Ortadoğu Gazetesi

SURİYE'DEKİ GERÇEKLERİ DEŞİFRE EDEN İTİRAFLAR

İsmail Özdemir / 2017-12-06 09:15:07

Geride bıraktığımız Kasım ayında PKK/PYD terör örgütünün oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) isimli yapılanmanın sözcüsü olan Talal Silo, Türkiye'ye teslim olmuştu.

Sorgusu tamamlanan Silo, son birkaç gündür Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada oldukça önemli bilgiler verdi.

Bu çerçevede Türkiye'nin, PKK/PYD konusundaki var olan tüm hassasiyetlerinin açık bir gerçek olduğu her hali ile bir kez daha anlaşıldı.

Ortaya çıkan ilk önemli husus SDG'nin, baştan sona PKK terör örgütü tarafından yönetilen bir yapılanma olduğu, sevk ve idaresinin baştan sona kadar Kandil'de yuvalanan yönetici kadro tarafından şekillendiğidir.

ABD'nin de bunun bilincinde olarak hareket ettiği, PKK terör örgütüyle ifade edildiği gibi taktiksel yahut geçici olmayan, ancak daha ileriki bir seviyeyi ve süreyi amaçlayan genel bir stratejiye sahip olduğudur.

Yapılan silah yardımlarının miktarı ve içeriği, dahası bu silahların nerede kullanıldığına aldırış etmeksizin, PKK/PYD terör örgütünün talep ettiği tüm silahların karşılanması ve özellikle de TSK'nın Karaçok dağına yaptığı taarruz sonrasında aynı silahların güvenliğini sağlama sözünü teröristlere vermesi bir başka mühim konu olarak karşımıza çıkıyor.

Şuana kadar PKK/PYD terör örgütünün ABD gözetimi ve desteğinde Suriye'nin kuzeyindeki 13 farklı noktada silahları depoladığı ve bu noktaların kimilerinde silah ve mühimmat imalathaneleri oluşturduğu anlaşılıyor.

Bunlar arasında belki de en dikkat çekici olanı ise örgütün Afrin'de havan ve top mermisi üreten bir tesis oluşturduğu bilgisinin deşifre olmasıdır.

Nitekim uzun süreden bu yana Afrin'den gerek Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesine, gerek İdlip'teki çatışmasızlık gözlem noktalarına, gerekse Türkiye topraklarına yönelik gerçekleştirilen havan topu saldırılarının teknik alt yapısının nereden geldiği ve nasıl kaynaklandığı ortaya çıkmıştır.

ABD'nin verdiği destekle sadece imkânlarını artırmakla kalmayan PKK/PYD terör örgütü haksız ve hukuksuz yere ele geçirdiği sahalarda tutunabilecek, hatta kimi noktalarda bunun da ötesine geçmeyi amaçlayan olanak ve yeteneklere kavuşturulmuş durumdadır.

Yaklaşık olarak 50 bin kişilik bir sayıya ulaştırılan PKK/PYD terör örgütünün mevcut aşamada askeri yönden eksik olan nerdeyse hiçbir yanı bulunmamıştır.

Örgütün elindeki çok sayıdaki zırhlı araç, roket, havan ve topçu sistemleri, ileri nesil Türkiye'ye dahi satılmayan anti tank füzeleri gibi IŞİD'le mücadelenin çapını oldukça aşan bir genişlikte donatıldığı deşifre olmuştur.

PKK/PYD terör örgütünün Suriye'de sahip olmadığı tek askeri yetenek belki de hava gücüyken, bunun da ABD tarafından sağlandığı da zaten ortadadır.

İşte bu noktada ABD'nin, Türkiye'ye verdiği "PKK/PYD'ye verilen silahları geri toplayacağız" sözünün gerçek manasıyla bir karşılığının bulunmadığı, zira verilen silahların çokluğu ve yine Silo'nun itiraflarına dayandırılarak anlaşıldığı üzere, bunların nerelerde kullanıldığının takip edilmemesi nedeniyle mümkün olmadığı sonucu doğmaktadır.

İlave olarak ABD yönetimi, PKK/PYD terör örgütünü Suriye'de sadece meşru ve etken bir konuma taşımakla kalmayıp, daha ilerisine giderek yapılan yardımlar ve verilen diğer desteklerle Suriye'den ayrı bir yapılanma olacak şekilde hazırlıyor.

Örneğin Silo'nun itiraflardan açıkça görülebileceği üzere ABD'li bazı istihbaratçılar PKK/PYD terör örgütüne "Eğer siz Deyr Ez Zor'a yönelirseniz, ABD de PKK'ya denize doğru (Akdeniz) bir nokta sağlama konusunda gereken desteği verir" sözünü vermişler.

Bu sözün ana gerekçesinin de Suriye'de PKK/PYD tarafından ele geçirilen petrol ve doğalgaz sahalarından çıkan enerjinin uluslararası piyasaya taşınmasının amaçlandığı ortadadır.

Silo'nun beyanlarında Hatay konusunu PKK/PYD terör örgütünün önemli bir saha olarak gördüğünü ifade etmesi ise zannedildiği gibi bölgede yeni sınır çizme çabalarının sadece Suriye ile sınırlı kalmadığını gözler önüne sermektedir.

Dolayısıyla "Suriye'de siyasi çözüme ulaşılana kadar bu ülkedeki askeri varlığını koruyacağını" söyleyen ABD yönetiminin, siyasi olarak neyi hedeflediği, dahası bölgesel bir bölünme hedefinin olduğu yeniden gün yüzüne çıkmıştır.

Önemli olan bir başka konu ise ABD'nin son örneği Rakka'da görülen PKK/PYD ile IŞİD terör örgütü arasındaki kirli ve örtülü anlaşmayı Menbiç ve Tabka'da da temin ettiği, IŞİD'in elindeki toprakları PKK/PYD'ye verme konusunda gönüllü davrandığıdır.

Silo bu meseleyi de deşifre ederken, IŞİD terör örgütünün kimler tarafından kurulup, desteklendiği ve bugünlere kadar ulaştırıldığı konusundaki kirli bir hesabın daha iyi anlaşılmasına olanak sağlamış, aynı çerçevede şimdiye kadar var olan kuşkuların tamamıyla gerçek olduğunun kavranmasına imkân tanımıştır.

Son olarak deşifre olan bir başka ana konu ise yine PKK/PYD meselesinde ABD ile Rusya arasında var olduğu şüphesi uyandıran örtülü bir anlaşmanın Silo tarafından açıkça ifade edilmesidir.

Fırat Nehri'nin doğu yakasında yer alan kimi bölgelerin kontrolünü IŞİD'ten alan PKK/PYD'nin, bu sahalarda bulunan bazı doğalgaz yataklarını Rusya'nın kontrolüne devrettiklerini Silo'nun söylemesi bunun belki de en bariz göstergesidir.

Birkaç gün evvel PKK/PYD terör örgütünün Deyr Ez Zor'u, IŞİD'ten temizlediğini duyurduğu sözde basın toplantısında bazı Rus generallerinin görülmesi ve aynı toplantıda YPG Sözcüsünün, Rusya'ya desteklerinden dolayı teşekkür etmesi, atlanmaması gereken diğer bir önemli konudur.

Görünüşe göre Suriye'de olan bitenler son derece kirli bir oyunun yansımalarıdır.

Türkiye bu şartlar altında dikkatli olmak durumundadır ve kendi milli güvenliğini tesis etme konusunda diğer çevrelerle işbirliğini geliştirmenin yollarını ararken, kimseye güvenmemesi gerektiğini öğrenmelidir.

Bulunması gereken yol ise askeri strateji ile desteklenen, siyasi çözüm çabalarından yana taraf olan bir duruşun sergilenerek, diğerlerinin çıkarlarının birbiriyle çatıştırıldığı bir siyaseti takip etmektir.

Zira ülkeler siyasetinde mevzu bahis milli güvenlik olunca herkesin kalıcı dostlukları değil, kalıcı çıkarları ön plana çıkar.




 


Diğer Makaleleri

- TRUMP'IN KUDÜS KARARININ NEDENLERİ / Tarih : 2017-12-11 08:35:57
- ABD'nin Kudüs Kararı Nasıl Bir Etki Yaratacak? / Tarih : 2017-12-08 08:52:00
- Kudüs'ü İsrail'in Başkenti Yapma Tezgâhı / Tarih : 2017-12-04 07:48:35
- Türkiye'ye Baskı ve Şantaj Politikası Sökmez / Tarih : 2017-12-01 08:41:02
- ABD BAşkanı Yalan mı Söyledi? / Tarih : 2017-11-29 08:52:41
- SURİYE KONUSUNDA TÜRKİYE'NİN ARTAN ETKİSİ / Tarih : 2017-11-27 08:31:36
- SURİYE'DEKİ SİYASAL SÜRECİN ZORLUKLARI / Tarih : 2017-11-24 08:30:04
- Afrin'e Müdahale Zamanı Geldi / Tarih : 2017-11-22 08:53:17
- LÜBNAN NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2017-11-13 08:41:50
- Petrole Dayalı Sistem Çökerken / Tarih : 2017-11-10 08:40:35
- SUUDİ ARABİSTAN'DA GERÇEKTE NELER OLUYOR? / Tarih : 2017-11-08 07:49:20
- TÜRKİYE YÜKSELİRKEN SORUMLULUKLARIMIZ / Tarih : 2017-11-03 08:39:43
- BARZANİ SONRASI PKK/PYD’Yİ KULLANMA ÇABALARI / Tarih : 2017-11-01 17:07:21
- IRAK'A AÇILACAK YENİ SINIR KAPISININ ÖNEMİ / Tarih : 2017-10-30 09:24:31

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »