Ortadoğu Gazetesi

BİZ SADECE ALLAH RIZASI İÇİN KURBAN KESERİZ

M. Günay SIDDIKOĞLU / 2017-08-30 10:27:10

Kurban, Yüce Allah'ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile kesilen özel Hayvandır.

 

Bir hayvanın kurban olabilmesi için;

- Allah rızası için kesilmiş olması

2- İslami usullere göre alınması, kurban olacak hayvandaki özellikleri taşıması ve İslami usullere göre kesilmiş gerekir.

 

Kurban bayramının ilk üç gününde Allah rızası için kesilen kurbana uhdiyye denir. Kurban kesme zamanı bayram namazını kıldıktan sonra uhdiyye (kuşluk) vaktinde başlandığından kesilen kurbanlara uhdiyye kurbanı adı verilmiştir. Bu zamanda kılınan nafile namaza da duha namazı denir. İmamı Şafiye göre bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar da kurban kesilebilir.

 

Hanefi mezhebine göre kurbanlar gündüz vaktinde kesilir. Gece vakti kurban kesmek tenzihen (helale yakın) mekruhtur. (Ö.N. Bilmen, Büyük İslam İlmihali) 

Aslında dinimizdeki bütün ibadetlerin Allah katında kabul görmesi için sıfr Allah rızası için yapılmış olması ve kuralına uygun bir şekilde işlenmiş olması gerekir. Allah rızası için yapılmayan, gösteriş ve şirk içeren ve kuralına uyulmadan yapılan ibadetlerin kabul olması mümkün değildir.

 

  İnsan kurban kesmekle İbrahim aleyhi'ssel‰m gibi Allah'a ve O'nun emirlerine sadakatini, gerekirse O'nun rızasını kazanmak için her fedak‰rlığa katlanacağın, İsmail aleyhisselam gibi Allah'a teslimiyetini göstermiş olur.  

Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihl‰s esastır. Bakınız bu konuda Kur'an-ı Ker”m'de şöyle buyuruluyor : 

Gul İnne salati ve nüsiki vemahy‰ye vemem‰ti lill‰hi  rabbil ‰lemin. De ki: "Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi ‰lemlerin Rabbi Allah içindir." (En'am 162).

 

Hacc suresinde de bu duruma dikkat çekilerek şöyle buyrulur:

 "len yen‰lall‰he lühžmuh‰ vel‰ dim‰üh‰ vel‰kin yen‰lühü ttegv‰ minküm'85"  "Onların (kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır."  (Hacc, 37.) 

Kevser suresinde geçen "Fesalli lirabbike venhar,  (Başkası için değil sadece)  Rabbın için namaz kıl ve (kurban) kes" emri de başta namaz ve kurban olmak üzere bütün ibadetlerin gösterişten ve şirkten uzak olarak sadece Allah rozasını kazanmak amacıyla yapılmasının önemine dikkat çeker.

 

Esasen Allah Te‰l‰ ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Nitekim Hz. ådem'in iki oğlunun kesmiş oldukları kurbandan sadece H‰bil'in kurbanı kabul görmüş, K‰bil'in kurbanı Allah tarafından kabul edilmemiştir. Bu durum yüce kitabımızda şöyle anlatılır:

(Resžlüm!) Onlara ådem'in iki oğlunun gerçek haberini oku: Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı (H‰bil koç, K‰bil ekin sunmuştu) da onlardan birinin (H‰bil'in)ki kabul olunmuş, diğerinin ki kabul olunmamıştı. O (kurbanı kabul olunmayan K‰bil, bu durumu kıskanarak kardeşine): "Seni mutlaka öldüreceğim." demişti. (H‰bil de): "Allah, ancak kendisinin emrine uyan/ karşı gelmekten sakınanlardan/takva sahiplerinden (kurbanı) kabul eder." demişti.  "Andolsun ki beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben ‰lemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." (M‰ide, 27-28)

 

KABİL'İN KURBANI NİÇİN KABUL EDİLMEDİ?

ådemin oğulları Rablerine bir kurban takdim etmişler, birinin sunduğu kurban kabul edilmiş, ötekisininki ise kabul edilmemişti. Çünkü birisi ihsan ehliydi. Hz. H‰bil Allah'ı görüyormuşçasına bir hayat yaşıyor, O'nun verdiği nimetleri yine O'nun emrettiği şekilde kullanmanın bilincine ermiş; O'na kulluk şu-uru içindeydi. Malının en güzelini, en çok sevdiği koçunu Allah'a l‰yık görmüş ve kurban etmiş, ötekisi de en değersizini kurban etmişti. Habil mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunun bilin-cinde olarak kurbanda bulunmuş, en iyisini sunmuştu.

 

Kabil ise mülkü kendisinin zannederek, mülkün sa-hibine karşı bir güvensizlik duygusu içinde, malının en kötüsünün seçerek kurban takdim etmişti. Onun içindir ki görünüşte birbirine benzeyen ama niyet olarak birbirinden çok farklı olan bu amelden birisini kabul eden Allah, ötekisini ka-bul etmemişti. Doğal olarak kurbanının kabul edilmeyişini gören Kabil'in hemen hatasını anlayıp tövbe etmesi gerekirken öyle yapmamış kardeşini kıskanmış haset etmiştir. Yani Allah'ın takdi-rine karşı gelmiş ve tıpkı Allah'ın emrine kafa tutan, ådem'e secde etmeyen şeytan gibi asilerden olmuştur.. Evet, bildiğimiz kadarıyla tarihte ilk hasit-haset eden şeytandır, ikincisi de Kabil'dir. 

 

Hz Adem, 1 kız 1 erkek doğan ikiz çocuklarını çaprazlama evlendiriyordu. Yani bir sonraki kardeşiyle. Böylece ikiz kardeşleriyle evlenmemiş oluyorlardı. Bu düzende, K‰bil'in ikiz kardeşi olan İklimya ile H‰bil evlenecekti. Fakat K‰bil bu duruma itiraz etti. İklimya ile kendisi evlenmek istiyordu. Bu yüzden babasına isyan etti. Baba olmanın yanında bir de peygamber olan Hz ådem, kendisine başkaldırılınca hakemliği Yüce Allah'a bırakmayı teklif etti evlatlarına. M‰dem ki kendi görüşü kabul görmüyordu, o halde yapılacak şey Allah'a kurban sunmalarıydı. Kimin kurbanı kabul olunursa İklimya ile o evlenecekti. Teklif, her iki evlat tarafından da kabul edildi.

 

O zamanlar kurban, mutlaka bir hayvanın boğazlanması şeklinde değil de, çok sevdiği bir şeyden fed‰karlık yapıp onu Allah'a sunmak üzere bir dağın tepesine bırakmak şeklindeydi. Ertesi gün gelip bakarlar, kimin kurbanı yok olduysa, o kurbanın gökyüzüne kaldırıldığına ve kabul olduğuna inanılırdı. Kabil ziraatçi, Habil ise hayvancılıkla uğraştığı için her ikisi de kendilerine uygun kurbanlar sundular. H‰bil, kurban olması için en güzel koçu süsleyip getirdi. K‰bil ise çürük meyveleri seçmişti.  Sonuçta Kabil'in kurbanı kabul edilmemiş, malınım en güzelini seçen Habil'in kurbanı kabul edilmişti.

 

Bu durumda iyice deliren K‰bil, peygamber babasından sonra Allahü Te‰l‰'nın da hakemliğine r‰zı olmadı ve kardeşini öldürmeye karar verdi. 

 

 Kardeşini kıskanan Kabil Habil'e; "Andolsun ki seni öldüreceğim" der. Kardeşi ona sorar: Beni niye öldüreceksin? O der ki senin kurbanın kabul edildi, benimki kabul edilmedi. Bu-nun üzerine Habil der ki, Allah ancak muttakilerin (Allah'tan sakınanların ve Allah'a olan sevgilerinden dolayı), kendisine karşı kullu-ğunun bilincinde olanların kurbanını kabul eder. Y‰ni bu konuda be-nim bir suçum yoktur, yetkim de yoktur. Sen bunu kendin istedin, ken-din hak ettin. Bu konuda beni suçlayacağına tövbe istiğfar et. Allah tövbeleri kabul edendir, tevv‰bürrahimdir. 

 

 Görülüyor ki, kurban kesenlerden birisinin kurbanı iyi niyeti ve Allah'tan sakınması ve O'nun rızasını kazanmak düşüncesi sebebiyle kurbanını sunduğu için kabul görmüş, diğerinin ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir. 

 

Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur: 

 "åmellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur." (Buhari, Bed'ü'I-Vahy, 1.) Bunun içindir ki kesilecek kurbanlarda sadece Allah rızasını gözetmek ve kurbanı İsl‰mi usullere göre kesmek ve etini yine İslami usullere göre dağıtmak gerekir.

 

3-KİMLER KURBAN KESER

Kurban bayramında ibadet niyetiyle kurban kesmek, hür, mukim (yolcu olmayan), Müslim ve zengin kimseye vaciptir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 20 miskal (80.18 gr.) altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir; kurban kesmesi gerekir. 

 

Hz. Ebž Bekir ile Hz. Ömer seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir. Şayet seferde olan kimse kurban kesmek isterse, kurban kendisine vacip olduğu için değil, nafile olarak kesebilir, kesmediği takdirde sorumlu olmaz. 

 

İmam A'zam Ebž Hanife ile Ebž Yusuf'a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve erginlik çağına gelmiş olma şart değildir. Yani zengin olan çocuğun ve delinin mallarından babaları veya vasileri kurban keserler. İmam Muhammed ile İmam Zufer'e göre kurbanın vacip olması için akıl ve erginlik çağına gelmiş olma şarttır. Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli olanların mallarından kurban kesilmez. (K‰s‰n”, Bedayiu's-Sanay”, c. V, s. 64, Beyrut, 1974. ) Fetva da bu görüşe göredir, yani zengin de olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmesi gerekmez.( İbn åbidin, Reddü'I-Muhtar, c. V, s. 309. Ayrıca bak. Ö.Nasuhi Bilmen Büyük İslam İlmihali, Kurban ve Av Kitabı, sayfa:415)

Ailede Bir Kişinin Kurban Kesmesi Yeterli mi? Yoksa Tüm Aile Fertlerinin Kurban Kesmesi Gerekir mi?

 

İslam dininde; ailede "mal birliği" değil, "mal ayrılığı" prensibi vardır. Yani bir aile içinde de olsa, herkesin malı, kendisine aittir. Bir kimse, babasının, eşinin veya oğlunun servetiyle zengin sayılamaz. Baba fakir olduğu halde oğlu; koca fakir olduğu halde karısı zengin olabilir. Bu bakımdan, aile içinde, diğer şartlarla beraber kimler dinen zengin sayılırsa, s‰dece onlar kurban kesmekle yükümlü olurlar. Hepsi zengin sayılırsa, her birinin, ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir. Aile içinde zengin sayılan kimse yoksa hiç biri kurban kesmekle yükümlü olmaz.

 

4-KURBAN KESMENİN VACİP OLDUĞUNA DAİR DELİLLER ŞUNLARDIR:

 1. Kevser suresinde geçen "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes"  ayet-i kerimesi kurbanın vacip olduğunu göstermektedir. Nitekim bu ayetin tefsiri sadedinde Hz. Enes b. Malik'ten şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber ilk zamanlar önce kurban keser, sonra da namaz kılardı. Daha sonra (Kevser suresindeki bu ayetle) önce namaz kılmak, sonra da kurban kesmekle emrolundu. İmam Katade'den de bu ayetin kurbanla ilgili olduğu rivayet edilmiştir.

 

2. Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) " Gücü olduğu halde kurban kesmeyen bizim mescidimize yaklaşmasın " sözü de gücü yettiği halde kurban kesmeyenin Müslümanlarla birlikte bayram namazına da katılmamasını ihtar etmek suretiyle yine kurbanın vacip olduğuna işaret etmektedir.

 

3. Yine Hz. Peygamber Efendimiz " Biz namaz kılmadan önce kurbanını kesen kişi kurbanını iade etsin'85 " buyurmuştur. Hz. Peygamberin namazdan önce kurban kesenin kurbanını iade etmesini emretmesi, kurbanın vacip olduğunu göstermektedir.

 

4. Ayrıca İbn-i Ömer (r.a.) şöyle buyurmaktadır: " Hz. Peygamber Medine'de kaldığı on yıl boyunca (her sene) Kurban kesmiştir 

Kurban kesmekle ilgili emrin bulunduğu ayet-i kerime ile kurban kesmeyeni şiddetle kınayan hadislerden; özellikle de Hz. Peygamberin on yıl boyunca kurbanı hiç terk etmemiş olmasından kurbanın vacip olduğu hükmü çıkmaktadır.

 

ZENGİNLİĞİN ÖLÇÜSÜ NİSAP

Herhangi mal” bir ibadetin borç olması için öngörülen zenginlik ölçüsü Nisap kelimesi ile ifade edilmektedir. 

 

Kurban nisabı, kişinin temel ihtiyaçları olan oturacak evi, evinin yeter derecede eşyası, binek için olan hayvanı (taşıtı), kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan fazla 80,18 gr. Altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse kurban kesecek kadar zengin demektir. Bu kimseye yılda bir defa kurban günlerinde kurban kesmek vacip olur. 

 

Bu ölçü aynı zamanda zek‰t için de geçerlidir. Ancak zek‰t nisabında malının artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması şarttır. Kurban nisabında bunlar aranmaz. Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye kurban kesmek vacip olur. 

 

Kurban Kesmek Hayvan Katliamımıdır?

Hayvan sever olduklarını iddia eden bazı insanlar ve dernekler, insanların et ihtiyacını karşılamak için dünyanın her yerinde günlük olarak kesilen milyonlarca hayvanı görmezden gelerek, Kurban bayramının yaklaştığı günlerde ibadet amacıyla kurban kesen Müslümanları kendi akıllarınca barbarlıkla suçlamaktadırlar.

 

Dünyamızda her gün kesilen milyonlarca eti yenen hayvanlardan sadece mali durumu iyi olanlar yararlanmaktadırlar. Kurbanda ise durum böyle değildir. Kurban ibadetinin bir de sosyal yönü vardır ki kurban, zek‰t gibi mal ile yapılan bir ibadet şeklidir ve etinden sadece kurban kesenler değil yoksullar da yararlanmaktadır.  Hatta kurban kesmenin asıl amaçlarından birisi de et yeme imk‰nı olmayan fakirleri etle buluşturmaktır. Ayrıca İsl‰m ülkelerinde Müslümanların kurban bayramında kurban kesmelerinden dolayı normal kesim sayıları kurban ve kurbanı izleyen günlerde otomatik olarak azalır. Kendi zevkleri ve ihtiyaçları için hayvan kesenlerin ve kesilmesine ses çıkarmayanların yılda bir defa yapılan Kurban ibadetine karşı çıkmaları samimiyetsizliktir. Aynı zamanda hem din düşmanlığı hem de yoksul düşmanlığıdır.

 

Kurbanın Bedelini Yoksullara Vermekle Kurban Kesilmiş Olur mu? 

Bazı kimseler hemen her yıl kurban bayramında bu soruyu sorarlar. Hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksullara vermekle kurban kesilmiş olur mu? Kurbanın rüknü, kurban edilmesi caiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan, hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksula vermekle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz, bu ancak sadaka olur. 

 

Ortaklaşa kesilecek hayvanı kesecek olan Müslümanların tamamının nafile de olsa kurban niyeti ile kurbanı kesmeleri gerekir. İçlerinden birisinin veya bir hissenin etlik niyeti ile kesilmesi kurbanın tamamını f‰sit eder/bozar.

 

6-HANGİ HAYVANLAR KURBAN EDİLEBİLİR?

Kurbanlar, yalnız koyun ve keçi ile deve, sığır türü hayvanlardan kesilebilir. Mandalar da sığır cinsinden sayılır. Bu tür hayvanların erkeğini de dişisini de kurban etmek caiz ise de, erkeğini kurban etmek daha faziletli görülmüştür. Tavuk, horoz, kaz gibi kümes hayvanları ile etleri yenilen vahşi hayvanlar kurban olmaz. Koyun ve keçi sadece bir kişi tarafından kurban kesilebilir. Sığır ve deve ise birden yedi kişiye kadar ortak kimseler tarafından kurban edilebilir.

 

 Kurban edilmeye engel olmayan kusurlar:

1.  Hayvanın şaşı olması 2.  Yürümesine engel olmayacak kadar topal olması,

3.  Uyuz olması, 4.  Deli olması, 5.  Doğuştan boynuzsuz veya boynuzunun biraz kırık olması, 6.  Kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olması, 7.  Dişlerinin birazının düşmüş olması, 8.  Tenasül uzvunun bulunmayışı veya kesilmiş olmasında bir sakınca yoktur. Bu kusurları taşıyan bir hayvan kurban edilebilir.

 

Kurban edilmeye engel olan kusurlar:

1.  Hayvanın iki gözünün veya bir gözünün kör olması, 2.  Dişlerinin çoğunun düşmüş olması, 3.  Kulaklarının kesilmiş olması, 4.  Boynuzlarının birisinin veya ikisinin kökünden kırılmış olması, 5.  Kulağının veya kuyruğunun yarısından fazlasının kopmuş olması, 6.  Meme başlarının kopmuş olması, 7.  Kulaklarının veya kuyruğunun doğuştan bulunmaması, 8.  Kesim yerine gidemeyecek kadar topal olması  kurban edilmeye engel teşkil eden kusurlardır. Bu kusurları taşıyan bir hayvan kurban edilemez.

 

Kurban kesmekle yükümlü olan bir kişinin satın aldığı kurbanda yukarıdaki kusurlardan birisi satın aldıktan sonra oluşursa yenisini alıp kesmek gerekir. Kurban kesecek kişi fakir ise yenisini almaya gerek yoktur. Hatta fakir olanın böyle kusurlu bir hayvanı alıp kesmesi de yeterli olur. Çünkü bu kurban o fakir için nafiledir. Nafilelerde genişlik ve kolaylık vardır. Zengin kişinin aldığı kurban henüz kesilmeden önce ölse yerine yenisini almak gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse yerine yenisini almak gerekmez. (Bak. Ö. N. Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Kurban ve Av Kitabı Sayfa 417) 

Kurbanlık Hayvanın Canlı Olarak Tartılıp Kilogram Fiyatı Üzerinden Anlaşarak veya Kesildikten Sonra Eti Tartılarak Fiyatının Belirlenmesi İle Satın Almak Caiz midir?

Tane hesabı ile satın alınan hayvanın kurban edilmesi caiz olduğu gibi; alıcı ve satıcı arasında, sonunda anlaşmazlık çıkmamak şartı ile bedeli kesildikten sonra, etinin beher kilosu için, taraflarca önceden belirlenen fiyattan ödenmek üzere satın alınan hayvanın kurban olarak kesilmesi; yine, canlı olarak tartılıp beher kilosu için takdir edilen bedel karşılığında satın alınan hayvanın kurban edilmesi de caizdir

 

KURBANLIK HAYVANLARDAN HANGİLERİ ORTAK OLARAK KESİLEBİLİR?

Koyun veya keçinin bir kişi tarafından; sığır, manda ve devenin ise, yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban olarak kesilebileceği Hz. Peygamber'in hadisleri ve uygulamaları ile sabittir (Ebž D‰vžd, Dah‰y‰, 7-8). Ortak olarak kurban edilebilen hayvanlar tek veya çift hisse olarak kesilebilirler. 

 

Akika, adak, udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunabilir mi?

Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Ortakların her birinin ibadet niyetiyle katılmış olması kaydıyla bir kısmı udhiyye, diğer bir kısmı ise adak, ak”ka, nafile kurbanı olarak niyet edebilirler. Önemli olan bütün hisselerin kurban niyetiyle kesilmiş olmasıdır.

 

Not: Söz gelişi altı hissesi kurban niyeti bir hissesi de et niyeti ile kesilen bir kurbanın tamamı kurban olmaktan çıkar.

 

Kurban Etinin Taksimi 

Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde etleri ortaklar arasında tahmini olarak değil, tartılarak taksim edilir. Ancak bir ailenin fertleri için kurban edilen hayvanın etini taksim etmek gerekmez. Bunun gibi ortaklaşa kurban kesenler kurban etini tamamen yoksullara veya bir hayır kurumuna verecek olurlarsa yine kurban etini taksim etmeleri gerekmez. 

 

Kurban etinin hepsini yoksullara sadaka olarak dağıtmak veya kendisi ve çoluk çocuğu için alıkoymak caiz ise de, en uygun olanı, kurban etini üçe taksim edip, birini kurban kesmeyen yoksullara sadaka olarak dağıtmak, bir bölümünü de akraba, tanıdık ve komşulara ikram etmek, birini de kendi çoluk çocuğu ile yemektir. 

 

Kurban etinden Müslüman olmayan komşulara da vermek caizdir. Şayet kurban kesen kimsenin çoluk çocuğu kalabalık ve hali vakti de çok iyi değilse bu takdirde kurban etini sadaka ve hediye olarak dağıtmayıp, tamamını çoluk çocuğu için alıkoyması daha uygun olur. 

 

KURBAN BAYRAMI

Bayram, birlik, dirlik, barış, sevgi ve kardeşlik demektir.  Bayramda büyükleri ziyaret etmek, küçükleri ve yoksulları sevindirmek sünnettir. Bayramınız mübarek olsun.

 

Teşrik tekbiri, Kurban bayramı günlerinde farz namazlardan sonra getirilen tekbirlerdir.

Arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakit farz namazını müte‰kip birer defa  "Allahü Ekber All‰hü Ekber L‰ il‰he İll‰llahü Vall‰hü Ekber, All‰hü Ekber ve Lill‰hi'l-Hamd" şeklinde tekbir alınır. Bunlara teşrik tekbirleri denir.

 

Teşrik tekbirinin anlamı:

 "Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Allah'tan başka il‰h yoktur. O Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Hamd Allah'a mahsustur". 

 

 

 

Buna göre Hanef”lerde tercih edilen görüşe göre arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakit, her farzın ardından teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir. Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz kaza edilirken teşrik tekbirleri de kaza edilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri halinde ise tekbir getirilmez. Namaz kaza edilmedikçe tekbirler kaza edilmez (Serahs”, el-Mebsžt, II, 43; İbnü'l-Hüm‰m, Fethu'l-Kad”r, II, 81). މfi” mezhebine göre ise teşrik tekbirleri sünnettir (M‰verd”, el-H‰v”, 1994, II, 501).

 

Kadınlar teşrik tekbirlerini gizli olarak getirirler.

 

sa200

 




 


Diğer Makaleleri

- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2017-08-06 10:41:05
- YA HAYIR SÖYLE YA DA SUS / Tarih : 2017-06-29 10:34:15
- SUSMAKTA HİKMET VARDIR / Tarih : 2017-06-28 11:41:27
- DİLİNİ TUT / Tarih : 2017-06-25 11:43:46
- MÜ'MİN BOŞ SÖZLERDEN UZAK DURUR / Tarih : 2017-06-19 10:17:00
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-29 09:30:31
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-28 10:14:08
- BERAT GECESİ / Tarih : 2017-05-09 09:56:20
- O'NA UYAN KURTULUR / Tarih : 2017-04-21 09:48:24
- Asâkir-i İslâm- İslam'ın askerleri Türkler / Tarih : 2017-04-14 10:21:31
- ASR SURESİ'Nİ ANLAMAK VE HAYATA HÂKİM KILMAK / Tarih : 2017-03-31 09:55:34
- ALLAH'A AÇILAN MANEVİ PENCEREMİZ NAMAZ / Tarih : 2017-03-25 08:33:51
- İMANIN ŞARTLARI - KAZA VE KADERE İMAN (1) / Tarih : 2017-03-19 09:24:12
- HİÇ KİMSEYE ALLAH SENİ AFFETMEZ DiYEMEYİZ / Tarih : 2017-03-06 08:22:12
- Allah Şirkten Başka Her Günahı Bağışlar / Tarih : 2017-03-02 13:31:17
- İNSANDA ALLAH KORKUSU NASIL TEZAHÜR EDER? / Tarih : 2017-02-26 09:40:26

Diğer M. Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »