Ortadoğu Gazetesi

TRUMP'IN KUDÜS KARARININ NEDENLERİ

İsmail Özdemir / 2017-12-11 08:35:57

Dünya siyasetinde etkili olan devlet dışı aktörlerden, kendisini gizlemeyi başarmış kimi oluşumların varlığından uzun süredir söz edilir, bunların asıl niyetlerinin kaosa dayalı bir düzen oluşturarak akabinde kendi inançları doğrultusunda yeni koşulların oluşturulmasını hedefledikleri üzerinde durulurdu.

Çok sayıda yapılanma ve isim altında buluşan bu gizli örgütler, bir süre sonra kendilerini ortaya çıkarsalar yahut deşifre olsalar da, asıl mesele niyetlerinin de yavaş yavaş kendisine bağlı olan toplulukların artmasıyla gün yüzüne erişmesidir.

Bir dönem komplo teorileri sınıfında değerlendirilen bu malum ve karanlık odakların varlığı ve hedefleri artık giderek üzerindeki gizemi kaybolmaya başlayan ve gerçek olduğu anlaşılan bir özellikle karşımıza çıkıyor.

Bu yapılanmalar arasında ve günümüzde var olan en kalabalık olarak tabir edilecek kesim kuşkusuz ki Evanjelistlerdir.

İlk olarak İngiltere'de ortaya çıkan, 1850'li yıllarda ABD genelinde yürütülen Kilise odaklı faaliyetlerle filizlenen Evanjelizim, Siyonizmle neredeyse aynı hedefleri olan ve özü Ortadoğu merkezli büyük savaşların yaşanmasını hedefleyerek kıyametin gerçekleşmesini, böylelikle Hz. İsa'nın yeniden dünyaya geri döneceğini düşünen bir inanca sahip.

Fakat bunun için Evanjelistler bazı şartların yerine gelmesi gerektiğine inanıyorlar.

Bu şartlar Evanjelistlere göre şu şekildedir:

1-Yahudilerin Filistin'e geri dönmeleri ve kendilerine ait toprağı olan bir devlet kurmaları.

2-Kudüs'ün kurulacak olan bu devletin başkenti olması.

3-Mescid-i Aksa'nın yıkılıp yerine Süleyman mabedinin inşa edilmesi.

4-Tüm insanlara İncil'in vaaz edilmesi.

5-Tribülasyon dönemi

6-Armagedon Savaşı.

7-Hristiyanların semaya yükselmesi.

Sıralanan bu şartların Evanjelistler açısından beklenen ve olması gereken gelişmeler olmayıp, yerine getirilmesi gereken gelişmeler olduğu kabulü hâkimdir.

Evanjelistler bir bakıma var olan hayatlarını sıralanan bu yedi koşulun yerine getirilmesi için adamışlardır.

Günümüzde Evanjelistler farklı ülkelere yayılmış olsalar da en güçlü ve kalabalık halde bulundukları ve hatta siyasetin içerisinde yer alarak inançlarını hayata geçirebilmek için konuşlandıkları ülke olarak ABD her yönüyle ön plana çıkmaktadır.

Hatta bu faaliyetler yalnızca kilise ile sınırlı kalmamakta, "kıyamet senaryosunu hayata geçirebilmek üzere" siyasetin kendisine müdahale ederek ülke yönetiminde seçilen temsilciler vasıtasıyla aktif bir şekilde bulunma hedefiyle hareket edilmektedir.

Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde 2011 yılında yayınlanan "Evanjelizim ve Türkiye Planı" adlı Yüksek Lisans Tezinde hali hazırda ABD'de 70 milyonu bulan Evanjelik kilise mensubunun yer aldığı bilgisi paylaşılırken, Amerikan halkının da %42'sinin kendisini Evanjelist olarak tanımladığı ifade edilmektedir.

Şimdiye kadar Amerikan siyasetinin en üst seviyelerinde (hatta zaman zaman başkanlık makamında dahi) çok sayıda Evanjelist ismin görev almış olması bunun bir göstergesidir.

Dolayısıyla ABD Başkanı Trump'ın, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyacağını resmi olarak ilan etmesinin ardından akıllara gelen ilk konu Evanjelist düşüncenin sahip olduğu hedeflerin ABD siyasetini tamamıyla etkisi altına aldığı olmuştur.

İsrail'in resmi ideolojisi olan Siyonizmle aynı hedefleri benimseyen Evanjelistler bugün ABD'de Başkan Yardımcısı Mike Pence vasıtasıyla ülke yönetiminin en aktif konumunda temsil ediliyorlar.

Siyonistlerinse aynı ölçüde Başkan Trump'ın damadı ve danışmanı olan Jared Kushner vasıtasıyla benzer bir hissiyatı yaşadıkları malumdur.

Dolayısıyla Trump'ın Kudüs'ü başkent olarak ilan etmesinin ana nedeni, seçim süresi boyunca kendisinin en büyük destekçilerinden olan ve aynı zamanda birincil derecedeki yakınlarından oluşan Siyonist ve Evanjelistlerin varlığından kaynaklanmaktadır yorumu isabetli bir yorumdur.

Bugün pek çok çevrenin gerek Ortadoğu'yu gerekse dünyanın geri kalanını büyük sıkıntılara sokacak, hatta ülkeler arası savaşa sebep olabilecek Kudüs'ü İsrail'in başkenti yapma kararını göz göre göre nasıl alabildiği sorusunun cevabı da Evanjelist düşüncede yatmaktadır.

Zaten istenilen Ortadoğu'ya barış ve istikrarın gelmesi değil, tam dersine sorunların daha da derinleşmesi ve çatışmaların artarak türbülans ya da başka bir deyişle büyük bir buhran döneminin başlatılmasıdır.

Hatta aynı bakış açısıyla bölgede oluşturulmaya çalışılan sözde bir Kürt devletinin hayata geçirilmesi hesapları da aynı zihniyet çerçevesinde ele alınmakta, Suriye'de yaşanan krizin fırsata çevrilerek PKK/PYD'nin güçlendirilmesi böylelikle vaat edilmiş toprakların hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.

Akabinde vukuu bulacak ve tahribatı neredeyse her yeri yakıp yıkacak büyük bir savaşın patlak vermesi istenmekte, bunun hazırlıkları her seviyede yürütülmektedir.

İçerisinde bulunduğumuz zaman dilimi işte bu açıdan her yönüyle tehlikeli bir çağdır.

Dünya siyaseti artık hukukun, aklın ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir dönemden çok geçmişin karanlık izlerini taşıyan bir döneme doğru hızla girmektedir, dahası girmiştir de.

Türkiye böylesi bir buhran döneminde her ihtimali hesap ederek dikkatli duruşundan taviz vermediği gibi uyanık hareket ederek, asıl niyetleri görerek hareket etme mecburiyetine haiz büyük bir ülkedir.

Çünkü yaşananların bir bakıma etrafında değil, aslında tam da merkezinde bulunuyoruz ve bu buhran döneminin ana hedeflerinden bir tanesi de Türkiye'nin gücünün ortadan kaldırılması ve iç savaşa sürüklenerek kendi kendisini tüketmesidir.

Zira Türkiye'nin bölgede sapkın inançlar çerçevesinde yaratılmaya çalışılan kaosu önleyebilecek potansiyele sahip olduğunu, bununla beraber Türk-İslam dünyasının tamamına geçmişteki gibi liderlik yapabilecek bir kudreti bulunduğunu elbette herkes biliyor.

Böylesi bir dönemde belki de en çok dikkat edilmesi gereken konu Evanjelist Hristiyanlarla beraber Türkiye üzerinde faaliyet gösteren Evanjelist Müslümanların (!) varlığıdır.

Bu tabirin şimdiki zaman diliminde özellikle de ABD'de sıkça kullanılıyor oluşu tesadüfi olmasa gerek.

Bu sözde Müslümanlar, Ortadoğu ile başlayıp, dünyanın geri kalanını da ateşe vermenin arayışı içerisinde hareket ederlerken kendilerine verilen ana görev Türkiye'yi yukarıda izah ettiğimiz ölçüde sindirmek, oyalamak, düşürmek, Siyonist ve Evanjelist hedeflerin emellerine uygun hale getirmektir.

Bu son satırları okuduğunuzda aklınıza gelen ilk tabir FETÖ ise doğru yerdesinizdir!

15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen ve asıl gayesinin ülkemizi önce iç savaşa, ardından da dışarıdan yapılacak her türlü müdahaleye açık hale getirmeyi amaçlayan FETÖ merkezli askeri darbe girişiminin ana kodları da burada yatmaktadır.

13 Temmuz 2016 tarihinde, yani 15 Temmuz'dan sadece iki gün önce basına düşen bazı haberlerde FETÖ açısından her türlü merkez haline getirilen Isparta'da ele geçirilen bazı belgelerde FETÖ elebaşısının, örgüt üyelerine "Dünya zulümle dolduğunda mesih gelir. Kötü günler icat edelim, gerilimi arttıralım. Hz. Mehdi gerilim döneminde gelir. Nübüvvet uyku ile alakalıdır. Risalet ile objektif olur. Şehadetle alakalıdır" talimatı vermesinin tespit edilmesi önemli bir delildir.

Aynı haberlerde FETÖ elebaşısının "Dünya Yahudilerin idaresine doğru gidiyor. Eğer dünyada hizmet edeceksek bunlarla kavga ederek olmaz. Bizim hükümetin mensupları da bunlarla kavga ediyor. Radikal görünen bir hükümet var dışarıdan bakıldığında." ifadelerini kullanması asıl suretlerini açığa vurmakta ve kirli niyetlerini deşifre etmektedir. 

Kuşku yoktur ki bizim açımızdan durumun aslı hak ve batılın mücadelesidir.

İlginçtir, geride bıraktığımız gün bu köşeden Kudüs'ün önemini bizlere duyuran yüce kitabımız Kur'an'ın, İsra suresinin ilk ayetini paylaşmıştım. 

Aynı surenin bir başka ayetinde bizlere "(Ey Muhammed!) De ki: Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkûmdur. (İsra Suresi, 81)" emri vardır.

Millet olarak bir ve beraberce bu gerçeklerin hepsini dikkate alarak yaşanmakta olan böylesine buhran dolu bir dönemi atlatmanın, milli ve imani sorumluluğumuz olduğu gerçeğini görmek gerekir.




 


Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »