Ortadoğu Gazetesi

BIST
94 939
%-1,57
USD
5,6702
%0,33
EUR
6,5064
%-0,17
Altın
222,5496
%-0,49

Eş Zamanlı Okumalar

KÖŞE YAZILARI / 2017-12-14 09:02:43

Eş Zamanlı Okumalar

TBMM'de 2018 yılı bütçe görüşmeleri devam ediyor. MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy'un 12 Aralık 2017 Salı günkü konuşmasını dinliyorum. 

Ağırlıklı olarak Diyanet İşleri Başkanlığının faaliyetleri hakkında konuşuyor. 

Geçmişteki "tavizsiz iman" ehli insan tipimizden, yakın geçmişteki hatalardan ve İslam dünyasının güncel sorunlarından örnekler veriyor. 

"DEAŞ"tan ve "FETÖ"'den bahsediyor.

Bu konuşma tam da benim özel bir araştırma çerçevesinde Şumnulu Fahrettin Paşa'nın Medine müdafaasının detaylarını okuduğum günlere denk geliyor. 

Iğdırlı Hasan Onbaşı'yı derslerde o kadar çok anlattım ki nerede adı geçse, artık gözümün önüne Mescid-i Aksa'nın kapısında lime lime olmuş ceketi ve yıkanmaktan kısalmış paçalarıyla devriye gezen o uzun boylu adam geliyor. 

***

 

Çöl Kaplanı Fahri Paşa

Tuna kıyılarındaki Rusçuk'tan, Aras kıyılarındaki Iğdır'a kadar Osmanlı coğrafyasında Türk'e kazandırılan bu "şehidî" imandaki soy, boy, aile, eğitim, öğretim, mektep ve medrese faktörlerinin etkilerini ölçüp biçmeye çalışıyorum.

Zamanın aynı dönemi, benzer şekillerde yaşamış aileler üzerinde yaptığı etkiyi inceliyorum. 

Sonra o tarihlerde bedevi olan ve bu müktesebatın dışında kalan Araplara bakıyorum. 

Acemlerin "işte İslam" diye yaptıkları sakallı tantanayı aklıma getiriyorum. 

"Eş zamanlı okumalar" dedik ya… 

Bir yandan da Fahrettin Paşa'nın taburlarının arasında geziniyorum. Orada bizden birileri var, biz varız!..

Bunu adım gibi biliyorum. 

Kendimi zaman zaman, ateşkesin üzerinden 72 gün geçtiği halde, peygamberimizin kabrini ve minberini terk etmemek için Medine sokaklarında koşuşturan, "mücavir" olmaya çalışan Anadolu askerinin arasında buluyorum. 

Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığı Arşivindeki bilgilere göre:

16 Nisan 1918'de Medine müdafaasında yer alan 2.914 mevcutlu altı piyade taburunun % 96'sı Türk, % 4'ü Arap'tı. 

Yine Alâ mıntıkasında yer alan 1.111 mevcutlu beş piyade taburunun % 97'si Türk, % 3'ü Arap'tı.  (ATASE, Birinci Dünya Harbi, K. 44, D. 208 A, F. 3-12)

Fahrettin Paşa'yı "çöl kaplanı" yapan ve Türkkan soyadını almaya sevk eden hakikat budur. 

Sebepsiz Arap nefreti ne kadar yanlışsa, sebepsiz Arap sevdası da o kadar yanlıştır. 

***

 

Nemrut Mustafa ve Fahrettin Türkkan

Fahrettin Paşa İngilizlere esir düştükten sonra "mütarekeyi ihlal"den savaş suçlusu olarak Malta'ya gönderildi. 2 yıl kadar Malta'da esir kaldı. 

İstanbul'da toplanan Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divanı, Ermeni Patriğinin verdiği listelerle Enver, Talat, Cemal ve Mustafa Kemal paşaları idama mahkûm ettiği gibi Fahrettin Paşa'yı da idama mahkûm etmiş ve ailesine verilen maaşı da kesmişti. 

Bu karar, Fahri Paşa'nın 20 Mart 1917'de Medine'deki yoğun saha faaaliyetlerinden dolayı "Şefkat Nişanı" ile taltif edilen muhterem eşi Ayşe Sıdıka Hanımı iki çocuğuyla birlikte geçim sıkıntısına sokmuştu. 

Fahrettin Paşa ve ailesi sıkıntıdan Kurtuluş Savaşı sayesinde kurtuldu. Batı cephesinde zaferler kazanıldıkça, Yunanlı komutanlar esir alındıkça İngilizlerle takasa giriliyor, Malta'daki esir komutanlar salınıyordu. 

Fahri Paşa, önce Berlin'e oradan da Moskova'ya geçerek Milli Mücadeleye katıldı.

Mustafa Kemal, O'nu: "Sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdıran kahraman" diyerek karşıladı. 

Sağlığını ve emniyetini dikkate alarak paşayı diplomatik bir görevle Afganistan'a atadı.

Fahrettin Paşa orada da boş durmadı. Hint Müslümanlarıyla temas kurup Anadolu'ya yardım yolladı.

Türkistan'daki Basmacılar'a kadar uzanıp Zeki Velidi Togan'a destek yolladı. 

Damarında dolaşan "Türk kanı" kendisine akacak bir yer buluyordu. 

Soyadı Kanunu çıkınca Çöl Kaplanı Fahri Paşa "Fahrettin Türkkan" oldu.

***

 

"Tanrılar" Dağı Olimpos!

Cemil Meriç'in, Batı mitolojisindeki tanrılar dağı "Olimpos"a "Hira dağı"yla mukabele etmesini, Osmaniye Milletvekilimiz Ruhi Ersoy'un, "Tanrı Dağı"yla takviye etmesi bu yüzden önemli… 

Çünkü "Tanrı Dağı" aslında, Türk'ü Türk yapan değerleri, mukaddesatı, çekirge unundan yapılmış ekmek yiyerek koruyan imanı temsil ediyor.

Vatan sevgisinin imandan olduğuna inandığımız Milli Devletler çağında, kutsal dağlara yeni ilaveler de yapabiliriz. 

Mesela, düşman geçirmez Toroslar, Fransızlara ilk kurşunun atıldığı Amanoslar, 15. Kolordu'ya bariyer olan Kaçkar dağları, şehitler kabristanı Allahuekber Dağları kutsal mekânlarımızdır.

Mitolojinin yerini Jeo-stratejinin aldığı günümüzde dağlar, bizim vatan bekçisi olan dağlarımız, Ezan-ı Muhammediyi muhafaza ediyor. 

Müslüman Türk'ün dolayısıyla da İslam'ın bekasını koruyan her kuvvet gibi dağlar ve tepeler de bizim kutsallarımızı oluşturuyor. 

Şu FETÖ'lü, DEAŞ'lı ihanet çağında…

"Tanrı Dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslüman" olmanın "ahkam-ı şeriyye"ye bir zararı bulunmuyor.