Ortadoğu Gazetesi

Yakın Tarihimizin Bize Ögrettikleri ve Kısa Bir Hatırlatma

Av. Fethi Yıldız / Mhp Genel Başkanı başdanışmanı2017-09-08 09:51:37

Milliyetçi Hareket Partisi nin sayın lideri Devlet Bahçeli nin Barzani tarafından 25 Eylül'de yapılması düşünülen referandumla ilgili olarak yapmış olduğu açıklama tarihi öneme sahiptir.

Sayın Devlet Bahçeli açıklamasında:

 "Peşmerge yönetiminin türkmen kentlerini kapsamına alan referandum hazırlığı bağımsız Kürdistan provasıdır. Kerkük'te Telafer'de Musul'da yaşayan Türkmenlerin aleyhinedır. Türkiye'ye karşı beslenen hasmane ve düşmanca tutumun dışavurumudur. Türkiye'yi bölmeye yöneliktir, gerekirse savaş sebebi sayılmalıdır."

 

İbret alınacak bir çok olaydan bir kaçını kısaca hatırlayalım :

Mondros ateşkes antlaşması bu ibretlik hadiselerden birtanesidir.

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda itilaf devletleri ile Mondros ateşkes Anlaşması 30 Ekim 1918 tarihinde Limni adasının Mondros limanında imzalanmıştır.. Bu ataşkes anlaşmasında Osmanlı Türk devletini Rauf bey temsil etmiştir. O tarihte Hüseyin Rauf (Orbay) Ahmet İzzet Paşa hükümetinde bahriye nazırdır.

Rauf bey Kurtuluş şavaşı döneminde son osmanlı meclisi ( Meclis-i mebusan) toplantısına katılmış,İstanbulun işgalinden sonra İngilizler tarafından tutuklanarak Maltaya sürgüne gönderilmiştir. Cumhuriyet döneminde terakki perver cumhuriyet partisinin kurucuları arasında yer aldıysada bu parti Şeyh Sait isyanı sebebi ile kapatılmıştır. Adının karıştığı İzmir süikasti sebebiyle 1935 yılına kadar Türkiye ye dönmemiştir.

Hüseyin Rauf bey ;

Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy, İsmet İnönü, Refet Bele ile birlikte Mustafa Kemal in yanında kurtuluş harbimizin çekirdek kadrosunu oluşturanlardandır. Hüseyin Rauf Orbayın babası kafkasyadan Türkiyeye kaçarak İstanbula yerleşen çerkez asıllı bir Osmanlı subayıdır.

Mondoros ateşkes antlaşmasını Mustafa Kemal Paşa okuduktan sonra "bu antlaşmayla düşmanların memleketi işgali için adeta onlara yardım edilmiştir." diyerek tepkisini göstermiş, içeriğine şiddetle karşı çıkmıştır. Kurulmaya çalışılan bağımsız Kürdistanın izlerini o metinlerde görebiliriz. Rauf bey ateşkes antlaşmasını imzalarken ingililerin verdiği harici sözlere güvenmiş, ancak bu güven Musul, Kerkük gibi vilayetlerimizin Türkiye Cumhuriyetinden koparılmasına neden olmuştur.

Ateşkes anlaşmasının 7. maddesinde:" itilaf devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde, herhangi bir stratejik noktaya işgal edecek bir hakka sahip olduğu ,24. maddesinde dogudaki 6 ilimizde(vilayeti sitte) karışıklık çıkması halinde o illeri işgal yetkisi alınmıştır.

Nitekim kısa bir süre sonra İngiltere ateşkes anlaşmasının 7. maddesine dayanarak 15 Kasım 1918 yılında Musul Vilayetimizi işgal etmiştir. 25 Nisan 1920 de Irak'ta İngiliz mandası resmen yürürlüğe girmiş, bir yıl sonra bugün olduğu gibi uyduruk bir referandumla ingiliz işbirlikçisi Faysal Irak kralı ilan edilmiştir.

Musul ve Kerkük Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılında Misaki Milli sınırlarımızın İçerisinde olduğunu hiç bir Türk evladı unutmamıştır.

Misaki milli sınırlarımız --"İskenderun körfezinin güneyinden, Antakyadan, Halep ilekatma istasyonu arasında Carablus köprüsünün güneyinde Fırat Nehri'ne oradan deyrizor'a İner, doğuya uzayıp Musul, Kerkük, ve Süleymaniye'ye içine alır.--"

Genç Türkiye cumhuriyeti, İngiltere'nin yapmış olduğu gayri meşru durumu, işgali hiç bir zaman kabul etmemiş işgalin kaldırılması için her türlü hukuki ve diplomatik girimlerde bulunmuştur. Bu bağlamda oldu bittiye son verilmesi için İngiltere ve İstanbul da görüşmeler yapılmış, ancak İngilizler Musul vilayetinedeki işgali kaldırma ya yanaşmadığı gibi Hakkari ilimizin de ingiliz yönetimine bırakılmasını arsızca ,hayasızca talep edebilmiştir. Kurtuluş harbinden henüz çıkan Türk Milletinin içinde bulunduğu sosyo ekonomik durum, onları cesaretlendirmiştir.

Musul meselesinin halli için konu Türkiye cumhuriyetinin henüz üyesi dahi olmadığı Milletler Cemiyetine, oradan Adalet Divanına götürmüştür. Başta İngilizler olmak üzere batı emperyalizmi bu sırada boş durmamış ülke içindeki işbirlikçilerine her türlü desteği vererek Şeyh Sait isyanını başlatmışlardır Bitmek bilmeyen İngiliz oyunları sonunda İngilizlerle 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara anlaşmasıyapılmıştır.

Anlaşmanın birinci fasıl, birinci maddesiyle Türkiye'yle Irak arasında hudut ;Cemiyeti Akvamın 29 Ekim 1924 tarihli toplantısında kararlaştırdı şekilde (-Brüksel sınır çizgisi -kesinleşmiştir.) Bu anlaşmayla Musul ve kerkük vilayetlerimiz toprak bütünlüğü korunması şartıyla Irak'a bırakılmıştır. Yürürlük maddeside dahil 18 maddeden ibarettir. Irak'ın Musul'dan elde ettiği petrol gelirlerini paylaşımıda Ankara anlaşmasında mevcuttur.

Ankara anlaşmasının dördüncü maddesindeki düzenleme ye göre;birinci madde mucibince Irak a terk edilen arazideki ahalinin Tabiiyeti Lozan anlaşmasının 30 -36 maddelerine dayanılarak halledilecektir. Musul ve Kerkük'ü içine alan Yeni bir siyasi birliğin oluşturulması, Irak ile Türkiye arasında yeni bir devletin varlığı halinde başka bir söyleyişle Musul ve Kerkük'ün Irak ın toprak bütünlüğünden koparılması yada ayrılması halinde siyasi sıtatü 1918 yılı öncesine antlaşma şartlarına göer dönmek zorundadır. Ankara anlaşması hükümsüz olacaktır.

20. yüzyılın başından beri Türkiye Cumhuriyetinde, İran Irak ve Suriyede siyasi kürtçülük haraketleri zaman zaman alevlenmiş zaman zaman da yer altına çekilmiştir. Irakta faaliyet gösteren kürtçü hareket 11 Mart 1970 yılında Kürdistan demokrat Partisinin başı Molla Mustafa Barzani, Irak devrim komuta konseyiyle masaya oturmuş bölgede yaşayan Kürtlere bazı haklar tanıyan özerklik anlaşmasını İmzalamıştır. Molla Mustafanın oğlu Barzani, "Irak Kürdistanı" olarak Duhok , Kerkük, Süleymaniye, Erbil ,Musul, Sincan,Telafer, Vasıf Bedre Bölgesinin kendilerine ait olduğunu iddia etmektedir.

ABD nin Irak işgaliyle bölge halkı tarafından Ortadoğunun iki dansözünden biri olarak sıfatlandırılan Barzani Şiiler ve Sünniler arasındaki ihtilaflardan faydalanarak tarihi düşlerini, ham hayallerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Emperyalizmin Irakın işgalinden sonra, geçici anayasa hazırlamak için Irak'ta yaşayan çeşitli guruplardan oluşturulan kurulda ABD nin emelleri ve isteği dorultusunda Talabani ve Barzani etkili olmuştur. Türkiye bölücü terör örgütleriyle uğraştırılırken 25 eylülde yapılmak istenen korsan refarandumun temeli işte o zamandan atılmıştır.

Türk Devleti ,ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.Bu gerçegin sonsuza kadar taşınması önündeki engeller ne pahasına olursa olsun yok edilecektir.Nasıl ki dün Atatürk ün gösterdiği istikamette faaliyette bulunmak vazgeçilmez görevse, bu günde Milliyetçi Hareketin sayın liderinin çizdiği istikamette vaziyet almak vatan ve namus borcudur.. kaldı ki Barzaninin yapmak istediği referandum Irak anayasasına da Uluslararası hukuka da aykırıdır. Referandum Iraktaki Türk bölgelerinin işgaline yöneliktir,ülke sınırlarını degiştirmeye hedefleyen emperyalist saldırının ta kendisidir.Yeni gelişmeler ışıgında bu cografyada kaos ,yeni göçler kaçınılmazdır.,Aziz Türk Milleti Müteyakkız olmalıdır.

 

 

 




 


Diğer Makaleleri


Diğer Av. Fethi Yıldız Makaleleri :