Ortadoğu Gazetesi

KORE YARIMADASI VE PASİFİKTE SAVAŞ RİSKİ YÜKSELDİ

KÖŞE YAZILARI / 2017-08-11 10:13:26

KORE YARIMADASI VE PASİFİKTE SAVAŞ RİSKİ YÜKSELDİ

Uzak doğuda patlak veren Kuzey Kore krizi hala gergin bir satıhta ilerlemeye devam ediyor.

Kuzey Kore'nin son bir yıldır sürdürdüğü ve hızını daha fazla artırdığı kıtalararası balistik füze geliştirme çabaları ve denemeleriyle beraber, nükleer bomba elde etmeye yönelik gayretleri devam ederken başta Güney Kore ve Japonya dahil bu iki ülkenin müttefiki olan ABD, kendilerini doğrudan tehdit eden böylesine büyük bir girişim karşısında herhangi bir somut sonuca şimdilik ulaşabilmiş değil.

Özellikle birkaç aydır ABD'nin meseleyi diplomatik yollardan çözmeye yönelik sergilediği girişimlerin, Kuzey Kore'yi kendi yolundan döndürememesi ve gerek BM nezdinden gerekse diğer ülkelerden doğrudan yapılan tüm çağrılara Kuzey Kore'nin kulak asmayıp, bildiğini okuması sorunun "silah kullanılmadan" çözülebileceğine dair umutları azaltıyor.

Son olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde, Kuzey Kore'nin yıllık ihracatının üçte birini doğrudan etkileyecek ve bu ülkenin demir, kömür gibi madenlerle deniz ürünleri satışını yasaklayan bir karar alındı.

Ancak karar sonra Kuzey Kore yönetiminin füze ve nükleer çalışmalarını durdurmayacağını ilan etmesi, dahası doğrudan ABD'ye meydan okuyucu resmi açıklamalarda bulunması, uygulamaya konulan bu yeni yaptırım kararının da bir işe yaramayabileceği endişelerini doğurdu.

Dahası Kuzey Kore açık bir biçimde ABD topraklarını hedef alabilecek kapasiteye sahip askeri imkanları olduğunu duyurmakla birlikte, ABD'nin Guam adasında bulunan askeri üslerine yönelik füze saldırısı yapmayı planladıklarını da ilan etti.

Açıklama sıcaklığını korurken bu kez ABD Başkanı Trump son derece sert bir üslupla Kuzey Kore'yi uyararak, "Kuzey Kore nükleer tehdidi tırmandırırsa dünyanın görmediği ateş ve dehşeti görecek. Kuzey Kore'nin yapacağı en iyi şey ABD'yi bir daha tehdit etmemek olur" açıklamasını yaptı.

Açıkçası bu sert tavır ve kimilerine göre kullanılan dildeki bayağılık, şimdiye kadar Kuzey Kore krizinde görülmemiş bir çıkış oldu.

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, Trump'ın böyle bir dil kullanmasını soran gazetecilere "Kim'in (Kuzey Kore lideri) anlayacağı dilden konuşuyor" cevabını vermesi, bir noktada ABD'nin de Kuzey Kore'ye karşı bundan sonra geliştireceği tüm politikalarında sertlik yanlısı adımlar atacağının işareti oldu.

Uzak doğuda yaşanan ve yapılan karşılıklı açıklamalarla endişeleri yükselten krizin harareti öylesine arttı ki, Pyongyang ve Washington yönetimlerinin birbiri ardına yaptıkları açıklamalar sonrası dünya borsalarının neredeyse tamamında bu gelişmeye bağlı olarak önemli dalgalanmalar yaşandı.

Dünya yaşanan bu krizi endişeyle takip ederken,  ABD medyasında Kuzey Kore'nin minyatürleştirilmiş nükleer savaş başlığı üretiminde başarılı olduğunu, istihbarat ve güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere dayandırarak haberleştirildi.

Habere göre Kuzey Kore'nin nükleer güç olma yolunda önemli bir eşiği aştığı ifade edilirken, bu ülkenin elinde bulunan füzelerin yetenek ve kabiliyetleri beraber düşünüldüğünde ABD ve bölgede bulunan müttefikleri açısından son derece tehlikeli bir düşmanla karşı karşıya olunduğu gerçeği vahim bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ayrıca Kuzey Kore'nin denizaltılar aracılığı ile de balistik füzelerini kullanabildiğine yönelik ortada olan bilgiler, yakın dönem içerisinde dünyanın belki de daha önce hiç karşı karşıya kalmadığı ciddi sorunlarının tecrübe edilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarabilir.

Kitle imha silahları bu derecede yaygınlaşmışken sadece Pasifik bölgesinde değil, suya atılan taş misali dünyanın geri kalına doğru aynı güvenlik kaygılarından beslenen bir düşünceyle, diğer ülkelerin de nükleer bombalar geliştirmesi çabası içerisine girmeleri sonucunu doğurabilir.

Uzun süredir uluslararası çevre BM'nin mevcut yapısının küresel çapta oluşan sorunlara artık çözüm getiremediği bahsinden dem vururken, vukuu bulan Kuzey Kore krizi bu görüşün belki de en büyük imtihandan geçmesine vesile olacağı gibi şayet BM çatısı altında yürütülen diplomatik çabalar sonuç vermezse, aynı sisteme olan güvenin tamamıyla ortadan kalkması sonucunu da doğurur.

Görünüşe göre başta ABD, Güney Kore ve Japonya olmak üzere diğer ülkelerin bu krizin diplomasi yoluyla çözülebileceğine yönelik güvenleri aradan geçen hergün biraz daha azalıyor.

Aksi bir durumda bölgedeki askeri varlıkların ve hareketliliğin bu derecede olağan dışı yükselmesi söz konusu olmazdı.

İlave olarak ABD'nin kıtalararası balistik füzelere karşı son zamanlarda birbiri ardına bu tehdidi önleyici kendi füze kalkanı projesini test etmesi, ABD ana karasına yönelik olası balistik füze saldırılarının ihtimal dışında tutulmadığını gözler önüne seriyor.

Diğer taraftan çok dikkat edilmese de, Kuzey Kore krizinin bölgede bulunan tüm ülkelerin güvenlik hassasiyetlerini en üst seviyeye çıkarmış olduğu su götürmez bir gerçekliktir.

Buna göre bölgede bulunan önemli ülkelerden Çin'in, nükseden böylesi bir kriz karşısında askeri kapasitesini yükseltmesi ve ABD donanmasının güçlü pek çok unsuru bölgeye gelmişken, kendisini gizliden gizliye kuşatılmışlık altında hissetmeye başlaması ayrı bir problemi beraberinde doğuracaktır.

Dahası Pasifik'te bulunan bir başka kriz sahası olan Güney Çin Denizi konusunda, Kuzey Kore krizinde yaşanan gerginlikler domino etkisi yaratabilecek bazı sonuçları doğurabilir.

ABD'nin yeni dönemde askeri olarak uygulamaya koyulduğu genel stratejisinde kuvvetlerinin ağırlıklı kısmını Atlantik'ten Pasifik'e kaydırması, Kuzey Kore'nin nükleer çalışmalarıyla beraber Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki bazı adaları kendi egemenliğine alması ana savaş nedeni olarak sayılırken, ne yazık ki dünya eskisine göre daha az güvenli bir yer olmaya doğru sürükleniyor.

Reklam

 


Diğer KÖŞE YAZILARI Haberleri

Patronlarının emrettiği kadar havlayabiliyorlar

Patronlarının emrettiği kadar havlayabiliyorlar

Vay be!!!! Vay ki; ne vay... Kerkük, krizi çıktı da dünya yiğit gördü!!! Öyle böyle değil. Yiğidin hasını gördü acun! Refer...

KARABAĞ

KARABAĞ

Sabah gazetesi yazarı Mevlüt Tezel… Karabağ futbol takımına destek olmaya gidenlerin taraftarların A4 kağıdına Karabağ'ın harflerini yazıp şeffaf dosyaya koymasını...

Önce sen başlattın

Önce sen başlattın

         ABD, İstanbul Başkonsolosluğundaki görevli Türk vatandaşı Metin Topuz'un FETÖ soruşturmasında tutuklanmasından sonra, Türkiye'y...

TERÖRİSTBAŞI ABD, APO DÖVMELİ ABD ASKERLERİ

TERÖRİSTBAŞI ABD, APO DÖVMELİ ABD ASKERLERİ

"İran terörü destekliyor, adım atacağız" "Burada terörü destekleyen ülkeler var" "Katar Uzun Zamandır Terörü Destekliyor&quo...

Hangi Sünnet?

Hangi Sünnet?

Geçen haftaya göre moral olarak daha iyiyiz. Kerkük Türkmenlerinin resmi hamisi ve müttefiki olan Irak ordusu Kerkük'ten sonra Altunköprü'yü d...

RAKKA TİYATROSU BİTTİ

RAKKA TİYATROSU BİTTİ

Suriye iç savaşının başladığı günden beri ABD'nin gizli bir ajandayı uyguladığı aradan geçen 6 yılı aşkın zaman zarfında kendisini her yönü ile g&ou...

İKİNCİ 1944 VAK'ASI!

İKİNCİ 1944 VAK'ASI!

Daha on gün önce yazmıştım "Size Asla Güvenmiyoruz" diye… (Bknz: Ortadoğu, 10 Ekim 2017, s:2) Yanılmamışız… Hala aynı yerdesiniz Sayın Cumhu...

Derin Ahmet'in bedeli

Derin Ahmet'in bedeli

            Ortadoğu'daki bütün kirli planlarını terör örgütleri üzerinden hayata geçiriliyor. ABD'nin yeni yayılmacı...

MHP DÜŞMANLIĞI HİÇ BİTMEYECEK…

MHP DÜŞMANLIĞI HİÇ BİTMEYECEK…

          MHP, her daim Milletinin ve Devletinin yanın da yer alan siyasi bir harekettir. Dostta Düşman da bunun böyle olduğunu bilir. Dostlar bu durumdan &cce...

Barzani Türkiye'ye Karşı Suç Deposudur!

Barzani Türkiye'ye Karşı Suç Deposudur!

Fatih Altaylı'nın yazılarını okuyunca "İnsan yazmayı değil, görmeyi öğrenmeli. Yazmak bir sonuçtur." sözü aklıma geliyor. Anlamadan yazma, gö...