Ortadoğu Gazetesi

TÜRKİYE'NİN HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ALIMINDA İZLEDİĞİ STRATEJİ

KÖŞE YAZILARI / 2017-07-17 10:47:48

TÜRKİYE'NİN HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ALIMINDA İZLEDİĞİ STRATEJİ

Ülkemiz son yıllarda askeri sanayinin geliştirilmesi ve TSK tarafından kullanılan silah, teçhizat, araç ve ekipmanların mümkün olan en üst seviyedeki yerlilik oranına ulaşması için yoğun gayret sarf ediyor.

Kara, hava ve deniz sistemleri için yürütülen çalışmalarda şimdiye kadar önemli olan çok sayıda proje bitirilerek, ülke savunmasında aktif bir şekilde kullanılmak üzere TSK'ya teslim edildi.

Ülkemizin kendi imkanlarını azami seviyede kullanarak geliştirdiği silah ve araçların çağın gereklilikleri ve TSK'nın ihtiyaçlarını karşılaması noktasında ulaşmış olduğu bu seviye elbette haklı bir gurur kaynağıdır.

Kuruluşundan bu yana 100. yılına doğru ilerleyen ülkemizin kendi gemisini, uçağını, topunu, tüfeğini, tankını, uydusunu, füzesini ve daha birçok sistemi geliştirmesi önemli olduğu kadar milli sorumluluğun gereğidir.

Tarihe harp sanatının en usta milleti olarak geçmiş olan ve bu vasfını aradan geçen binlerce yıla rağmen koruyan Türk Milleti için kendi tasarladığı silah ve harp araçlarını kullanmanın önemi büyüktür.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı öncülüğünde gerçekleştirilen ve halen de devam eden çok sayıda proje kapsamında Aselsan, Havelsan, TAI gibi öne çıkan kuruluşların yanı sıra özel sektörde de savunma sanayine yatırım yapmış olan çok sayıda firmanın varlığı harp sanayinin gelişimine katkıda bulunan önemli etkenlerdendir.

Ancak savunma sanayi alanında böylesine önemli çaba ve çalışmaların olduğu bir dönemde ülkemiz savunmasının en kritik ve eksik yönü günümüz şartlarını gerçek manada karşılayan hava ve füze savunma sistemlerine hali hazırda sahip olmayışıdır.

Şimdiye değin yürütülen çalışmalar kapsamında askeri tabirde kısa menzilli olarak kullanılan bazı sistemler geliştirilmiş olsa da diğer ülkelerle mukayese edildiğinde son derece vasat  bir hava ve füze savunma sistemi teknolojimizin bulunduğu açıktır.

Dünyanın gelişen şartları ve özellikle Türkiye'nin bulunduğu coğrafya ile beraber komşu ülkelerin sahip olduğu balistik füze imkanları birlikte düşünüldüğünde, Türkiye açısından tüm tehditleri bertaraf edebilecek bir hava ve füze savunma sistemine sahip olunması zorunluluğu ve aciliyeti ortaya çıkmaktadır.

Mevcut durumda ülkemiz İsrail, Suriye, İran, Ermenistan başta olmak üzere çok sayıda ülkenin ellerinde bulunan füzeler sebebiyle menzil alanı içerisindedir.

Yani bu sahada ciddi bir boşluk ve eksiklik söz konusudur.

Durum böyleyken Türkiye yıllardan bu yana üzerinde çalıştığı hava ve füze savunma teknolojisine sahip olma yolunda geride bıraktığımız hafta son derece önemli iki adım attı.

Bu adımlara geçmeden evvel daha önce yürütülen çalışmalar ve sonuçlarıyla ilgili bilgi kısa bir hatırlatmada bulunmanın faydası olacaktır.

Ülkemizin hava ve füze savunma sistemlerine yönelik ilk çalışma ve teknoloji transferini öngören çalışması 2013 yılında gerçekleşti.

Bu tarihte yapılan bir ihale ile Çin'li CPIMEC firmasıyla 3,4 milyar dolar karşılığında anlaşma imzalanacağı duyurulmuş ve çalışmalarında bu çerçevede yürütüleceği ilan edilmişti.

Fakat bir süre sonra bu ihalenin Türkiye tarafından iptal edildiği ve Türkiye'nin kendi sistemini geliştirmeye yönelik çalışa yürüteceği duyuruldu.

İptal gerekçesinin tam olarak neye bağlı belli olmasa ve kimileri NATO'nun "uyumsuzluk yaratacağı" gerekçesiyle itiraz ettiği söylense de, resmi kaynaklardan yapılan açıklamada CPIMEC'in, Türkiye'nin talep ettiği seviye ve biçimde teknoloji transferi yapmayı kabul etmemesi ana gerekçe olarak sunuldu.

Şimdiki dönemde ise iki yönlü bir çalışmanın yürütülerek nihayete erdirildiği anlaşılıyor.

Bunlardan ilki Rusya'dan alınacak olan ve konunun uzmanı olan çevrelerce dünyanın en gelişmiş hava ve füze savunma sistemleri olarak değerlendirilen S-400 sistemleridir.

ABD'li Bloomberg'in duyurduğu bu haberin ilerleyen saatlerde hem Türk hem de Rus resmi kaynaklarca doğrulanması yalnızca iki ülkenin ilişkilerinin geldiği seviyeyi göstermesi açısından değil, bundan sonraki dönemde de klasik yaklaşımların geride kalabileceği yorumlarının gelmesine neden oldu.

Gerçekleşmesi an meselesi olan S-400 alımı için 2,5 milyar dolarlık bir fiyat belirlenmişken, iki ülkenin ilgili bakanlarının imzaları ile bu projenin hayta geçeceği ve 2 bölük sistemin önümüzdeki yıl Türkiye'ye teslim edileceği, kalan iki sistemin üretimininse Türkiye'de yapılacağı iddia ediliyor.

Sonuç itibarıyla ülkemiz Rusya'dan toplamda 96 adet füzenin içerisinde bulunduğu kapsamlı bir alım yapmayı hesaplamış görünüyor.

Rusya'dan alınacak S-400'lere NATO'nun itirazda bulunacağı meselesini kimi çevreler dile getiriyor olsa da, bu sistemin NATO'ya entegre edilmeyerek Türkiye'nin kendi milli savunmasında bağımsız bir şekilde kullanılacak olması siyasi ve askeri açıdan önemli bir başlangıçtır.

Diğer yandan böylesi bir sistemin alımına karar verecek olan NATO değil, Türkiye'nin kendisidir.

S-400'ler NATO sistemine entegre edilmediği müddetçe de ortada zaten bir sorun bulunmayacaktır.

Füze alımına yönelik ikinci bir adım ise İtalya-Fransa ortak yapımı olan STAMP-T hava ve füze savunma sistemlerinin alımına yönelik Türkiye'nin her iki ülkeyle yaptığı anlaşma olmuştur.

Bu füze savunma sistemleri S-400'lerle mukayese edildiğinde özellikle irtifa ve menzil bazında daha geride olsa da, Türkiye'nin programına aldığı, kendi imkanlarıyla geliştirmeye koyulduğu milli hava savunma sistemi projesi kapsamına dahil edilecek olması açısından önemlidir.

Yani bu alanda elde edilecek tecrübeler önümüzdeki yıllarda ülkemize çok daha büyük ve önemli projelerin gelişimine katkıda bulunacaktır.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın duyurduğu bu anlaşmayla ilgili teknik bilgiler henüz ilan edilmemiş olsa da, Rusya ile S-400 alımının yapılacağının doğrulandığı gün ile aynı zamanda kamuoyuna ilan edilmesi Türkiye'nin çok yönlü bir stratejiyi takip ettiğini göstermiştir.

Diğer taraftan ABD Savunma Bakanı Mattis'in, Türkiye'nin S-400 alımına ilişkin yaptığı değerlendirmede söylediği "NATO sistemleri Rus sistemleri ile ne kadar uyuşuyor? Sorun bu. ABD Savunma Bakanlığının Türkiye'nin Rus füze sistemlerin ne şekilde kullanacağını görmesi gerek" sözleri meseledeki NATO hassasiyetinin öne çıkarıldığının göstergesidir.

Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki Türkiye'nin hava ve füze savunma sistemleri alması hususu geçmişten bu yana NATO bünyesinde değerlendirilen bir çerçeveye sahipmiş.

Fakat 15 Temmuz ve özellikle de Suriye krizinden sonra oluşan şartlar gereğince Türkiye hava sahasını ve topraklarını korumaya yönelik tek yönlü bir yaklaşım tarzı benimsemek yerine, çok yönlü bir değerlendirmeyle meseleyi ele almış görünüyor.

NATO'ya verilen taahhütler İtalya-Fransa ortaklığıyla üretilen STAMP-T sistemlerinin alımı ile yerine getirilirken, bölgesel şartların gerekliliği olarak da dünyanın en ileri seviyedeki S-400'lerin Rusya'dan teknoloji transferini de içeren bir kapsamda satın alınacak olması milli ihtiyaçların karşılamasını hedeflemiştir.

Her iki sistemin de kendine has özellikleri bulunsa da dünyanın önemli kırılmalar yaşadığı ve daha fazlasını yaşayabileceği bir dönemin içerisinde bulunuyorken, Türkiye gibi her açıdan merkez ve kavşak bir konumda bulunan nemli bir ülkenin tek yönlü algılamadan sıyrılması önemlidir.

Özellikle de mesele milli güvenlik olduğunda.


 


Diğer KÖŞE YAZILARI Haberleri

Sistem değişti artık kabullenin

Sistem değişti artık kabullenin

          Seçimler yapıldı, hükümet kuruldu, meclis başkanını seçti ve çalışmaya başladı, yeni sistem bütün unsurları ile...

Trump Ve Almanya

Trump Ve Almanya

Ortam bir anda sertleşti. Amerika'nın Başkanı Donald Trump "Almanya enerji için Rusya'ya yüksek düzeyde ödemeler yapıyor. Bu nedenle Almanya Rusya'nın b...

"Su Uyur; Dolar Uyumaz!.."

"Su Uyur; Dolar Uyumaz!.."

Polis, Adnan Oktar ve müritlerine karşı bir operasyon başlattı. Şimdi herkes konuya dair bir şeyler konuşuyor.  Ben sağlam eldiven gerektiren bu konuya, muhatapları özg&...

ŞER ODAKLARI PUSUDA, GÖREVLERİNE DEVAM EDİYORLAR

ŞER ODAKLARI PUSUDA, GÖREVLERİNE DEVAM EDİYORLAR

Seçim öncesi her şey sakin.   Borsa yerinde seyrediyor.   Dolar'da belirgin bir hareket yok.   Batı beklentisi,   AB beklentisi...

MHP ne yaptığını bilir

MHP ne yaptığını bilir

        Yeni sisteme geçilmiş ve yeni bir hükümetle birlikte farklı ve iddialı bir döneme girilmiştir. Milletin beklentileri son derece yüksektir....

Ufukta Güneş Gözükmemektedir

Ufukta Güneş Gözükmemektedir

"-Sende CHP'ye amma taktın beyim" diyenler olabilir. Ancak siz HDPyle bir ilişkiye kalkışsanız bu ortaklığın ne uğruna nereye kadar olduğunu siz sorgulamazsanız sizin yerin...

Srebrenitsa Bize Neyi Anlatıyor?

Srebrenitsa Bize Neyi Anlatıyor?

11 Temmuz yani dün, Bosna savaşında 8 bin 372 Bosnalı Müslüman sivilin Sırp askerleri tarafından topluca katledildiği Srebrenitsa katliamının yıldönümüydü...

Bakanlar ve beklentiler

Bakanlar ve beklentiler

          Türk milletinin tarihi kararıyla değişen hükümet sistemi, görkemli törenlerden sonra yapılan bakan atamalarıyla birlikte tam olarak ...

Y-CHP ve Özerklik İsteği Anlatılmalı

Y-CHP ve Özerklik İsteği Anlatılmalı

Y-CHP kendini yeni bir yol ayrımında bulduysa bugüne kadar yaptıklarındandır. Memleket kötü duruma düştüğünde kötülerle bir olan, milliyetçilik...

Millî Eğitim + Millî Savunma = Millî Bekâ

Millî Eğitim + Millî Savunma = Millî Bekâ

"Gençler! Çocuklarım! Türk çocukları! Artık bana emanetsiniz. Çağdaş ve modern eğitim sistemi tercih değil zorunluluktur. Kod dünyası bizi beklesi...