Ortadoğu Gazetesi

BIST
93 561
%-1,18
USD
5,7739
%1,90
EUR
6,6266
%1,90
Altın
229,7758
%1,28

Kerkük'de dönüm noktası

KÖŞE YAZILARI / 2017-10-19 09:48:41

Kerkük'de dönüm noktası

          Türkiye, MHP'nin gayretleri ve fedakarlığı ile yılların yanlışlarından, yetersizliklerinden, teslimiyetlerinden kurtulup, milli ve yerli bir anlayışa yönelmesinin büyük faydalarını görmeyi, olumlu sonuçlarını almaya başladı. Barzani'nin PKK kadar tehlikeli bir terörist olduğu, Türkmen varlığına sahip çıkmanın Türk milletinin boynunun borcu haline geldiği, Kerkük'de en küçük bir yanlışın ülkemizin felaketi olacağı akıl, izan, vicdan ve iman sahibi herkesin görüp kabul ettiği bir gerçektir.

                     

BARZANİSEVERLER RAHATSIZ OLDU

            MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin önerilerinden hükümet tarafından dikkate alınanlar ve yerine getirilenler sadece Türkiye'yi değil, bölgeyi de büyük ölçüde rahatlatmış ve dengeleri değiştirmiştir. Bu durum Türkiye sevdalılarını memnun ederken, Barzaniseverler başta olmak üzere bu ülke ve milletle meselesi olanlarda büyük rahatsızlık doğuruyor.Kimisi sureti haktan görünerek arkaya dolanıp fitne çıkarmaya uğraşıyor, kimi doğrudan saldırıp kin kusuyor. Hepsinin farkındayız, hepsinin hakkından gelmeye çok şükür muktediriz.

                                       

DİRENÇLERİ ARTTI

          Kerkük'ün 82'nci ilimiz olması ve bu kadim Türkmen yurdunun yaşadığı ihanetin defedilmesi için gerekirse 5 bin ülkücünün hazır beklediği açıklamaları Kerkük ve Kuzey Irak için bir dönüm noktası olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devletine inanlar ve güvenenler bu açıklamaların boşuna olmadığını, gerekirse yerinde getirilmesinde de tereddüt gösterilmeyeceğini anladılar ve çok memnun oldu, moral kazandılar. Dirençleri arttı. Barzani ve etrafındakiler ise büyük bir paniğe kapıldılar. Küçük bir müdahale ile bu kadar çabuk dağılmalarının altında bu kararlılık, bu onurlu ve kesin duruş vardır. Bundan sonra yapılması gerekenler ayrı bir başlıktır. Kerkük'ün Türkmenler dışında bir sahibi olamaz ve buna müsaade edilemez.

                                   

HAKKA VE HUKUKA UYGUN

        Sayın Devlet Bahçeli bir şey daha söyledi. Gerekirse Barzani denilen hainin yakalanıp getirilmesini istedi. İçimizdeki Barzani'ler yine çok tedirgin oldular, yine sulandırmaya çalıştılar. Nereden gelip nereye gittiği bizce malum olan birisi, "hangi hakla, hangi hukuka dayanarak?" diye sormuş. Barzani'ye bu cüreti göstermesinde İsrail ve Suud Kralının desteğini hatırlatmış, "Suudi Kralı'nı da derdest edecek miyiz?" diye yazmış. Be hey gafil, hadi şimdiye kadar görmedin, anlamadın veya anlamazdan geldin diyelim. Peki, Barzani'nin PKK  ile nasıl işbirliği yaptığını, nasıl terörün bizzat hamisi ve kaynağı haline geldiğini, daha dün bütün dünyanın gözleri önünde Kerkük'de yaşanan kalleşlikle de mi görmedin? Barzani'nin Kandil'deki sürgünden, İmralı'daki bebek katilinden ne farkı var? Türkiye'nin varlığına ve birliğine kast eden ve olanlarla birlikte hareket eden her kim varsa, Türkiye'nin düşmanıdır.Her kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun bunları yakalayıp getirmek ve hesap sormak da Türk devletinin hakkıdır. Türk hukukuna da, uluslararası hukuka da son derece uygundur. Suudi Kralı veya İsrail fark etmez. Türkiye'ye düşmanlık yapan herkes buna dahildir.

                               

ÜNİVERSİTE SINAVLARI

          Aynı zavallı, Devlet Bahçeli istedi diye, üniversite sınavlarının da kaldırılabileceğini yazmış ve meseleyi sulandırmaya ve fitne çıkarmaya uğraşmış. O kadar kendini kaybetmiş durumda ki, yazdıklarının, aslında sayın Bahçeli'yi haklı çıkardığının ve Üniversite sınavlarının neden kaldırılması gerektiğinin itirafı olmaktan başka bir sonuç doğurmadığının farkında değil. Üniversite sınavları, "öğrenciler yarış atına dönmesin, milyonlarca hazırlık kitabı basılıp israf edilmesin, öğrencilerle birlikte analar ve babalar da perişan olmasın, merdivenaltı dershanelere milyonlar akmasın" diye kaldırılmalıdır. Nitekim, sayın Devlet Bahçli'de "Genç bir nüfusa sahip Türkiye'nin üniversite sınav kataloğundan onu mu seçsem, bunu mu seçsem diye vakit kaybına tahammülü yoktur. Neyi seçersek seçelim, hangi sınav sistemini getirirsek getirelim şikâyetler dinmeyecek, soru işaretleri bitmeyecek, mağduriyetler ve masum vicdanların çığlıkları azalmayacaktır. Radikal adım atmanın, milli bir anlaşma ve kucaklaşmayla yükseköğretime geçiş sistemini kökünden düzeltmenin ve düzenlemenin tam zamanıdır. Geleceğimizi kurtarmanın, gelecek nesillere görevimizi yapmanın tam vaktidir." Diyerek, Üniversite sınavlarının kaldırılmasını teklif ediyor.

                       

MÜFTÜ NİKAHINDA NE SAKINCA VAR?

          Bazı kesimlerin, müftülerin nikah kıyması ile ilgili düzenlemeye, anlamadan, dinlemeden ve kasıtlı biçimde karşı çıktıklarını ibretle izliyoruz. MHP'nin bu düzenlemeye destek vermesi üzerinden de bir saldırı başlattılar. Bu güruha öncelikle şunu sormak gerekiyor: Siz nikaha mı karşısınız, nikahın şekline mi? Zira, nikahın nasıl kıyılacağı sadece bir teferruttır. Önemli olan nikahın bizzat kendisidir. Burada kast ettiğimiz elbette resmi nikahtır. Yani hukuki olarak imzalanan evlilik aktidir. Gemide ki kaptana, köydeki muhtara, belediyedeki her hangi bir memura verilen yetkinin, devletin hem de seviyeli ve seçkin bir memuru olan müftüye verilmesinde, neden ve ne tür bir sakınca var? İşin dini boyutu tamamen başkadır ve tamamen vatandaşımızın taktirine bağlıdır. Müftünin resmi nikah kıyması, illa da imam nikahının da kıyılması gibi bir mecburiyet getirmiyor ve zaten getirmemelidir. Fakat, imam nikahını da mutlaka isteyenlerin resmi nikahla birlikte bu imkana da kavuşmasında ne tür bir yanlışlık olabilir? Boşuna sulandırmaya ve başka yerlere çalışmayın. Dilinizin altındaki neyse, söyleyin de bilelim.