Ortadoğu Gazetesi

"Başıbozukluk" Mehmetlerin Kemâl Çağıdır!

KÖŞE YAZILARI / 2017-10-13 09:58:02

"Başıbozukluk" Mehmetlerin Kemâl Çağıdır!

Bazı şeyler hiç sorgulanmadan yaşanır. Hatta yaşanmakla da kalmaz, zamanla bir yaşam tarzı halini alır. 

Ta ki biri çıkıp da: "Bu niye böyle?" diyene kadar…

Mesela hiçbir Fenerbahçeli, Galatasaray'lı veya Beşiktaşlı neden kendisi İstanbullu olmadığı halde bir İstanbul takımının taraftarı olduğunu fazla merak etmez. 

Hele de takım o yıl iyiyse umurunda bile değildir.

"Atadan babadan öyle görmüş"tür!

Türkiye'de taraftarlık müessesesi, erkenden bu üç kulüp tarafından parsellenmiştir.

Çünkü birincisi bunlar Osmanlı döneminde kültür, sanat ve spor olaylarının ilk durağı olan İstanbul'da kurulmuşlardır. 

Federasyonun geç kurulması, deplasmanlı ligin geç başlaması, 1966'ya kadar Anadolu'da tesis ve kulüp yokluğu gibi sebepler de bulunabilir; ancak esas mesele, bu takımların Osmanlı'dan kalmış olmasıdır. 

Osmanlı'da günümüze sadece "üç büyükler sevgisi" kalmamıştır. 

Farkında olmadan yaşadığımız pek çok alışkanlık bize tarihteki yaşanmışlıkların armağanıdır.

Merhum Başbuğumuzun çağrısına uyarak Tarihçi olduktan sonra "kimlerin neden Ülkücü, kimlerin neden devrimci olduğunu" sorgulama cesareti bulmuşumdur. 

Tarihçiden sonra biraz da "Tarihselci" (determinist) olunca: şöyle düşünmeye başlamıştım:

İnsanlar, mutlaka tarihte birbirlerinden farklı bazı özellikler kazanmış, belirli olgulara yakın veya uzak olmuş; o yüzden de "Ülkücü veya Komünist" olmuşlardı.

Yüzde yüz formatlı bir tarihsel arka plan tespiti fazla iddialı olurdu. 

Ama orman köylüsünden nasıl daha çok marangoz, dağ köyünden çoban, kıyı kentlerinden nasıl daha çok süngerci çıkıyorsa bazı yaşanmışlıklardan daha çok Ülkücü, bazı sebeplerden daha çok Komünist çıkması da o kadar doğaldı. 

Sosyologlar ve Siyaset Bilimciler, ideolojik eğilimlerin kaynaklarıyla ilgili olarak: "İnanç, mezhep, kentleşme, gelir seviyesi, menfaat çevresi gibi" sebepler üzerinde durmuşlardır.

Ancak "biz Tarih'te ne idik ki Ülkücü olduk?" veya: "Onlar hangi tavanın balığı idi ki Komünist oldular?" sorusu pek sorulmamıştır. 

Bu konuyadeğindiğimiz yazılar olmuştur. Ancak son günlerde Devlet Bey'in "5.000 Ülkücü" çıkışıyla gündeme gelen "Ülkücü kimdir?" tartışmalarından sonra bu konuyu tüm açıklığıyla masaya yatırmak ve tezlerimizi ortaya koymak bize bir kez daha farz olmuştur.

Çünkü bu konu, MHP'ye ve Ülkücülere meraklı sol entellere bırakılamayacak kadar önemli bir konudur.

Hepimiz, tarihte yaşamış insanların torunlarıyız. Dedelerimiz, bu topraklarda bazı dedelerle aynı, bazı dedelerle farklı hayatlar yaşadılar. Bu farklı yaşantıların aile kültürü üzerinden gelecek kuşakları yani bizleri etkilememiş olması mümkün değildir. 

Biz Ülkücüler, ülke güvenliğine, yiğitliğe, askerliğe ve savunmaya bedelsiz, hattaüste para, emek ve ömür vererek gönüllüolduğumuza göre geçmişte askerlikyapmayanların torunları değiliz. 

Yani Osmanlı'nın Müslim çoğunluğundan yani "millet-i hakime"sinden geliyoruz. 

Millet-i Hakime, Cumhuriyete 11-12 milyon olarak intikal ettiğine, bugün sayısı 80 milyona ulaştığına ve bu insanların hepsi Ülkücü olmadığına göre biz ayrıca neyiz?..

Yani Alparslan Türkeş, memleketle, Türk Milletinin geleceğiyle ilgili güvenlik kaygıları ve ilk Türkçülerden kalan ülkülerle yola çıktığında neden herkes değil de biz bu yolculuğa katıldık? 

Çoğumuz fakir insanlardık; ama 1960'larınmodasına uyup da neden Komünist olmadık? 

"Moskof" lafını duyunca neden hemen mevzi aldık?

Neden "Yunan Mitolojisi"nden çok "Yunan Mezalimi"yle alakadar olduk?

Ayyıldız'ı korumak adına ne oldu da Üç Hilal'in gölgesine koştuk?

Ötekiler neden kızıl bayrağın altında toplandı, berikiler neden hiçbir şeye karışmadı…

Ama biz Ülkücü olduk?..

Bütün bu soruların mantıklıbir açıklaması vardır. 

Gönüllü vatan, millet, bayrak ve devlet muhafızlığı, tarihteki yaşanmışlıkların bir sonucudur.

Kanlı ve yorucu bir siyasi mücadeleden sonra bugün "dâhili veya haricisebeplerle nizami kuvvetler yapamıyorsa,biz göreve hazırız" diyen onbinlerce Ülkücü gönüllünün, Türk Devlet geleneğindeki yeri yani tarihteki karşılığı: "hizmet-i müstahfaza"dır.

Klasik dönem Osmanlı askeri teşkilatında "müstahfız" kale muhafızları için kullanılan bir terimdir.Kelime "hıfz"dan"muhafaza"dan gelir, "koruyucu" demektir. 

1812'de Tımar sistemi kaldırılana kadar kendilerine "müstahfıztimarı" yani belli bir arazinin 1.000 Akçelik yıllık vergi geliri tahsis edilen müstahfızların, görev statüsünün bugünkü karşılığı: "Jandarma"dır. 

O yıllarda bu askerlik işlerini bir hukuken yapamayanlar (gayrimüslimler) vardır. 

Bir fıtraten yapmayan Osmanlı devlet felsefesi ve sistemi (hilafet, müftü, müderris, kadı, imam, cihat, gaza vs.) karşıtları vardır. 

Bir de ahlaken yapamayan acizler, eşkıyalar vardır. 

Tabii ki bunların torunları Ülkücü olmamıştır!

 

Yarın: "Müstahfız"dan "Başıbozuk"a… Vaka-i Hayriye ve Vatan Ordusunun Kurulması… 


 


Diğer KÖŞE YAZILARI Haberleri

İTTİFAK TASLAĞI VE AFRİN GÜNDEMİ…

İTTİFAK TASLAĞI VE AFRİN GÜNDEMİ…

Türkiye iki gündeme kilitlenmiş durumundadır… Gündem hızlı değişse de biri diğerini önemsiz hale getirmiyor. Dün AKP ve MHP tarafından meclis başkan...

CHP-HDP ittifakında engel kalmadı

CHP-HDP ittifakında engel kalmadı

Siyasi partilerin seçimlerde ittifak yapabilmelerine hukuki bir zemin kazandırmak için AKP ve MHP arasında oluşturulan komisyon çalışmalarını tamamladı ve hazırlanan k...

TACİZ VE TECAVÜZÜN SUÇLUSU KİM?

TACİZ VE TECAVÜZÜN SUÇLUSU KİM?

Türkiye son günlerde yoğun bir taciz ve tecavüz olaylarıyla çalkalanıyor. Gün geçmeden, bir şerefsizin vahşetiyle uyanıyoruz. Veya bir caninin canlı yayın ...

Alırken Demokrat, Verirken Faşist!

Alırken Demokrat, Verirken Faşist!

Onlar demokrasi edebiyatı yaparken mangalda kül bırakmazlar. Türkiye'nin güvenlik politikalarına kökten karşı çıkarlar. Terörü de "daha g...

Rejim ve PKK/PYD Arasındaki Anlaşmada Rusya'nın Rolü

Rejim ve PKK/PYD Arasındaki Anlaşmada Rusya'nın Rolü

Hafta başında Esad rejimi bünyesinde faaliyet gösteren Suriye Ulusal Savuma Güçleri adlı silahlı grupların 10 araçlık konvoyla Afrin'e gireceği belirtilmiş ...

Kararlılık

Kararlılık

          Türkiye yeni bir silkiniş ve ayağa kalkma hamlesini başarıyla yürütüyor. Yılların yanlışlarının, teslimiyetinin, yetersizliklerinin ...

Bu İttifak Bu Maçı Alır

Bu İttifak Bu Maçı Alır

Kilis'te rütbeli Mehmetler, harekât merkezinin duvarına: "Bu takım bu maçı alır!" yazmışlar. Bence de alır. Yeter ki kulüp karışmasın, taraftar su...

"Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez"

"Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez"

Her şey devlet için hem de Türk Devleti için diyen Bozkurtların baş kurdu, Ülkücülerin babası, Milliyetçi Hareketçilerin Lideri vatanın yani T&u...

BU ARSIZ VE REZİL SÖMÜRÜYE DUR DEMELİYİZ!

BU ARSIZ VE REZİL SÖMÜRÜYE DUR DEMELİYİZ!

Allah sonumuzu hayretsin… Son yıllarda sürüklendiğimiz sosyal çözülmenin en büyük sebeplerinden biri din sömürüsü.. O derec...

Yarın Çok Geç Olabilir!

Yarın Çok Geç Olabilir!

Türkiye, Afrın'de yürüttüğü "Zeytin Dalı Harekatı" devam ederken, PKK/PYD'li teröristler Haranes, Minnag havalimanı ve Ayn Dakne bölgelerin...