Ortadoğu Gazetesi

15 Temmuz ve Anayasa değişikliği

Orhan Karataş / 2017-02-17 09:03:48

          Anayasa değişikliğini istemeyen ve ipe-sapa gelmez şeylerle milletin zihin bulandırıp sonuç almaya uğraşanlar, ya bu ülkenin yaşadığı gerçeklerin farkında değiller veya bıçak sırtında gidilmesinden memnunlar. Türkiye bugün tarihin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşıyor.Terörü, ihaneti, gerginliği, dışarıda verdiğimiz can mücadelesini, milletin geçim derdini artık alıştığımız ve kanıksadığımız için temel sebep saymasak dahi, 15 Temmuz'u nereye koyacak, nasıl izah edeceğiz? Türkiye bir iç savaşın, bölünmenin, hatta belki işgalin kıyısından döndü. Devletimize doğrudan bir saldırı yapıldı. Bunun hiç mi bir önemi ve anlamı yok?

                     

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

          FETÖ'nün kalleş darbe girişiminin ardından, "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" başlığı ile yazdığımız yazıda, aynen şunları değerli okuyucularımla paylaşmıştım: "Şurası kesin ki, hiçbir şey 15 Temmuz öncesi gibi olmayacaktır. Belki henüz tam olarak farkında değiliz, ama Türk milleti çok ağır ve etkileri yıllarca sürebilecek bir travma yaşadı. Bunun istisnasız her alanda yansımaları ve sonuçları olacaktır. Bu etkiyi fırsata çevirmek ve çok daha kalıcı ve herkesi kucaklayan bir düzene dönüştürmek de mümkündür, tam tersine otoriter, baskıcı ve zulme giden bir yapı kurmak da ihtimal dahilindedir. Bütün ümidimiz ve beklentimiz, ülkenin acil biçimde ihtiyacı olan kardeşliğin öne çıkarılması, demokrasinin ve hukukun esas alınması ve herkesin kucaklanmasıdır. Şimdiye kadar yapılan açıklamalar ümidimizi arttırmıştır. Bunun lafta kalmaması ve biran önce hayata geçirilmesi ve kurumsal hale getirilmesi  gereklidir."

                           

DEMOKRASİ VE HUKUK

          Biz bunları yazarken, henüz ortada Anayasa değişikliği yoktu. Ama böyle devam edemeyeceğimiz ve bir şeyler yapılması mecburiyeti ortadaydı. Mevut fiili durumun devam etmesi, otoriter, baskıcı ve zulme giden bir yapıya savrulmamız olacaktı. Oysa ülkenin acil biçimde ihtiyacı olan kardeşliğin öne çıkarılmasını, demokrasinin ve hukukun esas alınmasını ve herkesin kucaklanması gerekiyordu. MHP bunun için Yenikapı ruhunu önemsedi ve devamı için elinden geleni yaptı. Bu da yetmedi, hükümeti FETÖ dahil terörün her türüyle etkili ve kararlı biçimde mücadele etmeye teşvik etti ve destek verdi. Yaşanan gelişmelerden en çok siyasi faydayı elde edebilecek, en çok söyleyecek sözü olan parti olmasına rağmen, bütün siyasi hesaplarını bir kenara bırakıp ülkeye sahip çıkmayı her şeyin önüne geçirdi. Ancak, fiili durum garabeti devam ettikçe, normalleşmenin sağlanamayacağını, tehdit ve tehlikenin bitirilemeyeceğini gördü. Bugün MHP'ye ve özellikle sayın Devlet Bahçeli'ye, "nereden çıktı bu Anayasa değişikliği?" diye sorup, bunun altında başka şeyler aramaya çabalayanların iyi niyetli olmaları mümkün değildir. Zira, sayın Bahçeli 15 Temmuz'un ilk dakikasından itibaren ne dedi ve ne yaptıysa, bugün de onu yapıyor, onu söylüyor. Bunu görmemek ve anlamamak için kör ve sağır olmak yetmez, vicdanın da cüzdana konulmuş olması gerekir.

                         

GELECEĞİ PLANLAMAK

          Anayasa değişikliği bir tercih veya bir siyasi çıkış değil, ülkenin ve milletin varlığı ve devamı için elzem bir ihtiyaç haline gelmişti. Bu ihtiyaç yanlış ellerde, başka sonuçlar da doğurabilirdi. Nitekim, bir erken genel seçime bağlı olarak AKP'nin hangi planlar yaptığını daha önce bir değil birkaç defa yazdım. MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, 11 Ekim grup konuşmasında konuyu gündeme getirirken, ülkenin durumunu ve muhtemel gelişmeleri hatırlatmış ve aynen şunları söylemişti: " Türkiye çok ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıyadır. İç ve dış güvenlik sorunları giderek ağırlaşmakta, vatanımızı içine alan husumet çemberi giderek daralmaktadır. Bu kuşatmayı kırmak, ülkemizin huzuruna ve güvenliğine kast eden risk ve tehditleri ortadan kaldırmak hepimizin temel önceliği olmalıdır. Milli birlik ve beraberliğin titizlikle korunması gereken bir dönemdeyiz. Kemikleşmiş önyargıları ve kısır çekişmeleri bir kenara bırakmalıyız. Vatan ve millet sevdasıyla hareket edebilme basiretini muhakkak surette gösterebilmeliyiz. Türkiye hepimizindir, hepimizin ortak vatanıdır. Siyasi gündemde kronik çekişme ve çatışma konusu olarak duran temel sorunları bu anlayışla ele almak, ülkemizin önünü açmak ve geleceğini planlamak durumundayız. Bunların en önemlilerinden birisi de hatırı sayılır zamandır ülkemizi meşgul eden yeni Anayasa kapsamında derinleşen hükümet sistemi tartışmalarıdır. Konu önemlidir; çünkü sistem tartışmaları siyaseti tıkarsa rejim krizine dönüşebilecektir."

                               

MHP'NİN ÖNCELİĞİ

          Sistem tartışmalarının siyaseti tıkamaması ve ortak vatanımız olan Türkiye'nin önünü açmak ve geleceğini planlamak için adım atılmış ve Anayasa değişikliği bu sebeple gündeme getirilmiştir. Kemikleşmiş önyargıları ve kısır çekilmeleri bir kenara bırakmanın kolay olmadığını, yaşadığımız süreçte ibretle bir defa daha görüyoruz. Ancak, her ne olursa olsun, bu kuşatmayı kırmak, ülkemizin huzuruna ve güvenliğine kast eden risk ve tehditleri ortadan kaldırmak başkaları için bir önem ve anlam ifade etmese de, MHP'nin önceliği olmuştur. Yeni bir hükümet sistemi belirlenirken, tarihsel tecrübeler, içinde yaşanılan coğrafya, sosyo-politik ve ekonomik yapı, siyasi kültür, toplumsal eğilim ve beklentiler dikkate alınmış ve ortaya bugün Anayasa götürülen metin çıkmıştır.

                       

MİLLET HER ŞEYİN FARKINDA

          Yapılan ve yapılmak istenen çok net ve açıktır. MHP her zaman olduğu gibi, ülkesine, milletine, devletine, bayrağına sahip çıkıyor ve bunun için ne gerekiyorsa onu yapıyor.Başkaları küçük siyasi hesapları için ülkenin mahvolmasına rıza gösterebilirler. Bazıları, kendilerine alan açmak için fitne ve fesat çıkarıp, ülkücü ve milliyetçilerin aklıyla alay edebilirler. Ama MHP ve MHP'nin lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin amacı da, hedefi de bu vatana sahip çıkmak, bu devleti yüceltmek, bu milleti yükseltmektir. Kimse boşuna heveslenmesin, boşuna hesap yapmasın. Türk milleti her şeyin farkındadır ve bu 16 Nisan'da son sözü söyleyecektir.




 


Diğer Makaleleri

- Kayıp yıllar / Tarih : 2017-05-29 09:35:51
- FETÖ raporu / Tarih : 2017-05-27 09:33:47
- Faturayı kime keselim? / Tarih : 2017-05-26 10:08:58
- FETÖ ile mücadele ve kirli pazarlıklar / Tarih : 2017-05-25 09:42:21
- Yapılacak çok şey var / Tarih : 2017-05-24 09:54:16
- Nerede kalmıştık? / Tarih : 2017-05-23 09:34:56
- Yeni dönem / Tarih : 2017-05-22 10:12:43
- Çare yine kendimizde / Tarih : 2017-05-20 09:47:29
- Türk olmanın bedeli ve 19 Mayıs / Tarih : 2017-05-19 09:46:45
- Trump ipe un serdi / Tarih : 2017-05-18 08:36:21
- Güven veren ses / Tarih : 2017-05-17 09:50:46
- Ey Amerika!.. / Tarih : 2017-05-16 09:45:06
- Terör ve itibar / Tarih : 2017-05-15 09:10:24
- İki partili sistem olur mu? / Tarih : 2017-05-12 09:25:00
- Söylemek değil yapmak lazım / Tarih : 2017-05-11 09:41:59
- Yeni süreç yeni istikamet / Tarih : 2017-05-10 09:59:22
- Yeni dönemin yeni siyaseti / Tarih : 2017-05-09 10:01:31
- Ganimet paylaşımı ve MHP farkı / Tarih : 2017-05-08 09:42:16
- Yeni düzen yeni siyaset / Tarih : 2017-05-06 09:53:11

Diğer Orhan Karataş Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »