Ortadoğu Gazetesi

BIST
96 455
%-1,03
USD
5,6547
%0,06
EUR
6,5166
%-0,01
Altın
223,2484
%0,10

Bir İnce Sızı Oyunu

Dr. Hüseyin Yeniçeri / 2015-05-03 10:33:19

Sanat eserleri, insanların duygu ve düşünce dünyalarının oluşmasında önemli rol oynar. Bir gerçeği bütün kanıtları ile birilerine anlatsanız da onlara gerçeği tam olarak kabul ettiremeyebilirsiniz. Ama bir roman, bir öykü, bir oyun insanların ruhuna gerçeği öyle bir yerleştirir ki bu duruma şaşarsınız. Söz gelişi V. Hugo'nun Sefiller adlı romanı kadar papazların, rahiplerin insan severliğini hiçbir konuşma, hiçbir girişim etkili anlatamaz. Yine Hekimoğlu İsmail'in Minyeli Abdullah adlı romanı da Müslüman din adamlarına aşırı bir sevgi duymamızın tohumlarını ekmek bakımından eşsizdir.  İşte Bir İnce Sızı oyunu da Ermeni sancısının yarattığı "sızı"yı, Sefiller romanı gibi, Minyeli Abdullah romanı gibi  başarıyla insanlara yansıtabilmiş bir oyundur, diyebiliriz.

Rahmetli Nihad Sami Banarlı bizim "Tarih yapan; ama tarih yazmayan" bir millet olduğumuzu sık sık vurgulardı. Ve tarih yazıcılığının tarihi özlemekten oluştuğunu da söylerdi. Türkler; tarih yapmaktan, destan yaratmaktan tarihi özlemeye, destan yazmaya vakit bulamamışlardır, derdi. Bir İnce Sızı oyunun aslı Nisanın İki Günü adlı bir romandır. 1915 Nisan'ında Türk tarihinde bir sarsıntıya yol açmış Ermeni Ayaklanmasını enine boyuna işlemek amacıyla yazılmıştı.

Tufan Gündüz'ün bu romanı Faruk Emre Özünlü ile Tufan Gündüz'ün ortak çalışmaları sonucunda "Bir İnce Sızı Nisan 1915" adıyla oyunlaştırılmış. Devlet Tiyatroları da bu oyunu Ermeni Ayaklanmasının 100. yılı dolaysıyla repertuarına almış. Adnan Erbaş'ın yönettiği oyunun ilk gösterimi 30 Nisan'da Cüneyt Gökçer Sahnesinde gerçekleştirildi. Bir romanın oyunlaştırılması oldukça zor bir girişimdir. Çünkü romanlardaki geniş ve açık mekanların tiyatro sahnelerinde yansıtılması kolay kolay başarılacak bir uygulama değildir. Hele söz konusu olan bir tarihi olaysa... Yüz yıl öncenin İstanbul'unu, yüz yıl öncenin giysilerini, yüz yıl öncenin dekorlarını, yüz yıl öncenin konuşma özelliklerini, yüz yıl öncenin araç gereçlerini, yiyeceklerini düşünmek gerekir.

Bir İnce Sızı oyunu, bir Ermeni ailesinin kendi içindeki görüş ayrılıklarından hareketle Ermeni kalkışmasının yarattığı sarsıntıyı son derece başarılı bir biçimde ortaya koymaktadır. Ailede baba ve iki oğlu devlete isyanın Ermenileri bağımsızlığa götüreceğine inanmaktadır. Baba Kevork'a karşı Karabet adlı küçük oğul, gerçekçi ve Osmanlı birliğinin çıkar yol olduğu inancındadır. Kevork'un kızı da bir Türk gencini sevdiği ve asıl vatanının bu topraklar olduğuna inandığı için Karabet'in safında yer almıştır. Kevork'un eşi de kocasının aileyi felakete sürüklediğini kocasına sık sık haykırır. Ama eşinin isteği üzerine Paris trenine binerek İstanbul'u terk eder. Kadın, kızına da İstanbul'da kalması için onay verir. Kevork'un ayaklanan öteki Ermenilerle ve Ermeni Patriği ile ilişkileri de oyunda işlenmektedir. İki oğlunu suikast gibi, Ermenileri ayaklandırmak gibi işlerde kullanan Keork, Ermeni ayaklanmasının fitilini ateşlemekten geri de durmaz. Bu yüzden tutuklanarak Ankara'nın Ayaş ilçesine gönderilir.

Oyunda Ermeni kalkışmasının odağında İstanbul Ermenileri ve Taşnak Partisi gösterilmektedir. Bir tarihçi titizliği ile verilen bu yargı, bugüne kadar kimsenin pek bilmediği belgelerle kanıtlanır. Özellikle yurt dışından gelen Ermenilerin Rus ordusuna katılarak Osmanlıya karşı savaştıklarını belgeleyen kanıtlar, izleyicinin gözleri önüne serilir. Buna göre İstanbul'a gelip Rus ordusuna katılmak için sınırlardan çıkış yapan Ermeni genci sayısı 40. 000'dir.  Oyunda Enver ve Talat Paşaların Ermeni kalkışmasının önderlerini sık sık uyardığı, Osmanlıyı arkadan vurma girişimlerini Ermeni önderlerle görüşmeler yaparak durdurmaya çalıştıkları da gözler önüne serilir. Ancak gerek Patrik, gerekse Kevork gibiler bunun "Osmanlının sıkışması" olduğu biçimde değerlendirilmesi, toptan tutuklanmalarına yol açar. Nitekim Enver ve Talat Paşalar, sonuna kadar Ermenileri koruma siyasetini sürdürmüşler, hatta oyunun ele aldığı zaman diliminden sonra gerçekleşen "Tehcir Kararı"nda da Ermenilerin giriştikleri Türk soykırımı uygulamasından da zarar görmelerini önlemek istemişlerdir. Ancak bu aşırı Ermeni korumacılığını Ermeniler hep yanlış anlamış, iki paşayı da sonradan birini Almanya'da, birini  Rusya'da suikastle şehit etmişlerdir.

Oyunda Ermenilerin Sarıkamış ve Van'da giriştikleri Türk-İslam soykırımına örnekler de verilmiştir. Erleri askerde olan köylülerin korunmasını kadınların sağladığı Sarıkamış'ta kadın çocuk demeden Ermenilerin giriştikleri cinayetler ele alınmıştır. Van'da öldürülen insan sayısının 20.000 dolayında olduğu vurgulanmıştır. Adana ve Maraş'ta işlenen cinayetlerden de söz edildiği görülür.

Oyunda Ermeni kalkışmasını tetikleyen asıl olayın Çanakkale Savaşı olduğu gerçeği de işlenmiştir. 2 saat 45 dakika süren oyunda Müttefiklerin Gelibolu Çıkarması sırasında gösterilen olağanüstü Türk direnişi gözler önüne serilmiştir. Gelibolu'ya hakim noktada buluna 24 numaralı tepenin savunmasını sağlayan ve 39 er ve iki komutandan oluşan direniş çok duygulu bir biçimde işlenmiştir. Yazar, burada oyunun asıl vakası ile Karabet aracılığı ile bir ilinti kurarak direnişi asıl vakaya bağlama ustalığı da gösterir. Karabet, Osmanlı yanlısı Ermenileri temsil ederek Sıhhiyeci olarak yaralı askerlerimizi iyileştirilmesine çalışır. Balkan göçmenlerini, efeleri, Anadolu'nun değişik yörelerinden gelen gönüllüleri içeren askerlerimiz, ne pahasına olursa olsun tepeyi düşmana vermemek için büyük çaba gösterirler. Yazar bu direnişi gerçekleştiren askerlerin yurt sevgisini karşılıklı konuşmalar yoluyla sergilerken yedikleri üzüm hoşafından, yerel konuşma özelliklerinden, elbiselerinin yırtıklığından, yaralı yaralı savaşmayı sürdürmelerinden, 39 kişiyle başladıkları savaşı 6 kişiyle; ama zaferle tamamlamalarına kadar birçok ayrıntıdan söz eder. Gelibolu'da savaşan subaylarımızın yiğitliklerinden ve kendilerine duyulan güvenden söz eden Enver Paşa'nın Mustafa Kemal adını anması da gözden kaçmaz. Yine sözlerimize Ermeni Karabet'in kızkardeşine aşık Türk'ün tepenin savunmasını gerçekleştiren komutanlardan biri olduğunu da eklemek gerekir.

Oyunun tiyatro tekniği açısından ufak tefek kusurları da vardır. Özellikle ses düzeni eleştirilebilir. Kimi askerlerin konuşmalarının salonda duyulmaması ya da anlaşılmaması gibi. Dekorlarda iğretilik gibi. Koskoca Enver Paşa'nın odası bir Osmanlı arması ve bir masadan ibaret olması gibi. Askerlikte disiplinin özü olan ast-üst ilişkisi de zaman zaman göz ardı edilmesi gibi. Yalnız hareketli sahne tekniği ile tren yolculuğunun durumu, Ermeni tutuklamalarında gelişi güzel uygulamaların eleştirilmesi ve yoklukların -kum torbalarından sargı bezi yapılması gibi- vurgulanması bakımından oyunun çok başarılını olduğunu da belirtelim.

Eser, Türk'ün eridiği bittiği noktada yeniden dirileceği anadüşüncesini başarıyla yansıtmıştır. Bir tanımla anadüşünce şöyle söylenebilir: Bütün hainler bilsin ki Türk küllerinden doğan bir millettir. Türk'e düşman olanlar, Türk'ün değerini anlayamayanlar, Türk'ün engin hoşgörüsünü bir zayıflık, bir sıkışmışlık sananlar ve başkalarına güvenerek Türk'e baş kaldıranlar; geçmişte olduğu gibi gelecekte de sersefil olacaklardır.

Oyunu, özellikle Ankara'daki öğrenim çağında olan çocuklarımıza ve gençlerimize hararetle tavsiye ediyorum. Okullardaki tiyatro ve temsil eğlence kollarının yönetici öğretmenleri, ülkemizin geleceği açısından bir hizmet vermek istiyorlarsa bu oyunu görevli oldukları okulların öğrencilerine mutlaka izletsinler.




 



Diğer Makaleleri

- MHP Mİ HAKLI, TUĞRUL TÜRKEŞ Mİ? / Tarih : 2015-08-29 09:40:20
- Anlatımda Yazım ve Noktalama / Tarih : 2015-08-26 10:23:30
- DİL / Tarih : 2015-08-01 09:27:26
- CÜMLE ÜZERİNE / Tarih : 2015-04-07 10:20:02
- ÜÇ KALEM BİR ROMAN / Tarih : 2015-04-01 10:30:08
- TÜRKLERLE NEDEN UĞRAŞIYORLAR? / Tarih : 2015-01-30 08:30:27
- I. DİL VE KÜLTÜRÜN TANIMI / Tarih : 2015-01-18 12:27:33
- YAZARLIK / Tarih : 2015-01-04 11:38:38
- YAZARKEN YAZI DİLİMİZİ KULLANALIM / Tarih : 2014-12-02 11:01:50
- Kuzen, Kanka Türkçede Gerekli mi? / Tarih : 2014-11-27 11:22:11
- VEFA ÜZERİNE / Tarih : 2014-11-11 14:18:23
- KONU ve YORUM / Tarih : 2014-11-10 11:15:45
- MİLLİYETÇİ AYDIN MI, ÇIKARCI AYDIN MI? / Tarih : 2014-09-28 11:24:09
- KURAN'I ANLAYARAK OKUMAK / Tarih : 2014-09-17 11:00:51
- TÜRKÇENİN DOĞURGANLIĞI / Tarih : 2014-09-14 11:25:58
- KADIN, DEMOKRASİ VE TÜRKÇE / Tarih : 2014-05-25 11:02:20
- TÜRK'ÜN KARAKTERİ VE TÜRKÇE -I- / Tarih : 2014-05-18 11:02:36
- SLOGAN ve DEYİM ÜZERİNE / Tarih : 2014-05-11 10:49:31
- Bilim, Sanat, Öğretim Dili Olarak Türkçe (*) / Tarih : 2014-03-11 09:34:59
- GÖKTÜRKLERDEN KALMA SİKKELER BULUNDU / Tarih : 2014-02-08 09:43:54

Diğer Dr. Hüseyin Yeniçeri Makaleleri : 1 2 3 4 5  İleri »