Ortadoğu Gazetesi

BIST
93 372
%-1,38
USD
5,7779
%1,97
EUR
6,6251
%1,88
Altın
230,0220
%1,32

Stratejik Ahmet'in Hariciye Maceraları! - I

KÖŞE YAZILARI / 2017-10-19 09:43:42

Stratejik Ahmet'in Hariciye Maceraları! - I

Bu hicivli başlığın sebebini merak ettiniz değil mi?

Öyleyse gelin yine "Tarih"ten girelim de bizim "Stratejik Ahmet"in maceralarındaki "derinliği" görelim!..

Bu Davutoğlu temalı kronolojide, 2000'lerde Barzani'yi desteklemenin ne kadar büyük bir "stratejik kerizlik" olduğuna satır satır bakalım…

Osmanlı orduları 1917'de Iğdırlı Hasan Onbaşı'yı Mescid-i Aksa'nın kapısında artçı bırakarak Kudüs'ten çekilmiş miydi?

Çekilmişti.

Bölgeyi ele geçiren İngilizler, 1920'de başlayan Yahudi göçü karşısında ne yapmışlardı?

Göz yummuş; hatta teşvik bile etmişlerdi.

Peki sizce iki yıl içinde Filistin'deki Yahudi nüfusu 83 binden, kaç bine çıkmıştı?

Ben söyleyeyim: "487 bin"e çıkmıştı…

Yani, bugünlerde Kerkük'te yaşanan "demografik değişim"in Ortadoğu'daki ustası Yahudilerdi.

İngiltere'nin Ortadoğu politikalarını II. Dünya Savaşından sonra kim devralmıştı peki?..

Tabii ki Amerika Birleşik Devletleri…

Çünkü göçmenleri Avrupa'dan büyük bir hevesle Filistin'e gönderenler, Amerikan sermayesinin % 35'ini elinde tutan Yahudilerdi!..

Şimdi burada biraz hızlanalım…

İsrail hangi tarihte kuruldu?.. 1948'de kuruldu… Nerede? Kudüs'te…

Milyonlarca Arab'ın içinde ve dört Arap devletiyle komşu olarak Kudüs'e tutunma mücadelesine girişen Siyonistler sizce ne yaparlar?

Savaşırlar…

Peki İsrail ne yaptı? Tabii ki savaştı…

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de bağımsızlık ilan etmesinden sonra Mısır, Ürdün, Irak ve Suriye kuvvetleriyle İsrail arasında savaş başladı.

Sonuç? Araplar kaybetti ve 700 bin Filistinli komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldı.

Demografik değişim, katlanarak artıyordu.

1956 Süveyş Krizi, 1967 Altı Gün Savaşları, 1973 Yom Kippur Savaşı İsrail'le kimler arasında yapıldı?

Araplar arasında yapıldı.

Bu durum, İsrail'in beka politikasına bir şekil verdi mi?..

Evet, verdi.

Neydi peki, bu şekil veya çizgi?..

1- Arap devletlerinin güçlenmesine ve birleşmesine izin vermemek.

2- Araplara düşman olan ülkeleri ve etnik grupları desteklemek…

3- Mezhep ayrılıklarını derinleştirmek, çatışmaları şiddetlendirmek…

Böylece İsrail, kendisine Sudan'daki Salva Kiir ve Kuzey Irak'taki Molla Barzani gibi müttefikler buldu.

1980'de başlayan İran-Irak savaşında da ırk ve mezhep olarak farklı bir kimliği olan İran'a açıktan destek verdi.

Mesela: 7 Haziran 1981'de İran'ın istihbarat desteğiyle Bağdat'ın doğusundaki Osirak Nükleer deneme reaktörünü yerle bir etti.

Çünkü Irak, kuzey ve güney vilayetlerindeki petrol sayesinde güçlenen ve İsrail için tehdit oluşturan bir ülkeydi.

Bu tür ülkelerin başı beladan ayrılmamalıydı!

İran Savaşından göreceli olarak zaferle çıkan Saddam Hüseyin, bu sefer de Kuveyt'e saldırdı.

1990'da Kuveyt'in işgali, Atlantik'in ötesindeki "büyük bela"yı bölgeye getirmek için bulunmaz bir fırsattı.

Birinci Körfez Savaşında Kuveyt geri alındı ve Saddam şimdilik yerinde kaldı.

Ancak Saddam, savaş esnasında, bir davası olan Arapları yanına çekebilmek için İsrail'e 42 tane Rus yapımı Scud füzesi fırlatmıştı.

Peki İsrail bunu unuttu mu sizce?..  Tabii ki unutmadı.

2001 yılının 11 Eylül günü, Amerika'da garip olaylar yaşanmaya başladı.

İki yolcu uçağı, New-york'ta hava saldırısına başlamıştı!

Uçaklar peş peşe, Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine saplanıyordu.

O gün bütün Yahudilerin izinli olması bir yana; 85. Katında yangın çıkan binaların dikine çöküp tuz buz olması, gerçekten de nükleer bir mühendislik harikasıydı!

20 gün sonra Amerikalılar, Afganistan'daydı.

Bir dizi nükleer silah aramasından sonra 2003'te ABD Irak'ı işgal ederken İsrail müttefiki Kürt gruplar da Türkmen kenti Kerkük'e giriyordu.

Bu arada ABD, Süleymaniye'deki Türk özel kuvvetlerinin başına çuval geçirmeyi de ihmal etmiyordu!

10 Nisan 2003'te Kerkük yağmalandı, tapu ve nüfus kayıtları yakıldı. Barzani'nin gözü ne Türkiye'yi ne Dünyayı ne peygamberi ne de kitabı görüyordu.

Çünkü "paranın tanrıları" Barzani'nin yanındaydı.

Kerkük petrollerini ele geçirmek için 700 bin Kürt, 20 bin dolar maaş vaadiyle Kerkük'e sokuldu.

Bu sırada Türkiye'de geleneksel Cumhuriyet partileri olan MHP, DYP, ANAP ve DSP önce deprem, sonra ekonomik kriz en sonunda da şaibeli bir seçimle baraj altında kalmıştı.

Milli gömleğini çıkaran ve ABD'nin onayını alan eski Refah Partililerin partisi olan AKP % 34 oyla 363 milletvekili çıkararak iktidar olmuştu.

Şimdiki Siyonist beklenti, AB kriterleri, vesayetlerin aşılması, demokrasi, barış gibi tatlı söylemlerle Türkleri uyutmak ve Arap baharı adı altında Ortadoğu'yu karıştırmaktı!..

İşte Ahmet Davutoğlu, tam da Amerikan özel operasyon kuvveti FETÖ'nün en güçlü olduğu bir dönemde sahneye çıktı.

2009'da meclis dışından Dışişleri Bakanı yapıldı.

2011 seçimlerinde ise AKP Konya Milletvekili oldu.

Stratejik Ahmet, Dışişlerine bakmaya devam ediyordu.

 

Devamı yarın…