Ortadoğu Gazetesi

MHP'NİN MESELEYE YAKLAŞIMI

İsmail Özdemir / 2017-02-17 09:02:52

TÜRKİYE VE ZORUNLU HALE GELEN HÜKÜMET SİSTEMİ DEĞİŞİKLİĞİ-II

 

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin, MHP ve Ülkücü Hareket'in içerisinde bulunduğumuz dönemle ilgili "hükümet sistemi değişikliğini zorunlu kılan" nedenler arasında gösterdiği en önemli konu kuşkusuz ki 15 Temmuz'da hep beraber tanıklık ettiğimiz FETÖ merkezli darbe kalkışmasıdır.

Bu tarihte gözlemlediğimiz ana konu, devletin içerisinde neredeyse sızmadık yer bırakmayan ve Türkiye'yi içte zayıf, dışa karşıysa her anlamda müdahaleye açık hale getiren girişimlerin fiiliyata geçirilmeye çalışılmış olunmasıydı.

Tarihimizde ilk defa millet iradesinin temsil organı olan meclisimizi bombalarla hedef alanların asıl gayelerinin -meclisin taşıdığı anlam beraberinde düşünüldüğünde- milletin iradesinin yani milletin bizatihi kendisinin olduğu açıkça görüldü.

Türkiye neredeyse her ideolojiden terör örgütlerinin hedefi haline gelmişken, çevre ülkelerin neredeyse hepsinde siyasi otoriteler zayıflayarak, berberinde parçalanma, iç savaş ve ülkeler arası savaş durumu gibi zorlu koşullar karşımıza çıkmışken, FETÖ eliyle Türkiye'de yapılmak istenilen kuşkusuz ki bölgemiz ve etrafımızda olan bitenlerden bağımsız ya da bağlantısız değildi.

O yüzden, özellikle MHP'nin 15 Temmuz öncesi ve sonrasında takındığı tutumun üzerinde durmak, Türkiye'yi geleceğe doğru ve sağlıklı bir şekilde taşıyabilme sorumluluğunu kavrayabilmek açısından önemlidir.

Öncelikle MHP'nin şimdiye kadar AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şahsında yapmış olduğu eleştirilerinin tümünü saklı tuttuğu ve bugün de geçmiş dönem yöneltmiş olduğu eleştirilerinin arkasında olduğunun bilinmesi gerekir.

Nitekim 21 Ekim 2007 tarihinde Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi bahsinde MHP, bu çabanın sistem tartışmasını beraberinde getireceğini ve bunun hukuki meşruiyet tartışmalarını yaratacağını, akabindeyse bir kamplaşma sürecinin başlayacağını ilan etmiştir. (MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin 4 Ekim 2007 Tarihli Açıklaması)

O tarihlerde 11. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Abdullah Gül'ün, hangi şartlar altında göreve geldiği; yayınlanan e-muhataraların gündemde olduğu, 367 tartışmalarıyla demokratik sistemin tıkanma ve yine demokrasi dışı eylemlere maruz kalma riskini taşıdığı bir mahiyete büründüğü hepimizin malumudur.

Bu şartlar altında 11. Cumhurbaşkanı seçimlerinde MHP, sistemin önünü tıkayarak Türkiye'yi kaos ve siyasi kriz girdabına sokmak isteyen çevrelere geçit vermeyerek, kendi gösterdiği Cumhurbaşkanı adayına verdiği destekle mecliste yer almış ve darbeler tarihinin önemli başlıklarından birisini teşkil eden "Cumhurbaşkanı seçilememesi" konusunu bu haliyle aşarak, demokratik nizamın korunmasını tek başına sağlamıştır. 

MHP kendi doğrularıyla, demokrasinin işlemesi ve sürdürülebilir kılınmasını temin ederek, Türkiye'yi ilk aşamadaki sorunlardan çekip çıkarmayı başarmıştır.

İkinci konu olarak 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan 12. Cumhurbaşkanı Seçimlerinde ise yine demokrasinin en önemli unsuru olan "uzlaşı kültürünün" gereği olarak, milletin karşısına başta CHP olmak üzere diğer bazı siyasi partilerle ortak görüş çerçevesinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nu Cumhurbaşkanı adayı olarak sunmuştur.

MHP'nin öncelikleri daima; demokratik nizamın ve millet iradesinin tesisi, uzlaşı kültürünün geliştirilmesi ve böylelikle siyasi krizlerin yaşanmamasını sağlayarak ülkenin beka düzeyinde karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederken, devlet gücünün korunmasını esas edinilmesi olmuştur.

İnandığı ve değer verdiği ilkeler adına siyasi bedel ödemeyi her zaman göze almış ve bunun gereklerini her daim yerine getirmiş olan MHP için demokrasinin korunması, siyasi uzlaşmanın anlamını kazanması "Önce Ülkem ve Milletim" anlayışının Türkiye'deki eşsiz bir temsilcisi olması vasfını kendisine kazandırmıştır.

MHP'nin siyasi pozisyonunu ve duruşundaki önemi kavramayan çevreler zaman zaman MHP'yi AKP'ye yaklaşmakla itham ederken, zaman zamansa aynı eleştiri bu kez zıt söylemlerle MHP'yi CHP ile beraber hareket etme ithamlarıyla muhatap kılmak istemiştir.

Oysa her iki kesim de MHP'nin ilkelerinden sapmadan, inandığı ölçüde karşılaşılan meselelere yaklaşım sergilediğini ve şayet ortada bir yakınlaşma varsa bunun esas kaynağının sabit ayağında daima MHP'nin bulunduğunu söylemeye dilleri varmamıştır.

Bu doğrultuda şimdiye kadar geçen zaman dilimi içerisinde MHP'nin ana pozisyonu her zaman geçmişle gelecek, Osmanlı ile Türkiye Cumhuriyeti ve siyasi kutuplaşmaya mahal verecek ana akım kutuplaşmalar arasında "köprü vazifesi görmek olmuş", böylelikle Türk Milleti'nin değerlerini asli hali ve devlet felsefesi ilkeleriyle koruyup kucaklamıştır.

Kuşkusuz ki MHP'nin Türk siyasetinde kendiliğinden üstlendiği bu misyon, Türkiye'de dışarıdan müdahalelerle yapılmak istenilen ve siyasi yapıyı arzu edildiği gibi yönlendirmeyi amaç edinen girişimlerin önüne aşılmaz bir set vuran en önemli faktör olmuştur.

Türkiye'nin siyasi ve toplumsal kutuplaşmasından faydalanmak isteyen her çevre nazarında MHP daima "sorunları aşan, tuzakları bozan, engelleri kaldıran" duruşuyla dikkat çekmiş, dolayısıyla Türkiye'ye dayatılmaya çalışılan senaryoların ya hayata geçmesine mani olmuş ya da başarısızlığa uğramasını sağlayarak, Türk Milleti'nin kazanmasını, kazanımlarını artırmasını sağlamıştır.

Bugün MHP'nin tarihi, siyasi ve sosyolojik yönden taşımış olduğu anlam bunun için oldukça önemlidir ve Türkiye'nin en mühim kıymetleri arasında gelmektedir. Bir deyişe göre MHP'nin "tüy kadar hafif ve zarif, taş kadar ağır" olmasının sırrı da burada yatmaktadır. 

Diğer yandan MHP'nin tarihi boyunca, Türkiye'yi yönlendirme girişimi taşıyan çevrelerce "içeriden yaratılan suni dalga" ile ilke ve ülkülerinden saptırılması çabalarının da aynı gerekçeyle ilişkilendirilmesi yalnızca MHP özelindeki bir durum olmayıp, ülkemiz açısından güdülen genel hesapların içerisindeki ana omurgayı oluşturan bir anlam derinliği vardır.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin, Türkiye'nin hükümet sistemini değiştirmeyi zorunlu hale getiren gelişmelerden üçüncü ve son koşulunu ifade ettiği en önemli gelişme olan 15 Temmuz FETÖ merkezli darbe girişimi kuşkusuz ki bu izahatların bütününü anlamlı kılan en önemli gelişme olmuştur.

Zira 15 Temmuz öncesi ve sonrası yaşananlar düşünüldüğünde, darbenin başarılı olmasını isteyen çevrelerin, darbenin siyasi ve toplumsal zemini oluşturabilmek adına kutuplaşmayı ve arzu ettikleri dönüşüm ve değişim çabalarını hızlandırmış olduğunu görürüz.

Türkiye'ye karşı düşmanlığını en kirli suretleriyle gözler önüne seren darbe girişimcilerinin asıl amacı ülkenin yönetimini ele geçirmek olarak görünse de 15 Temmuz sonrasında özellikle diğer tüm terör örgütleri eliyle Türkiye'nin iç savaş şartlarına sürüklenerek, dış müdahaleye açık hale getirilme amacı taşıdığı çok geçmeden anlaşılmış ve ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle ülkemizde hiçbir şey 15 Temmuz öncesindeki gibi değildir, olamaz. Çünkü ortada bulunan gerçekler tarihin her anlamdaki hakikatini hepimizin karşısına çıkarmaktadır.

Türkiye'deki siyasi tartışma ve kutuplaşma ortamından yararlanmak isteyen çevreler 15 Temmuz'da FETÖ vasıtasıyla karşımıza çıkmışken, sonraki zamanlarda bu kez farklı isim ve şahısları kullanarak benzer girişimleri deneme yoluna girme arayışlarında pek tabi bulunabilirler.

Bunun için Türkiye'de vukuu bulan sistem tartışmalarıyla yönetim alanında yaşana yetki karmaşasının ortadan kaldırılarak var olan halin makul şekilde yasal statüde tanımlanması, yaygın ve doğru bir tabirle fiili durumun hukuki boyuta taşınmasının sağlanması önem arz etmektedir.

Bu doğrultuda MHP sistem tartışmalarıyla beraber, yetki sorunun da ortadan kaldırılması için kendi hassasiyetlerini ve ilkelerini esasta bulundurarak, milletin beklentisiyle birlikte ihtiyacı haline gelmiş olan anayasa yapım sürecinde etkin ve aktif bir sorumluluk üstlenmiştir.

Bu sorumluluğun gereğince son yıllarda tartışmaya açılan anayasanın ilk dört maddesi ve Türklüğün anayasadaki yerinin sağlamlaştırılması sağlanmakla beraber, milli üniter devlet yapısının korunması konularında şimdiye kadar MHP'nin söylediği ve savunduğu ne varsa tümünün karşılanması sağlanmıştır.

Altını en kalın çizgilerle çizmek gerekir ki MHP'nin beklentisi siyasi zeminden başlayan, uzlaşıyla şekillenen, neticede millet iradesinin temsil organı olan meclisten geçirilerek son karar merci olan milletin kendisine baş vurularak, "hükümet sistemiyle ilgili tartışmalara Türk Milletinin karar vererek sonlanmasını sağlaması" bahsi en başından bu yana hedeflenen ve son aşaması nihayetinde 16 Nisan günü yapılacak olan referandumda görülecek aşamaya ulaşmıştır.

MHP'nin onay verdiği hükümet sistemi; Türkiye'nin rejimini koruyan, demokratik vasıtaları güçlendiren, millet iradesini mümkün olan en geniş satha yayan, Türklüğün emanetlerini sahiplenen, günümüz zorunlulukları ve çağın şartları karşısında yönetim tartışmalarını ortadan kaldırmayı amaçlayan bir özelliğe sahiptir.

Konunun en başından itibaren "milletin referandumda vereceği karara tümüyle saygılı olunacağının" ifadesi ise çalışmalarda yürütülen samimi halin tezahürüdür.

Bu ilke ve yaklaşımlarla MHP'nin dava duruşu çerçevesinde takındığı tavır, referandumda Türk Milleti'nin "Evet kararı vermesi" yönündedir.

MHP'nin çağrısının özünde var olan değerler ise "Millet ve devlet için" olmakla beraber, 48 yıllık parti geçmişinin, savunulan değerler bütünüyle birlikteliğini vurgulayacak tarzda "Bu ülke için yeminimiz var. Vazgeçilemez!" çağrısıyla anlamını bulmaktadır.

--Devam Edecek--




 


Diğer Makaleleri

- LÜBNAN NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2017-11-13 08:41:50
- Petrole Dayalı Sistem Çökerken / Tarih : 2017-11-10 08:40:35
- SUUDİ ARABİSTAN'DA GERÇEKTE NELER OLUYOR? / Tarih : 2017-11-08 07:49:20
- TÜRKİYE YÜKSELİRKEN SORUMLULUKLARIMIZ / Tarih : 2017-11-03 08:39:43
- BARZANİ SONRASI PKK/PYD’Yİ KULLANMA ÇABALARI / Tarih : 2017-11-01 17:07:21
- IRAK'A AÇILACAK YENİ SINIR KAPISININ ÖNEMİ / Tarih : 2017-10-30 09:24:31
- IRAK ÜZERİNDE YOĞUNLAŞAN BÖLGESEL REKABET / Tarih : 2017-10-25 09:34:13
- RAKKA TİYATROSU BİTTİ / Tarih : 2017-10-23 09:55:51
- TÜRKİYE'Yİ BATIDAN DA SIKIŞTIRMA ÇABASI / Tarih : 2017-10-20 09:50:49
- KERKÜK'TE DEŞİFRE OLAN GERÇEKLER / Tarih : 2017-10-18 09:42:42
- KATALONYA ÖRNEĞİ VE AVRUPA'NIN GELECEĞİ / Tarih : 2017-10-16 09:41:36

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »