Ortadoğu Gazetesi

Müslümanlar için Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın Önemi...

İhsan Muslu / 2017-12-07 08:22:58

Tevhit inancının önderleri olan peygamberlerin Allah'ın dinini en yoğun olarak insanlara tebliğ ettikleri kutsal bir mekan olan Kudüs, 

tarih boyunca birçok devlet ve milletin ilgi odağı haline gelmiştir.

Kudüs, imar edildiği günden bu yana Şam diyarının merkezi ve başkenti olagelmiştir. 

Hz. İbrahim ve Hz. Lut'un Filistin bölgesine gelip yerleşmelerinden itibaren bu bölgenin tümü mübarek kabul edilmiştir. 

''Biz onu İbrahim'i ve yeğeni Lut'u alemler için mübarek kıldığımız arza 

yere ulaştırıp kurtardık.'' (Enbiya; 71). 

Bereketli kılınan bu bölgenin mübarek olarak kabul edilmesinin nedeni, 

Cenab-ı Allah'ın hikmetiyle buradan pek çok peygamberin gelip geçmesi ve burada vefat edip defnedilmesi veya meyve ve sebzelerle etrafının bereketlendirilmiş olmasından ileri gelmektedir.

Hz. Peygamber; ''Ziyaretler ancak üç mekana yapılır. 

Mekke'deki Mescidu'l-Haram'a, Medine'deki benim bu mescidime ve Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya,'' buyurmuştur. 

Resulullah'ın bu hadisi ile bu üç belde İslam'da kutsal ilan edilmiş ve bunların dışında kutsiyeti olan başka bir dördüncü şehirden söz edilmemiştir. 

Ancak Şam ve İstanbul da hadislerde zikredildiklerinden bir bakıma kutsiyetlerine işaret edilmiş beldelerdir.

İslam'ın Mekke'de ilk tebliğ edildiği günlerde bu dinin en önemli ibadetlerinden biri olan namazın Mescid-i Aksa'ya yönelerek kılınması İslam'ın ilk kıblesinin bulunduğu Kudüs şehrinin önemini açıkça gösterir. 

Müslümanlar bu ilk kıblenin kutsiyetini idrak ederek tarih boyunca buraya sahip çıkılması gerektiğinin bilinciyle hareket etmiş ve bu mukaddes beldeyi her zaman koruyarak tevhit inancının bayrağı altında bulunması gerektiğine inanmışlardır. 

Kudüs ebediyen İslam'ın ilk kıblesi olma özelliğini koruyacak ve Müslümanlar buraya sahip çıkmak zorunda olduklarını hep idrak edecek ve bu beldenin Haçlı veya Yahudiler tarafından işgal edilmesi halinde tarihte olduğu gibi mutlaka kurtarılması gereğine inanarak çalışacaklardır.

Kudüs Yahudilerin değil, 

Hz. Adem'den bu yana gelen tevhidin temsilcisi peygamberlerin mirasıdır. 

Bu miras nesilden nesile Allah'a itaat eden salih kullara devredilmiş ve onlar buna sahip çıkmıştır.

Cenab-ı Allah bu kutsal toprakların daima salih kimselerin yönetiminde kalmasını irade buyurmuş, 

fasık ve zorbaların hakimiyetine geçen bu toprakların tekrar peygamberlerin veya peygamber mirasçılarının eline geçmesini istemiştir. 

Bunun için de sık sık bu bölgeye peygamberler gönderip onları uyarmıştır. 

Hz. Musa'dan sonra gelen ve İsrailoğullarına mensup birçok peygamberin 

Davud ve ardından Süleyman'ın bu topraklarda Allah'ın şeriatıyla güçlü bir devlet olarak hükmetmelerinin sebebi budur. 

Davud öncesinde de Allah İsrailoğullarını tekrar küfre karşı cihat etme hususunda imtihan etmiş ve onlara Talut'u hükümdar olarak belirlemişti. 

Fakat onlar yine itaat etmeyip isyan ederek bu mukaddes topraklar uğruna savaşmaktan kaçınmışlardı. 

Bütün bu olaylar çerçevesinde, Davud ve Süleyman'dan sonra bu kutsal mekan ve toprakların mutlaka mü'min ve muvahhidlerin yönetiminde olması gerektiğini anlıyoruz. 

Kafir ve müşriklerin bu topraklar üzerinde velayet hakları olmamalıdır. Özellikle daha sonra Zekeriya ve Yahya'yı öldüren kitlenin bu topraklar üzerinde velayet hakkına sahip olamayacakları açıktır.

Yahudiler bu topraklara Hz. Musa zamanında sahip çıkmayıp, 

''Git, sen ve Rabbin savaşın…'' demişler ve bu kutsal mekanları korumaya yanaşmamışlardır. 

Bu tutumlarının sonucunda da kutsal topraklar ellerinden alınmıştır. 

Bu durumu Cenab-ı Allah onlara çeşitli vesilelerle defalarca bildirmiştir. Buna rağmen çağımızda dünyayı fesada boğarak Filistin'i işgal edip bunca insanın kanına girmeleri, boşuna günah çıkartma gayret ve ikiyüzlülüklerinden başka bir şey değildir.

Bu nedenle Cenab-ı Allah, salih bir kulu ve habibi olan son peygamber 

Hz. Muhammed (sav)'e bu kutsal mekanı teslim etmek ve bu yerlerin kıyamete kadar onun ve ümmetinin elinde kalmasını temin etmek için onu İsra ve Miraç vasıtasıyla alıp oraya götürmüştür. 

Biz Müslümanlar inancımız gereği Hz. Peygamber'in İsra ve Miraç mekanı olan bu yere büyük bir kutsiyet izafe edip buranın ebedi kutsiyetine inanırız. 

İslam fetihlerinin ve İslam'ı bütün insanlığa tebliğ maksadıyla Hicaz bölgesinden çıkarak dünyaya açılmanın ilk günlerinde, ulaşılması ve fethedilmesi gereken bir mekân olarak görülen Filistin ve özellikle Beytü'l-Makdis ''Kudüs'', fetih hareketlerinin başlangıcında İslam toprağı haline getirilen ilk yerlerdendir. 

Bu mirasa sahip çıkmak maksadıyla Kudüs, 638 yılında Hz. Ömer tarafından Bizanslıların elinden alınarak İslam devletinin topraklarına dahil edilmiştir.

Hz. Peygamberin 23 yıllık peygamberlik süresinde 14 yıl boyunca namazlarını Mescid-i Aksa'ya yönelerek kıldığı bu mukaddes mekanın etrafı mübarek kılınmış mescit ve kutsal şehir Kudüs'ün, işgal altında olması bütün ümmet için bir zuldür. 




 


Diğer Makaleleri

- Ebu Abdullah Merakişi... / Tarih : 2017-12-14 08:47:48
- Mustafa Akif Efendi... / Tarih : 2017-12-13 09:03:37
- Cemaliye Tarikatı... / Tarih : 2017-12-12 08:39:01
- Vehip Paşa... / Tarih : 2017-12-11 08:30:46
- Sultan Avcı Mehmet... / Tarih : 2017-12-10 08:58:24
- Ebu Ubeyde Cerrah... / Tarih : 2017-12-09 08:26:53
- Ebu Ubeyde Cerrah... / Tarih : 2017-12-09 08:26:32
- Talut... / Tarih : 2017-12-08 08:44:59
- Zülkarneyn As.... / Tarih : 2017-12-06 09:10:04
- İlk Müslüman Hanımlardan Hz. Esma.... / Tarih : 2017-12-05 08:50:46
- Karun... / Tarih : 2017-12-04 07:45:49
- İbn'i Ebi Şeybe... / Tarih : 2017-12-02 08:36:38
- Mahmut Paşa... / Tarih : 2017-12-01 08:35:54
- Mevlid Kandili... / Tarih : 2017-11-29 08:47:52
- Hafız Sami Efendi... / Tarih : 2017-11-26 08:05:24
- Turabi Baba Türbesi... / Tarih : 2017-11-25 08:38:30
- Hakani Şirvani... / Tarih : 2017-11-23 08:17:00
- Hafız Hüsnü Efendi... / Tarih : 2017-11-21 08:30:58

Diğer İhsan Muslu Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »