Ortadoğu Gazetesi

Bugünkü gençlik neden mutlu olamıyor...

İhsan Muslu / 2017-01-11 08:54:21

Türk toplumunda evlilik müessesesi mukaddestir.

Nikahtan sonra mezara kadar diyerek, nikah masasına oturulurdu.

İstatiklere bakılırsa günümüzdeki evlilikler fazla ömürlü olamıyor.

Mahkemeler, boşanmak isteyen çiftlerle doluyor boşalıyor, hemde geride birkaç tane çocuk terkedilerek.

Bir çoğu da hem boşanıyor, hem de eşini acımadan vahşice katlediyor..

TRT'de yayımlanan; 

''Bir ömür dediğin'' proğramını izliyorum. 

80 yaşına gelmiş babalar nineler, daha dün evlenmiş gibi hala birbirlrini seviyorlar, 

bunca çile açlık ve sefalet gördükleri halde..

Düşünüyorum, eski sevgiler, güvenmeler, 

ahde vefayı tekrar yaşayamaz mıyız..?

Bağdat Üniversitesinde öğrenciliğimiz yıllarında Düzceli gurbet arkadaşım Haydar Kuşçu, 

postayı gözler, bir kenara çekilerek, gelen mektubunu okur ve gözlerinde bir tebessüm olduğunu hissederdim.

Dayanamadım birgün sordum.

Mektup, çok sevdiği dedesinden gelirdi. 

Dede, Türkçe yazmayı bilmediği için Osmanlıca yazardı. 

Haydar kardeşin ikinci sevinci ise, öğretmen olan nişanlısından gelen mektuplardı.

Aradan yıllar geçmesine rağmen, 

Haydar kardeşim hala eşine aşık..

Düşünüyorum da şimdiki gençlik neden mutlu olamıyor...?

***

Sevdiğini kaybetmiş tarihçi İsmail Hami Bey, 

eşi Nazan Hanım'ın vefatından sonra çektiği acıları, hasreti bir günlüğe kaydetmiş. 

İşte, İsmail Hami Danişmend'in ıztırabını ifade ettiği cümlelerinden birkaçı;

''Ne kadar alçağım; 

Nazan 1948'de öldü, 

ben 1949'da hala yaşıyorum.

Nazan varken kış yoktu; 

O zaman ne güzel havalar vardı; 

bütün mevsimler bahardı. 

Ben o zaman gençtim, şimdi ihtiyarım; 

o zaman bütündüm, şimdi yarım...

Havaya baktım; 

Onun teneffüs ettiği hava. 

Suya baktım; Onun içtiği su. 

Toprağa baktım; 

Onun bastığı toprak. 

Ateşe baktım; 

Onun ısındığı ateş. 

Hava o hava, su o su, toprak o toprak, 

ateş o ateş ama Nazan o Nazan değil...

Nazan'ı görenlere de acıyorum, 

görmeyenlere de...

Nazan toprağın altında yalnız, 

ben ondan ibaret. 

Tabii bu iki yalnızlığın birleşmesi, yahut birleştirilmesi lazım. 

Öldüğüm zaman beni onun mezarına gömmelerini işte onun için vasiyet ettim; 

Bu vasiyetimi yerine getirmeyenler Allah'ın, peygamberin ve melaikenin

lanetine uğrasın!

Nazan'ın ölümünden şüphe ediyorum; 

Nazan ölmüş olamaz, ölemez; 

ölüm ölür de

Nazan ölmez; 

Bu halvethanenin yok başka varı. 

"Zaman sensin, mekan sensin, hava sen" diyebilen nasıl ölür? 

Odamdaki resimlerinin hepsi canlı; masamın üstündeki resmin koluna baktıkça nabzının attığını hisseder gibi oluyorum; 

Hiç Nazan ölür mü? 

Onun sıcaklığı ölümün soğukluğunu yakar.

Bilmem, gökyüzündeki Rabia Hatun yeryüzündeki havlamaları işitiyor mu? 

Allah işittirmesin!

Nazan'ı çok göreceğim geldi; 

Onu görmeden bilmem nasıl yaşayabiliyorum! 

Niçin yaşadığımı da bilmiyorum. 

Galiba onun resimleri ile yaşıyorum; 

Hergün bu resimlerle konuşuyorum. 

Eminim ki ruhu odamda, yanımda, karşımda, daima benimle beraber. 

Ben ne söylesem o işitiyor sanıyorum. 

Bazen de o bana birşeyler söylüyor gibi oluyorum.

***

"Sordum geceden, Gündüzü bilmem dedi cahil Sordum seneden, Vakti unuttum dedi gafil 

Vuslat ne demektir? diye ehl-i dile sordum 

Birşey dediler şüpheli imana mümasil" 

"Vuslat ne demektir bunu hicrana mı sorsam?  

Hicran bilemez belki de canana mı sorsam? 

Mecnun bu muamma ile sahralara düşmüş

Bilmem ki gidip ben de o hayrana mı sorsam?" 

"Birgün gelecek yer yine mevcud olacaktır

Gökler yine sonsuz gibi mahdud olacaktır

Bir şey yalnız eksilecek nazm-ı cihanda 

Aşkım gibi hüsnün dahi mefkud olacaktır" 

***

İsmail Hami Danişmend:

İsmail Hami Danişmend, Türk tarihçi ve Türk Dili araştırmacısı.

Babası Cebel-i Garbi mutasarrıfı Emir Mehmed Kamil Beğ'dir. 

Orta tahsilini Beyrut ve Şam'da tamamladı. İstanbul'da Mekteb-i Mülkiye'yi bitirmeden evvel, Fransa'da Paris College'de Fransızca okudu. 

İstanbul Maliye Mektebi, Edebiyat Fakültesi ile Mülkiye Mektebi'nde Dinler Tarihi ve Siyasi Tarih dersleri verdi. 

Bağdat Hukuk Mektebi Müdürlüğü yaptı. 

Kendi gayretiyle Nisan 1919'da çıkardığı Memleket Gazetesi ile Hakimiyet-i Milliye, İrade-i Milliye gazetelerinde neşrettiği yazılarıyla Milli Mücadele'yi destekleyen aydınlardandır. 

Sivas Kongresi'ne katılan delegeler arasında yer aldı. Cumhuriyet'ten sonra resmi bir görev almadı. 

Kendini tamamıyla Türk ve İslam Tarihi araştırmalarına verdi. 

Çalışmalarını otuzdan fazla kitapta topladı.




 



Diğer Makaleleri

- İslam Medeniyeti, Avrupa Medeniyeti... / Tarih : 2017-03-30 09:49:32
- Bedir'in ilk şehidi... / Tarih : 2017-03-29 09:37:00
- Uhud Kahramanı Ebu Dücane... / Tarih : 2017-03-28 08:52:03
- Akra b. Habis... / Tarih : 2017-03-27 09:56:42
- Yahya'yı Şirvani... / Tarih : 2017-03-26 10:05:09
- Şakir Ağa'nın Hayatı... / Tarih : 2017-03-24 08:08:45
- Fudayl Bin İyazdan Öğütler... / Tarih : 2017-03-22 08:55:47
- Kınalı Hasan... / Tarih : 2017-03-20 07:37:26
- Hüdhüd Kuşu... / Tarih : 2017-03-18 08:51:28
- Kadı Burhanettin... / Tarih : 2017-03-17 08:33:23
- Şerafettin SABUNCUOĞLU.. / Tarih : 2017-03-16 08:31:30
- Abdülkadir Geylani'den Nasihatlar... / Tarih : 2017-03-15 08:05:41
- Hz.Yusuf As. İle Züleyha'nın Aşkı.. / Tarih : 2017-03-14 08:39:30
- Peygamber efendimizin ilk hutbesi.. / Tarih : 2017-03-13 08:39:07
- Siyavuş Paşa... / Tarih : 2017-03-12 09:16:59
- Zeynüddin el-Hafi... / Tarih : 2017-03-11 08:53:35
- Bursalı Mehmet Tahir Bey / Tarih : 2017-03-08 08:31:21
- Mehmed Esad Efendi Şeyhülislam Ebuishakzade... / Tarih : 2017-03-07 08:37:45
- Hz. Ümmü Mabed... / Tarih : 2017-03-05 10:56:20
- Kayle binti Mahreme... / Tarih : 2017-03-04 08:54:15

Diğer İhsan Muslu Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »