Ortadoğu Gazetesi

BIST
96 455
%-1,03
USD
5,6547
%0,06
EUR
6,5166
%-0,01
Altın
223,2484
%0,10

ÜÇ KALEM BİR ROMAN

Dr. Hüseyin Yeniçeri / 2015-04-01 10:30:08

Fatma Kalkan, Saliha Yavaş ve Emine Yılmaz Dereci tarafından ortaklaşa yazılan bir manzum roman denemesi. Edebiyatımızda, Batı etkisiyle tanınan roman türünün öncesinde romanın işlevini mesnevi ve halk hikayeleri tutuyordu. Roman türü bizde gelişmeye başlayınca mesnevi ve halk hikayesi geleneği köreldi. İşte bu roman sanki bu geleneği sürdürmek iddiasındadır. Bir yönüyle manzum roman denilse de doku köklü anlatı geleneğimizin yeniden can bulması anlayışının ürünü.

Üç Kalem Bir Roman adlı eserin konusu Yusuf ve Aycan'ın saf ve temiz aşkıdır. Yusuf'un tıp öğrenimi, Aycan'ın öğretmenlik öğrenimi yaptığı görülür. Yusuf'un Aycan'a kavuşmasında temel engel köylü çocuğu olması ve çok varlıklı bir ailesinin olmamasıdır.

Roman tekniği yönünden bakılınca bu eserin bir romanda bulunması gereken çatışma öğelerini; Yusuf'un başka bir seveni bulunması, köylü çocuğu olması ve emeğiyle geçimini sürdüren bir ailenin mensubu olması oluşturmaktadır. Aycan'ın ise evlatlık olarak büyütülmesi, analığının yalnızca varlığa önem vermesi, Yusuf'a kavuşmasında başlıca engelini oluşturmasıdır. Eserin sonunda Aycan'ın anne bildiği Nermin'in asıl anası olmadığı bir kaza sonucu hastaneye kaldırılmasıyla anlaşılır. Aycan'ın asıl annesinin babası Ahmet'in ilk göz ağrısı olan Zara olduğu ortaya çıkar. Böylece Aycan, sevdiği kişiye kavuşmada en büyük engel olarak gördüğü Patroniçe Nermin'in baskısından kurtulur. Kendisi öğretmen olarak Yusuf'un köyüne atanmış, Yusuf da doktor olarak çalışmaya başlamıştır. Kavuşmaları önünde hiçbir engel kalmamıştır.

Üç Kalem Bir Roman'ın konusu ile Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk mesnevisinin konusu benzerlik göstermektedir. Hüsn ü Aşk'ın konusu da şöyledir: Sevgioğulları adlı bir Arap kabilesi vardır. Bir gece bu kabilede bir kız bir de erkek çocuk doğar, erkeğe Aşk, kıza Hüsün adını verirler, bu ikisini birbirlerine nişanlarlar. Öğrenim zamanları gelince ikisi de Edep Okulu'na giderler, bu okulda Mollâ-yı Cünun isimli büyük bir hoca vardır. Bu sıralarda Hüsün, Aşk'a aşık olur. İkisi zaman zaman Mânâ Gezinti Yeri`ne gitmekte gezinmekte, sohbet etmektedirler. Bu gezinti yerinde Suhan isimli bir mihmandâr vardır ki bu kişi, çok bilgili, çok büyük bir insandır. Fakat, Hayret isimli kudretli bir kişi Hüsün ile Aşk'ın görüşmesine engel olur. Bir süre Suhan aracılığı ile yazışırlar.

Aşk'ın Gayret adında bir lalası vardır ve sonunda ikisi Aşk'ın gidip Hüsün'ü kabile büyüklerinden istemesi konusunda anlaşırlar. Kabile büyükleri ise Aşk'ın bu arzusuyla alay eder ve eğer Hüsün'e kavuşmak istiyorsa Kalb Ülkesi'ne gidip Kimyâ`yı alıp gelmesi gerektiğini söylerler. Yolun ne denli zorlu ve korkunç olduğunu da anlatırlar. Aşk; yolda dev, cin ve cadılarla karşılaşacak, ateşten bir denizden geçmek zorunda kalacaktır. Aşk ile Gayret, Kalb Ülkesi'ne gitmek için yola koyulurlar ve başlarından birçok badire geçer. Her badirede onları Suhan kurtarır. Mutlu sonla biten hikâyede; işin sonunda Aşk'ın Hüsün'ü kendinden ayrı sanmasının onu yanlış yollara düşüren şey olduğunu, aslında Aşk'ın Hüsün, Hüsün'ün de Aşk olduğunu, birlikte ikiliğin var olmayacağını aslın birlik olduğu anlaşılır.

Üç Kalem Bir Roman'ında mekan hayalidir. Romanda hayali mekan olmaz. Vakanın başladığı köyün adı Şairler Köyü'dür. Bu köyün Türkiye'de bir yer olduğu bilgisinden başka bir bilgi yoktur:

"Türkiye'nin bağrında saklı kalmış bir inci.

Uzun sözün kısası, güzellikte birinci."

Köy gibi şehir de belirsizdir. Sanatçıların bu tutumu, içerik yanında mekan unsurlarına ad koyma bakımından eseri mesneviye yaklaştırır. Ad belirsizliğine karşı yer betimlemelerinde ise gerçekçilik öne çıkar. Bu da bir roman için en önemli özelliktir. Bu yönden de eser romana yaklaşır:

Sıra sıra ağaçlar, kıvrım kıvrım yol boyu

Derelerden çağlıyor, pırıl pırıl gür suyu .........

Bu köyde apartman yok, bahçelidir evimiz

Sıcacık insanlarız, bizim yüce sevimiz

Üç Kalem Bir Roman'ında kişiler gerçekçidir. Bu yönüyle birer roman tipi sayılabilir. Kişilerin dış görünüşlerinden çok, iç dünyaları ayrıntılı anlatılmıştır. Tipleştirilmiş kişilerden Yusuf'u gizli gizli seven Songül'ün şu sözleri kıskanç bir kızın iç dünyasını çok güzel yansıtır:

Yıllardır Yusuf'un yolunu gözlerim

Hasret kaldım, her an yürek közlerim

Ötelerden gizli gizli izlerim

Ne buldun bilmem ki o kaşta Aycan?

Garip Ozan, Kaynana, Ayaklı Gazete, Elti, Komşu, Muhtar gibi adlandırılan kişiler de hep birer tip özelliği yansıtmaktadır.

Üç Kalem Bir Roman'ın en başarılı yanı şiirlerle örülmesidir. Üç şairin arka arkaya konu bütünlüğünü koruyarak söylediği başarılı şiirlerden oluşan romanda halk şiirimizle Batı etkisinde gelişen yeni Türk şiirinin çok güzel örnekleri var:

Yusuf'un gülen yüzü onlara verdi huzur.

Dedi yarın yolcuyum, olmam gerekir hazır.

Elinden kitaplar düşmezdi senin.

Sevgiyle bakardın, yoktu hiç kinin.

Yüreği büyüktü, küçük bedenin.

Bizim umudumuz olacak dedik.

Nazlı ceylan gibi boynunu büktü.

Görünmez derdini çeşmeye döktü

Kimdir bilememek ruhuna yüktü.

Böyle kötü işe kimdi aracı?

Öperek kutladı, kıymetli tacı...

Sekizli, on birli, on dörtlü, hece  ölçüsünün yoğun olarak kullanıldığı  bu şiirlerde Türkçenin doğal ahengiyle yansıdığı gözden uzak tutulamaz. Şiirler biçimce de değişiklik gösterir: Beyit, dörtlük, beşlik gibi. Uyak düzeninde de çeşitlilik söz konusudur: Mesnevi uyağı (aa bb cc), koşma uyağı (abab; cccb), mani uyağı (aaba) vardır.   Uyaklarda da başarılı bir uygulama görülür. Tam ve zengin uyak bolluğu yanında redifler, romanı bir ahenk denizine çevirmiştir.

Şiirle roman denemesi olarak kabul ettiğimiz bu eser, birçok bakımdan Türk gençliğine yol gösterici özellikler de taşıyor. Öncelikle asıl törelerimizin kırsal kesim dediğimiz köylerde yaşadığı bilinçli bir biçimde vurgulanmış. Teknolojinin yalnızlaştırdığı çocuklarımızın ruhsal tedavisi asıl kültürümüzle kucaklaşmadan geçer. Bu düşünce eserde birçok şiirde ana dokuyu oluşturmuş. İkinci bir nokta, emeğe duyulan saygı. Eser gençlerimizi üretmenin engin hazzına hazırlayacak özellikler taşıyor. Üçüncü bir durum, inançlara bağlılık bilinci aşılaması. Özellikle Aycan'ın başını örtmeye karar vermesi, ince bir motif olarak işlenmiş. Yine köylü-kentli çatışmasının yapaylığı ve dayanaktan yoksunluğu, Batı değerleri ile bizim öz değerlerimizin çatışması noktasında bizim değerlerimizden yana tavır alınması son derece çarpıcı bir biçimde işleniyor.

Eserin en güzel taraflarından biri de Türkçenin başarılı bir örneği olmasıdır. Üç hanım şairin düşünce ve duygu dünyasındaki ortak uyumun anahtarı Türkçe sevgisi gibi geldi bana. Gençlerin anlamada zorlanacakları kullanımdan düşmüş sözcükleri dipnot olarak açıklama tutumu yanında halkın bildiği, gençlerin bilmediği ya da yörelerimize özgü sözcüklerin kullanıma sunulması eserin özgünlüğüne katkı sunuyor. Şairleri bu ortak çalışmadan ötürü kutluyor, Türkçeyi yeni yeni çalışmalarında taçlandırmayı sürdürmelerini diliyorum.

*Hacettepe Üniversitesi TÖMER, Türkçe Dersleri Birimi Başkanı




 



Diğer Makaleleri

- MHP Mİ HAKLI, TUĞRUL TÜRKEŞ Mİ? / Tarih : 2015-08-29 09:40:20
- Anlatımda Yazım ve Noktalama / Tarih : 2015-08-26 10:23:30
- DİL / Tarih : 2015-08-01 09:27:26
- Bir İnce Sızı Oyunu / Tarih : 2015-05-03 10:33:19
- CÜMLE ÜZERİNE / Tarih : 2015-04-07 10:20:02
- TÜRKLERLE NEDEN UĞRAŞIYORLAR? / Tarih : 2015-01-30 08:30:27
- I. DİL VE KÜLTÜRÜN TANIMI / Tarih : 2015-01-18 12:27:33
- YAZARLIK / Tarih : 2015-01-04 11:38:38
- YAZARKEN YAZI DİLİMİZİ KULLANALIM / Tarih : 2014-12-02 11:01:50
- Kuzen, Kanka Türkçede Gerekli mi? / Tarih : 2014-11-27 11:22:11
- VEFA ÜZERİNE / Tarih : 2014-11-11 14:18:23
- KONU ve YORUM / Tarih : 2014-11-10 11:15:45
- MİLLİYETÇİ AYDIN MI, ÇIKARCI AYDIN MI? / Tarih : 2014-09-28 11:24:09
- KURAN'I ANLAYARAK OKUMAK / Tarih : 2014-09-17 11:00:51
- TÜRKÇENİN DOĞURGANLIĞI / Tarih : 2014-09-14 11:25:58
- KADIN, DEMOKRASİ VE TÜRKÇE / Tarih : 2014-05-25 11:02:20
- TÜRK'ÜN KARAKTERİ VE TÜRKÇE -I- / Tarih : 2014-05-18 11:02:36
- SLOGAN ve DEYİM ÜZERİNE / Tarih : 2014-05-11 10:49:31
- Bilim, Sanat, Öğretim Dili Olarak Türkçe (*) / Tarih : 2014-03-11 09:34:59
- GÖKTÜRKLERDEN KALMA SİKKELER BULUNDU / Tarih : 2014-02-08 09:43:54

Diğer Dr. Hüseyin Yeniçeri Makaleleri : 1 2 3 4 5  İleri »