Ortadoğu Gazetesi

İMANIN ŞARTLARI - KAZA VE KADERE İMAN (1)

M. Günay SIDDIKOĞLU / 2017-03-19 09:24:12

Din ıstılahında iman; Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Allah'tan getirdiği dinî hükümleri, kesin olarak kalp ile tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul etmek, bunların gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir. Yüce Allah nelere iman edilmesi gerektiğini şu ayette özet olarak bildirmektedir:

 "Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: Onun Peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır" (Bakara 2: 285) .

Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde iman esaslarını altı olarak saymıştır. Bunlar; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kadere iman etmektir. Bu hadiste sayılan imanın esasları Kur'an-ı Kerim'de çeşitli ayetlerde geçmektedir. Sözgelimi Bakara suresinin 177 ve 284 ile Nisa sûresinin 136. ayetlerinde "Allah'a, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe" iman geçmektedir. Yine Kur'an'da birçok ayet kadere imanı ifade etmektedir. (Ali İmran 145, 154; En'am Suresi, 2; Araf Suresi, 34,; Enfal Suresi, 68 ; Yunus Suresi, 49; Hud Suresi, 6 ; Ra'd Suresi, 39; Hicr Suresi, 4…)

İman Esasları ve Cibril Hadisi

Ayet ve hadislerde imanın esasları bildirilmiştir. Cebrail aleyhisselâm, Hz. Peygamber'in de aralarında bulunduğu bir sahabe' topluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail (a.s.)'in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise "Cibril hadîsi" adı verilmiştir. Bu hadis-i şerifte iman esasları bizzat Cebrail aleyhisselam tarafından Peygamber Efendimize sorulmuş ve Peygamber Efendimizin verdiği cevaplar Cebrail aleyhisselam tarafından tasdikleşmiştir.

Abdullah b. Ömer'in, babası Hz. Ömer'den naklettiği bu hadis şöyledir:

"Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve: 

"Ya Muhammed bana imandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır" buyurdu. O zât "doğru söyledin" dedi

 Adam devamla:

"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın farzlarının ne olduğunu söyle" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka tanrı olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şahadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir" buyurdu. O zat: "Doğru söyledin" dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu."

Bu sefer:

"Bana ihsandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.):

" Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür"  buyurdu. O zat:

"Bana kıyametten haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) "Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir" buyurdular.

 Babam dedi ki:

Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: "Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?"dedi. "Allah ve Rasûlü bilir" dedim.

"O Cibrîl'di. Size dininizi öğretmeye gelmişti" buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1; İmamı Âzam, Müsned, 1).

Bir hadislerinde Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Kul, hayrı ile şerri ile kadere iman etmedikçe, kendine hayır ve şerden isabet edecek şeyi engelleyemeyeceğini, hayır ve şerden kaçacak olan bir şeyi de yakalamayacağını bilmedikçe iman etmiş olmaz."(Tirmizi, Kader 10, 2145 ).

Kur'an-ı Kerim'e göre kader, miktar, ölçü, nizam vb anlamlarda kullanılmaktadır. Bazı ayetlerde de; süre, vakit anlamında, bir şeyin haddi, hududu anlamında, kıymetini takdir anlamında ve sayı, adet anlamında değişik ayetlerde kullanılmıştır. Bir Müslüman kadere iman ettim dediğinde; Allah'ın tüm mahlûkat için bir ölçü, bir nizam koyduğuna ve hiçbir şeyi düzensiz ve lüzumsuz yaratmadığına ve ezelden ebede kadar olacak her şeyi ilmiyle bildiğine inanmış olmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in " Şüphesiz biz, her şeyi bir kader (hikmetli bir ölçü) ile yarattık." (Kamer suresi 54: 49.) (bk. 25/2; 87/1-3) ayetindeki kader, "ölçü" anlamında kullanılmaktadır.  Kamer suresinde yer alan başka ayetlerde ise :  " Onların yaptıkları her şey kitaplarda (kayıtlı)dır. Küçük büyük hepsi defterlerde yazılmıştır. (Kamer 54: 52,53)  (bk. 82/10-12) buyrulmaktadır.

Ömer Nasûhi Bilmen Efendi kaza ve kaderi şöyle tarif etmiştir.

"Bilindiği gibi, Yüce Allah'dan başka yaratıcı yoktur. Bu kâinatta meydana gelen her şey, muhakkak Yüce Allah'ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olur. Onun için herhangi bir şeyin belirli bir şekilde meydana gelmesini, Cenab-ı Hakk'ın ezelde dilemiş olmasına "Kader" denir. Yüce Allah'ın böyle dilemiş olduğu herhangi bir şeyi, zamanı gelince meydana getirmesine de "Kaza" denir.

Örnek: Herhangi bir insanın falan günde meydana gelmesini Yüce Allah'ın ezelde dilemiş olması bir kaderdir. O insanın takdir edilmiş günde yaratılması da bir kazadır. Bununla beraber kaza sözü, takdir ve hüküm manasına da gelir." (Ömer Nasûhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, 36)

İMANIN ŞARTLARI VE KAZA VE KADERE İMAN  (2) MUHARREM GÜNAY SIDDIKOĞLU

Kaza Ve Kaderi İnkâr Eden Kâfir Olur 

Kaderi inkâr eden kâfir olur. Kadere imanın farz olduğunda bütün Ehlisünnet âlimleri ittifak etmişlerdir. Son yıllarda ortaya çıkan bazı akademisyenlerden, Kaza ve kadere imanın farz olduğunu kabul etmekle beraber, Kaza ve kaderi imanın altı şartı içerisinde saymayanlar vardır. Bu durum yanlıştır. Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi Din ıstılahında iman; Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Allah'tan getirdiği dinî hükümleri, kesin olarak kalp ile tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul etmek, bunların gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir. Gerek Peygamber Efendimiz, gerekse O'nun ashabı ve O'nun yolundan gide Ehlisünnet âlimleri Kaza ve kadere imanı İmanın altı şartı içerisinde saymışlardır.

 

Kaderi İkiye Ayırmak Mümkündür

 

1-İrademizle/seçimimizle ilgili olan kader: Bilerek, İsteyerek ve seçerek yapmış olduğumuz işlere iradeli işler/ameller adını veririz. Bütün insanlar kendi irade ve isteği ile yaptıkları işlerden sorumludurlar. Sözgelişi hırsızlık eden veya bir insanı suçsuz yere öldüren bir insan yapmış olduğu bu işlerden sorumludur. "Kim doğru olanı yaparsa, kendisi içindir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici değildir. " (Fussilet 81/ 46. ayet )

2-İrademizle/seçimimizle ilgili olmayan kader: İnsanın dünyaya gelmesi, kaç yıl yaşaması, öleceği zaman/eceli, cinsiyeti vb. konularda bizim irademizin/tercihimizin etkisi yoktur.

Kendi seçimimiz ve irademiz dışında olan bu şeyler, isteğimiz dışında oluştuğundan, Cenâbı Hakk bu işlerden dolayı bizi sorumlu tutmaz. Sözgelişi bir insan düşmanının kendisini öldürmesinden veya kazayla ölmesinden dolayı sorumlu tutulamaz. Böyle bir ölümde insana düşen tedbirleri almaktır. Fakata ne kadar tedbir alınırsa alınsız, tedbir kadere ve bu kaderin oluşmasına/kazaya engel olamaz. 

"(Fakat) âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz (bir şey) dileyemezsiniz." (Tekvir 81: 29) (bk. 74/56; 76/30) (İnsan her istediğini yapamaz ve elde edemez. Bunun için Allahu Teâlâ'nın dilemesini ve dileğimizi kabul etmesini O'ndan usulüne uygun bir şekilde istememiz lazımdır.) (Feyzü'l-Furkan, H.T. Feyizli meali)

Kaza ve kadere inanan insan, kendi irade ve ihtiyarımızla yapmış olduğumuz işlerden dolayı sorumlu tutulacağını, İslâmın iyi saydığı şeyleri yaptığında mükâfatlandırılacağını, yasak ve kötü saydığı amelleri işlediğinde de cezalandırılacağını bilir ve kötü işlerden sakınır.

İrademizle ve kendi istek ve arzumuzla oluşmayan işlerden/kaderden dolayı, başımıza gelen bir kötü iş veya bir felaket anında da moralimizi bozmaz; Allah'ın takdirine boyun eğer, sabreder ve başımıza gelen her şeyin de bir imtihan vesilesi olduğunu bilir ve böyle durumlarda Allah'a sığınırız.

İnsan Amel Ederken İradesini Kullanabilir Mi?

Kaza ve kader konusunda akla gelen soruların başında; "İnsanlar yaptıkları bir ameli kaderlerinde yazılı olduğu için mi, yoksa kendi istek ve arzularına göre hür iradeleriyle mi yapmaktadırlar? Sorusu gelmektedir.

Bu soruya verilecek cevap: Elbette hür iradeleriyle olacaktır. Allah (c.c.) kulları için şerri murad etmez. Fakat kul şerri isterse Allah(c.c) istemese de kulun iradesi gereği şerri yaratır. (Zümer 39/ 7) Yoksa insanların imtihan edilmelerinin ve hesaba çekilmelerinin hiçbir anlamı kalmazdı.  İsteyen iyiyi, isteyen kötüyü seçer, dileyen iman eder, dileyen iman etmez sonunda seçmiş olduğu tercihe göre ya mükâfatını ya da mücâzâtını/cezasını görür. "De ki: "Hak (olan bu Kur'an) Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen de küfre sapsın (kâfir olsun)." (Kehf 18/ 29) "İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz." (İsra 17/7)

Allah (c.c.) Hayrı da şerri de yaratır. Hayrı murad eder, ama şerri murad etmez. Yalnız şerre yönelene kapıyı açık tutar, istemese de kul istediği için şerri de yaratır.  Çünkü sonuçta insan imtihan âlemindedir. 

İnsanların bir kısmı yaptıkları iyi ve güzel şeyleri kendilerinden başlarına gelen kötülükleri ise kaderden ve dolayısıyla Allah'tan bilirler. (Ne yapalım kader böyleymiş derler) Hâlbuki Cenâbı Hakk yüce kitabımızda kötülüğü nefsinizden, iyiliği Allah'tan bilin demektedir:

. (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. " (Nisa 4: 79)  İnsan, Allah'ın istediği gibi, kötülükleri kendinden bilmeli ki, sorumluluktan kaçmasın.  İyilikleri Allah'tan bilmeli ki, mağrur olmasın.




 


Diğer Makaleleri

- İNANDIĞIMIZ GİBİ YAŞAMAK / Tarih : 2017-11-08 07:45:13
- GELİNİZ BİRAZ İMAN EDELİM / Tarih : 2017-10-15 09:42:16
- BİZ SADECE ALLAH RIZASI İÇİN KURBAN KESERİZ / Tarih : 2017-08-30 10:27:10
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2017-08-06 10:41:05
- YA HAYIR SÖYLE YA DA SUS / Tarih : 2017-06-29 10:34:15
- SUSMAKTA HİKMET VARDIR / Tarih : 2017-06-28 11:41:27
- DİLİNİ TUT / Tarih : 2017-06-25 11:43:46
- MÜ'MİN BOŞ SÖZLERDEN UZAK DURUR / Tarih : 2017-06-19 10:17:00
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-29 09:30:31
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-28 10:14:08
- BERAT GECESİ / Tarih : 2017-05-09 09:56:20
- O'NA UYAN KURTULUR / Tarih : 2017-04-21 09:48:24
- Asâkir-i İslâm- İslam'ın askerleri Türkler / Tarih : 2017-04-14 10:21:31
- ASR SURESİ'Nİ ANLAMAK VE HAYATA HÂKİM KILMAK / Tarih : 2017-03-31 09:55:34
- ALLAH'A AÇILAN MANEVİ PENCEREMİZ NAMAZ / Tarih : 2017-03-25 08:33:51

Diğer M. Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »