Ortadoğu Gazetesi

Hasedin kökü Cehennemdedir...

İhsan Muslu / 2017-12-26 08:28:47

Şeyh Sadi-i Şirazi, 

umumi bir hükümle;

''İnsan nedir''... sualini;

''Bir kaç damla kan, binbir endişe!..'' diye cevaplandırmıştır.

Bir yığın endişe… 

Cenab-ı Hakk, insanların bir topluluk haline gelmelerini murad etmiş, 

bunu te'min maksadıyla da nimetlerini ferdden ferde farklılık arzeden bir surette tevzi buyurmuştur. 

Muhterisin gözü, asla doymaz. 

O, bu sebeple daimi bir fakirlik halinde yaşar. 

Manevi bir açlık içinde kıvranır. 

Her tatminkarlık, onda bir doyum husule getireceği yerde yeni bir iştiha ve hırs uyandırır. 

Hasedin nefsdeki tezâhürleri çok çeşitlidir. 

Hased, ferdin fıtratındaki selim temayülleri felç eder. 

Mantığını za'fa uğratır. 

Bundan dolayıdır ki, Hazret-i Peygamber;

"Hasedin kökü, cehennemdedir," buyurmuştur.

Hasedçi, hased ettiği kimseden nimetin alınıp kendisine verilmesini ister. 

Bu mümkün olmaz ise; "Ne bana, ne ona!" der. 

Nimet sahibinin nimet ve istidadlarından asla hoşlanmaz ve onların zevalini arzu eder. 

Hasedçi, hased ettiği kimseye kin, hainlik, intikam, 

hile, ayıplama ve onu gıybet etme hisleri ile doludur. 

Kısacık ömrünü, kuruntular ve endişeler içinde geçirir.

"Ona verilen bana da verilmiş olsa idi…" gibi vesveseler, 

ilahi taksime karşı bir hoşnutsuzluk ve ilahi takdire bir nevi razı olmamaktır. 

Ruh incelip zarifleştikçe, dünyaya aid bütün imrenmeler ve hasedler ortadan kalkar. 

Böylece mü'minlerin kalbi seviyelerine göre nimetlerdeki kıymet ölçüleri farklılaşır.

Şeriatte; "senin malın senin, benimki ise benimdir."

Tasavvufda; "senin malın senin, benimki de senindir."

Hakikatte ise; "ne seninki senin, ne benimki benim; hepsi Allah'ındır." telakkisi gerçekleşir.

İhtiras ve hasedin bir aldanış ve neticesinin de bir serap olduğunu, 

içli Yunus ne güzel ifade eder;

''Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan mülk de yalan,

Var biraz da sen oyalan !..''

Hazret-i Mevlana şöyle buyurur:

"İnsana ne oluyor da altının, dünya malının kölesi oluyor... 

Dünya malının esiri olarak onun kapısında yılan gibi kıvrılıp yerlerde sürünmek zilleti, insanı göklere eli boş gönderen bir sefalet sebebi değil de nedir!..."

Nitekim mala mülke esir olup manevi sefaletin girdaplarında boğulan 

Salebe'nin hali, pek düşündürücü bir misaldir:

''Medine müslümanlarından olan Salebe'nin, mala mülke karşı aşırı derecede hırsı vardı. 

Zengin olmak istiyordu.'' 

Bunun için Rasulullah (sav)'den dua istedi.

Onun bu talebine Allah Rasulü şöyle cevap verdi:

"Şükrünü eda edebileceğin az mal, şükrünü edâ edemeyeceğin çok maldan hayırlıdır…"

Bu ifade üzerine isteğinden vazgeçen Salebe, bir müddet sonra hırsının yeniden depreşmesi ile tekrar Rasulullah'e gelip:

"Ya Rasulallah! Dua et de zengin olayım!" dedi.

Bu defa Hazret-i Peygamber şöyle buyurdu;

"Ben senin için kafi bir örnek değil miyim.. 

Allah'a yemin ederim ki, isteseydim şu dağlar altın ve gümüş olarak arkamdan akıp gideceklerdi; 

fakat ben müstağnî kaldım."

Salebe, yine isteğinden vazgeçti. 

Fakat içindeki ihtiras fırtınası dinmiyordu. 

Kendi kendine; 

"Zengin olursam, fakîr fukaraya yardım eder, 

daha çok ecre nail olurum!" şeklinde zanni bir sebebe sarılmış ve nefsinin şiddetli talebine yenilmiş olarak üçüncü kez Hazret-i Peygamber'in yanına gitti ve:

"Seni hak peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, 

eğer beni zengin ederse, fakîr fukarâyı koruyacak, 

her hak sahibine hakkını vereceğim!.." dedi.

Nihayet bu kadar ısrar karşısında Allah Rasulü;

"Ya Rabbi! Salebe'ye istediği dünyalığı ver!" diye duâ eyledi.

Çok geçmeden bu dua vesilesiyle Allah Te'ala, Salebe'ye büyük bir zenginlik ihsan etti. 

Sürüleri dağı taşı doldurdu. 

Lakin o ana kadar "mescid kuşu" ifadesi ile vasıflandırılan Salebe, 

mal ve mülkü ile uğraşmaktan yavaş yavaş cemaati aksatmaya başladı. 

Gün geldi sadece Cuma namazlarına gelir oldu. 

Ancak bir müddet sonra Cuma namazlarını da unuttu.

Birgün onun durumunu sorup öğrenen Allah Rasulü;

"Salebe'ye yazık oldu!.." buyurdular.

Salebe'nin gaflet ve cehaleti, bu yaptıklarıyla kalmadı. 

Kendisine zekat toplamak için gelen memurlara;

"Bu sizin yaptığınız düpedüz haraç toplamaktır!" deyip, 

daha evvel vereceğini va'dettikleri şöyle dursun, fakir fukaranın ayetle sabit olan asgari hakkını dahi vermekten kaçınacak kadar ileri gitti. 

Münâfıklardan oldu.

Bu hal, ayet-i kerimede şöyle buyurulur:

"Onlardan ''münafıklardan'' kimi de; 

Eğer Allah, lutuf ve kereminden bize verirse, 

mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz salihlerden olacağız! diye Allah'a söz verdi."

"Fakat Allah, onlara lutfundan zenginlik verince, onda cimrilik edip Allah'ın emrinden yüz çevirerek sözlerinden döndüler." (Tevbe; 75-76)

Kendi ahmaklığı yüzünden Hazret-i Peygamber'in ikazını dinlemeyerek hareket edip de sefil ve perişan bir şekilde bedbaht ve hazin bir akıbete düçar olan Salebe, dünyanın geçici servetine aldanarak ebediyyet fukarası olmuştu. 

Büyük bir pişmanlık içinde ölürken kulaklarında Hazret-i Peygamber'in şu sözleri çınlıyordu adeta:

"Şükrünü eda edebileceğin az mal, şükrünü eda edemeyeceğin çok maldan hayırlıdır…"

Ancak bu ikaza kulak vermemiş bulunan Salebe, fani servetinin kendisini perişan eden girdapları içinde sonsuz bir elem ve ızdıraba düçar olarak can verdi. Saadet zannettiği kısacık bir an ve az bir mala mukabil, 

ebedi bir saadeti ahmakça mahvetti.

Salebe'nin yukarıda nakledilen hikayesi, kaderi zorlamanın ve dua adabına riayet etmemenin feci akıbetini kavramamız için mükemmel bir misaldir. Hazret-i Peygamber'de, onun hakkındaki murad-ı ilahiyi bildiği halde muhtemelen ümmeti için böyle bir misal varid olsun diye Salebe'nin ısrarı üzerine arzu ettiği duayı yapmıştır. 

İnsanoğlundaki ihtiras;

"ademoğlunun altından iki vadisi olsa, ister ki üçüncüsü olsun. 

Onun gözünü ancak toprak doyurur. 

Allah tevbe edenlerin tevbelerini kabul eder."

 

 

 




 


Diğer Makaleleri

- Karamanoğlu Mehmet Bey... / Tarih : 2018-07-15 09:52:18
- Sultan I. Abdülhamid... / Tarih : 2018-07-14 10:08:58
- Bosnalı Abdullah-ı Rumi... / Tarih : 2018-07-13 10:00:39
- Ordu Şeyhliği Ve Asker İmamlar... / Tarih : 2018-07-12 09:35:36
- İmam Ebu Hanife'nin Talebesine Nasihati... / Tarih : 2018-07-11 09:53:34
- Şekerci Cemil Bey... / Tarih : 2018-07-10 09:50:22
- Hz. Mevlana'nın Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-07-09 09:52:45
- Tatlı sözlü ve güler yüzlü olalım... / Tarih : 2018-07-08 10:21:15
- Altuncan Hatun'un Eşi Tuğrul Bey'e Vasiyeti... / Tarih : 2018-06-12 09:38:17
- Yetim Malı Yemenin Haramlılığı... / Tarih : 2018-06-11 09:21:35
- Anne babanın yüzüne sevgiyle bakmak ibadettir... / Tarih : 2018-06-07 09:39:55
- Zeyneb Hatun, Zeynünnisa... / Tarih : 2018-06-06 10:27:34
- Abı hayat nedir, nerededir... / Tarih : 2018-06-05 10:00:22
- Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-06-04 09:55:41
- Sümbül Efendi Camisi'nde yatan üç sultan... / Tarih : 2018-06-03 09:50:22
- Ahmed Fergani... / Tarih : 2018-06-02 09:23:39
- İmam Serahsi... / Tarih : 2018-06-01 09:10:45
- Ahh Minel-Fırak... / Tarih : 2018-05-31 09:29:32
- Hakim Nisaburi... / Tarih : 2018-05-30 09:13:11
- Şah-ı Nakşibend Hz.leri... / Tarih : 2018-05-29 10:12:02

Diğer İhsan Muslu Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »