateşkesin sağlanması meselesi üzerinde çalışılırken, bu girişime karşılık "kimyasal silahların kullanılması" bahsinin gündeme gelmesi belki de Suriye'deki krizin siyasi yollardan çözümü için yeni mekanizmaların kurulmasının gerekebileceği konusunu da gündeme getiriyor. 

Ancak bunun nasıl sağlanabileceği ise kuşkuludur. Zira Rusya ve İran'a göre İdlip'te kullanılan kimyasal silah Esad rejimi tarafından değil muhalifler veya üçüncü bir kesim tarafından kullanılmıştır. 

* * *

Batılı ülkelere göreyse Esad rejiminin Suriye'deki varlığı artık düşünülemez ve Rusya'nın da Esad rejiminin yanında yer alan tutumunu derhal değiştirmesinin vakti gelmiştir. 

Tam da böylesi bir dönemde Dışişleri Bakanları seviyesinde Moskova'da  gerçekleştirilen bir zirvede Rusya, İran ve Suriye Dışişleri Bakanları ortak bir açıklama yaparak "Suriye'de atılacak tüm askeri adımlara karşılık vereceklerini" ilan ettiler. 

Bu açıklama ABD'nin, Esad rejimine ait bir askeri üssü hedef almasının hemen arkasından gelmiş olması itibarıyla, krize taraf olan her ülkeye karşı kesin bir diş gösterme olarak algılanmıştır. 

Ancak yapılan tüm çağrılara rağmen Moskova yönetiminin Esad rejiminden yana sergilediği tutumunu sürdürmesi nereye kadar gidebilecek, belli değildir. 

Böylesi bir dönemde Suriye'de yeni kimyasal silahlı saldırılar yapılabileceği bilgisi iki yönlü, yani hem Esad rejimi kaynaklı yahut destekli, hem de muhalifler kaynaklı kesimlerce iddia edilmektedir. Durumun karmaşıklığı olası bir yeni saldırının yaratacağı insani boyutun ne olacağını düşündürmesinin yanı sıra, buna tepki verecek uluslararası güçlerin de tutumunun nasıl olabileceğini tartışmalı hale getirmektedir. 

ABD'nin daha önce duyurduğu "tekrarlanırsa yine aynısını yaparız" dediği füzeli saldırılara karşın, bu kez Rusya'nın "önceki gibi sesiz kalmayacakları ve cevap verecekleri" yönünde bir eğilimi mevcuttur.

Türkiye açısından ortaya çıkan yeni hal ABD ve Rusya'nın yaşadığı anlaşmazlıkta nasıl bir tutum alınacağını sorgulanır hale getiriyor.

Yukarıda da izah edildiği gibi Astana sürecine varıncaya kadar, yani Suriye'de kalıcı bir ateşkes tesis edilmesi amacıyla yoğun girişimlerde bulunulması bahsinde Türkiye, Rusya ile çok yakın olarak çalışmıştı.

Ancak bir yanda ateşkes konuşulur ve bunun kalıcı hale gelmesi sağlanmaya çalışılırken, diğer yanda kimyasal silahların kullanılmasıyla çatışmaların daha da derinleşmeye başlaması elbette Astana sürecini tartışmalı hale getirmiştir.

* * *

Esad'ın kimyasal silah kullandığı yönünde hemen her ülkenin ve BM'nin fikir birliğinde olması ise Türkiye'nin Astana sürecine kadar olan "Esad artık gitmeli ya da zorla gönderilmeli" tezini kuvvetlendirmeye başladı.

Bu çerçevede ABD'nin, Suriye krizinin başladığı günden bu yana ilk kez Türkiye'nin görüşünü paylaşarak askeri eylemde bulunması, önümüzdeki dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin Suriye'de ne gibi yeni ortaklıkları doğurabileceği konusunu akıllara getiriyor.

Özellikle ABD yönetiminin PKK terör örgütünün Suriye uzantısı olan PYD'yi yoğun bir şekilde desteklediği ve silahlandırdığı bir dönemde iki ülke savunma bakanlarının ABD'de buluşmaları ve bu buluşmada Suriye bahsinin görüşülmesi dikkatlerden kaçmamıştır.

Dikkatlerden kaçmayan bir başka konu ise ABD Başkanı Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı referandum münasebetiyle arayarak tebrik etmesi ve Suriye'de "işbirliğinin geliştirilmesi" konusunu açmasıdır.

Türkiye açısından şimdilik olumlu olarak görülebilecek ilk konu, masum sivilleri hedef alan Esad rejimine karşılık ilk kez böylesine büyük bir uluslararası güç birliğinin oluşmaya başlaması olsa da, diğer yanda Menbiç'te PYD'yi koruma konusunda bizzat sahada "ortak" görüntü veren ABD ve Rusya arasındaki gerilim ya da rekabetin artmasıyla bu bahsin yeni bir duruma evrilebileceğidir.

"Fırat'ın batısında" PYD için artık güvenli bir sahanın bulunduğu tezi gittikçe zayıflarken, benzer şekilde Türkiye'nin bölgedeki hareketliliğinden, Esad rejimini ortaya koyarak sıyrılabileceğini düşünen PYD açısından yakında kabus dolu bir süreç daha başlayacak gibi duruyor.

Basına yansıyan bazı bilgilere bakıldığında, kimi hükümet çevrelerine göreyse Rakka konusunda da Türkiye lehine oluşacak çok farklı seçenekler devreye girebilirmiş. 

Henüz bu durumlar kesinlik kazanmış değildir, bu nedenle her yönüyle Suriye konusunda temkinli ve tetikte olma halini sürdürmekte fayda vardır.


 


Diğer KÖŞE YAZILARI Haberleri

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

İsmi Cumhuriyet olan, lakin bir türlü Halkın partisi olamayan CHP ne yapmak istiyor. Özellikle MHP düşmanlığı üzerinden siyaset yapan CHP, gerçekte neyin peşi...

Yönetimde istikrar, temsilde adalet...

Yönetimde istikrar, temsilde adalet...

Yeni Anayasa ile yeni bir döneme gidiyoruz… Gidiyoruz gitmesine de, halka söyleyecek sözü kalmayan bazı siyaset simsarları meseleyi rotasından çıkarma, bul...

Salı'yla Gelen…

Salı'yla Gelen…

Hani bir zamanlar parti içi muhalefet ağaları vardı: "Salı günleri konuşmakla olmuyor bu işler!.." der dururdu. Devlet Bey'in konuşa konuşa MHP'yi iktidara...

DERHAL İSTİFA ET SARI SENDİKACI!

DERHAL İSTİFA ET SARI SENDİKACI!

Ey Memur-Sen'in binlerce üyesi! Genel Başkanınızın "Mustafa Sabri" dediği… Damat Ferit'in işbirlikçisi bir münafık… Sevr imzaland...

"En İyi Gazeteci!.."

"En İyi Gazeteci!.."

Gençlik yıllarımız, "Petrol Fırtınası" yazarı Raif Karadağ'ın, nasıl bir otel odasında ölü bulunduğunu birbirimize anlatarak geçti. Sonra aynı...

İftira ve isnat mangası neden rahatsız?

İftira ve isnat mangası neden rahatsız?

         Türkiye siyasetinde iktidar partisi AKP ve anamuhalefet partisi CHP'nin son seçimdeki toplam oy oranı yüzde 75'i buluyor, ama ül...

AHMET KAYA'YI ANMAK, APO'YU ÖZLEMEKTİR!

AHMET KAYA'YI ANMAK, APO'YU ÖZLEMEKTİR!

Ahmet Kaya'nın 17. ölüm yıldönümü imiş…  Ahmet Kaya, sanatçı kimliğiyle değil, PKK'lı kimliğiyle hayata gözlerini yummuştur. S&...

"USTA"DAN SON HAMLE!

"USTA"DAN SON HAMLE!

Hani birileri "O iyi bir satranç ustasıdır" diyordu ya… Meşhuurrrrr "Salı dersleri"nde Devlet Bey yine ters köşe yaptı… Geçen haft...

RAKKA TİYATROSUNU DEŞİFRE EDEN İNGİLTERE NEYİ AMAÇLIYOR?

RAKKA TİYATROSUNU DEŞİFRE EDEN İNGİLTERE NEYİ AMAÇLIYOR?

Suriye'de aradan geçen her gün gerek iç savaşın bitirilmesi, gerekse IŞİD sonrasındaki sürecin nasıl şekilleneceği ile ilgili yaklaşımlar çoğalmışken...

BARAJ…

BARAJ…

Türkiye'nin demokrasi, adalet, temsilde adalet, temsilde eşitlik gibi birçok evrensel kuralı yaygınlaştırmak için önemli adımlar atma zamanı gelmiştir… ...