Ortadoğu Gazetesi

Dile Minnet Eylemem!

Şükrü Alnıaçık / 2017-12-22 08:51:17

Dil bilmek iyidir. Çok dil bilmek daha da iyidir de…

Hepsinden önemlisi, bu dillerin "ne söylediği"dir!..

Günümüzde İngilizce, nasıl medeniyete intisap şartlarından biri olarak görülüyorsa geçmişte de Arapça bilmek, Farsça öğrenmek, kentli olmanın gereklerinden biri olarak algılanmıştır.

Bu durum, İran'da ve Ön Asya'da kurulan Türk devletlerini etkisi altına almıştır.

Ben bu konuda aşırı bir kaygı veya taassup sahibi değilim.

***

 

Benim Rahatlığım Şu Bilinç Silsilesinden Kaynaklanıyor:

1- Tarihte toplumlar, bir kaç farklı temel üretim kültürü geliştirmişlerdir.

Bunlar:

a) Yerleşik Tarımcılık, b) Atlı Göçebe Hayvancılık ve c) Balıkçılıktır.

Bugünkü Batı Medeniyeti, Doğu Avrupa ve Ön Asya'nın tarım havzalarına egemen olan Roma İmparatorluğunu aralarında paylaşan barbarlar tarafından kurulduğu için modern Tarih anlatımı "Yerleşik Tarım" merkezlidir.

Dolayısıyla bu anlatım tarzında "Atlı Göçebeliğin kültürel sorunları ve stratejik avantajları" pek sorgulanmamıştır.

Türkler veya Ön Türkler hangi harikaları yaratmış olursa olsun bilinen ve anlatılan Tarih döneminde Türkler "Atlı Göçebe ve Hayvancı"dır.

Avantajları saymakla bitmeyecek bu yaşam tarzının en somut tarihî hasılası :"16 Büyük İmparatorluk"tur.

Atalarımızın bu yaşam tarzından memnun veya şikâyetçi olma meselesi ayrı bir tartışma konusudur.

"Pizza yarışması"na "Etli Ekmek"le katılmanın elbette bazı handikapları vardır. Ancak tarihte hangisinin daha lezzetli ve sağlıklı olduğuna karar verecek bir jüri henüz kurulmamıştır!

2- İnsanlık, bugünkü yazılı kültürü, bilimsel bilgi birikimini, yazıya, kâğıda, kitaba ve matbaaya borçludur. Bu medeniyet vasıtalarının geliştiği ortam "yerleşik tarım havzaları"dır.

3- Günlük geçim, üretim ve ihtiyaç dilinin ötesine geçip de soyut kavramlar kullanarak ilmi çalışmalar yapabilmek için "yerleşik" hayata ihtiyaç vardır.

4- Çünkü söz uçar yazı kalır, sözlü edebiyat, destan, koşuk, mani, türkü güzeldir hoştur. Ama ilim tahsil etmek için "yazı"ya ihtiyaç vardır.

5- At üstünde yazı yazılmaz. Türkü söylenir, saz çalınabilir. Atlı göçebeler halı ve kilim üretebilir, dertlerini motiflere aktarabilirler. Ama ister ceylan derisinden, ister papirüsten, ister bambu yaprağından, isterse paçavradan kâğıt üretip üzerine yazı yazamazlar.

6- Türkler, Orta Asya'daki iç denizin kurumasıyla başlayan iklim değişiklikleri sonrasında hareketli (dinamik) bir yaşam tarzını kültürleştirmeye mecbur kalmışlardır.

Bu dinamik kültür, Türkleri "baskın yiyen ve haraca bağlanan" tarım toplumlarına benzemekten uzak tutmuştur.

7- Türk'e özgü bu durumun bir sonucu kale savunması yapmak yerine kale kuşatmak ve Türklere yeni yurtlar açmaksa…

Bir diğer sonucu da Türk dilinin mektepten, medreseden ve yazılı edebiyattan uzak kalmasıdır.

Ta ki Uygurlara ve onların İslamlaşmış hali olan Karahanlılar'a kadar…

Doğu Türkçesiyle, telif edilen ilk yazılı edebi eserler olan Divan-ı Lugati't-Türk, Kutadgu Bilig, Divan-ı Hikmet ve Atabetü'l- Hakâik, Karahanlılar döneminde Uygur alfabesiyle yazılmıştır.

Bu kültürel değişim ve terakkinin merkezi, günümüzde Çin'in Sincan Uygur özerk bölgesi sınırları içinde kalan "Kaşgar"dır.

8- 763'te yerleşik hayata geçen ve 840'tan sonra birikimlerini Karahanlı kent kültürüne armağan eden Uygurlar doğuda bu işleri yaparken; Batı Türklüğünün taşıyıcı kolonu olan "Oğuzlar" henüz at üzerindeydi!

Yani Uygurlar gibi yerleşik bir yazı kültürü ve yazılı edebiyat Türkçesi geliştirmemişlerdi.

***

 

Arabî - Fârısî Bilmem…

985'te Üst Yurt'tan Horasan'a inen, İran'a egemen olan ve 1071'de Malazgirt zaferini kazanan Türkmenler, Karahanlı Devletinin tebâsı bile olmamışlardı.

Bu yüzden de Oğuzların Anayurt dışında kurduğu Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinin aydınları, o zamana kadar medreselerde epeyce zenginleşmiş olan Ön Asya yazı dilleri karşısında bir eksiklik psikolojisi içine girdiler.

Bu diller "Lisan-ı Arabî" ve "Zeban-ı Farısî"ydi.

Anadolu fatihi Alparslan'a ve Melikşah'a vezirlik yapan Nizamülmülk'ün "Siyasetname"si bu yüzden Farsça'ydı.

16. yüzyıl Osmanlıca metinleri bu yüzden neredeyse "anlaşılmaz"d!..

Bunun ırki hayranlıkla veya kültürel savurganlıkla bir ilgisi yoktu.

Evet, işin içinde bir "minnet etme" meselesi elbette vardı. Ancak bu milli tenezzül, zorunlu bir ihtiyaçtan kaynaklanmıştı.

Bu Tarih bilinci, iki konuda yolumuzu aydınlatıyor:

Birincisi: Atalarımıza "dile minnet eyleyen, ezik ve hayran sığıntılar" muamelesi yapmaktan vazgeçmeliyiz…

İkincisi de batı Türklüğünün yüksek medeniyeti üreten beyin, dil ve kalem "Türk'ün" olduğuna göre Araplar ve Farslar karşısında ezik olmaktan uzak durmalıyız…

"Arabi Farısi bilmem; dile minnet eylemem" deyip…

Önümüze bakmalıyız!..

İlk olarak da… Dindarlıkla, Arap hayranlığını birbirinden ayırmalıyız.




 


Diğer Makaleleri

- 15 Temmuz'un İki Asırlık Kökleri / Tarih : 2018-04-19 09:29:13
- Sadece Adaletin Kestiği Parmak Acımaz! / Tarih : 2018-04-18 10:04:54
- Aktif KriptolaraAksaray Örneği / Tarih : 2018-04-17 09:24:15
- Soğuk Savaş'ın Beka Dersleri / Tarih : 2018-04-16 09:05:13
- Payitaht Abdül-cüzdan! / Tarih : 2018-04-14 10:17:48
- Müstafi Rektöre Müşteki Sorular / Tarih : 2018-04-13 09:21:50
- Takım Ruhu Olmadan Asla… / Tarih : 2018-04-12 09:30:18
- Sancılar ve Kaygılar / Tarih : 2018-04-11 09:21:07
- "Kazan - Kazan" / Tarih : 2018-04-10 09:26:17
- Militan Müfteriliğin İdeolojik Kayakları / Tarih : 2018-04-09 08:54:32
- Militan Müfterilik! / Tarih : 2018-04-07 09:24:52
- Yaylalar!.. / Tarih : 2018-04-06 08:42:17
- Anılarla… Başbuğa Selam ve Dua / Tarih : 2018-04-05 09:20:35
- FETÖ'yle Mücadelede Ciddiyet Yetersizliği / Tarih : 2018-04-04 09:44:11
- Dil Bilmez; Fitne Bilir! / Tarih : 2018-04-03 09:01:30
- Gürültü Sektörleri ve Format! / Tarih : 2018-04-02 09:33:20
- Sistem Değişikliğinde Zafere Doğru!.. / Tarih : 2018-03-31 09:11:40
- Sendika - Siyaset İlişkileri! / Tarih : 2018-03-30 09:09:01
- Kamuoyu Araştırmaları / Tarih : 2018-03-29 09:04:18
- Tarih Unutmaz! / Tarih : 2018-03-28 09:47:22

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »