Ortadoğu Gazetesi

Londra Güneşi ve "11-12" Çekişmesi! - I

Şükrü Alnıaçık / 2018-01-01 09:17:04

Önce Bakanlar Kurulu, 696 Sayılı KHK'yı çıkardı.

Amaç, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanının çağrısıyla sokağa çıkmış insanların, ileride mesela: "kamyonunu neden kışlanın önüne park ettin?" diye ceza yemesine mâni olmaktı.

Bundan fazlası da olabilirdi; darbenin tekerine taş koyan vatandaşlar, "kamu malına zarar vermek"ten yargılanabilirdi. 

Halbuki 15 Temmuz…

Polislerin halkı, anonsla "operasyon"a davet ettikleri bir geceydi.

***

 

Ama Nedense!..

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 16 Nisan'dakine benzer bir muhalif tutum içine girdi ve sözlerinin bir işe yaramayacağını bile bile "KHK'nın gözden geçirilmesini" istedi:

"KHK'nın yazımındaki hukuk diliyle bağdaşmayan muğlaklık, hukuk devleti anlayışı açısından kaygı vericidir."

Bu durum, kan ter içinde kılınan bir teravih namazının 30. rekatında seccadenin önünden geçmek gibi bir şeydi.

Tabii ki 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cevabı gecikmedi.

"Geçmiş Cumhurbaşkanı'mızın da bir muğlaklıktan bahsetmiş olması üzücüdür. Neye dayanarak siz böyle bir muğlaklıktan bahsediyorsunuz?"

11 de durmadı…

"Nitekim birçok saygı duyduğumuz hukukçu da bu şekilde açıklamalarda bulundular. Bunu oraya, buraya çekmenin hiçbir anlamı yok açıkçası."

12, 11'e "yaptığının yanlış olduğunu" anlatmakta kararlıydı.

Aykırı sesler CHP muhalefetine moral vermekle kalmıyor, FETÖ'yle mücadele eden AKP'lilerin motivasyonunu eksiltiyordu.

"Tuhaf kampanyalar başlatıldı. Hatta içimizden bazıları da bu kampanyaya katıldı. 16 Nisan'da da bugün bu kampanyaya katılanlar 'Evet' demedi. Biz bir yolda aynı dava arkadaşı değil miyiz? Nasıl oluyor da bir anda affedersiniz Bay Kemal'in kayığına biniyorsunuz?"

Sözler, idare-i maslahattan uzak, hatta neredeyse bir azarlamaydı!

Ancak bu bile Gül'ü susturamadı:

"Partimizin kuruluş ilkelerinden biri olan düşünce ve ifade özgürlüğüne inanan birisi olarak, gerekli gördüğüm durumlarda görüşlerimi açıklamaya devam edeceğim!"

 

Görüldüğü gibi Erdoğan, Gül'ün tavrından rahatsız olduğunu açıkça ifade ederken, muhatabı biraz daha "ortaya" konuşuyordu.

Ne var ki Gül'ün Erdoğan'a böyle cevap yetiştirmesi, açık bir meydan okumaydı.

Emekli olduktan sonra kendisine yurtta ve dünyada barışı tesis etmek gayesiyle bir demokrasi vakfı da kuran 11. Cumhurbaşkanı Gül'ün ömrünün hangi çağında böyle "hırçın" bir demokrat olduğunu merak etmeye başladım!

***

 

Ve Sonunda Aradığımı Buldum!

Abdullah Gül, 1976-78 yılları arasında Exeter'de doktora yapmıştı.

Ondan önce mutaassıp aile çocuğu bir MTTB'liydi….

Hatta bir keresinde kavgaya bile karışmıştı.

Acaba Abdullah Gül, Londra'ya Kayserili bir "Akıncı" olarak gitmiş ve Londra'nın "şifalı" güneşinden etkilenerek "liberal bir demokrat" olarak geri dönmüş olabilir miydi?

Tam da bizim 15-16 yaşlarında, "ezan susmasın" diye Kamanlı Tacettin, Ürgüplü Adnan, Bünyanlı Osman filan… Kırşehir sokaklarda Komünist kovaladığımız zamanlar…

İran İslam devrimiyle cezbeye giren bu arkadaşlar, Humeyni'nin Tahran'ı dururken Kraliçe'nin Londra'sında ne arıyorlardı acaba?...

Bizim Tacettin şimdi belindeki fıtıkla birlikte pazarcılıktan emekli, Adnan primini tamamlamak için Nevşehir-Ankara arasında şehirlerarası otobüs kaptanlığı yapıyor.

Ama o yıllarda Hyde Park'ta güneşlenip, Exeter'de doktora yapan üç "sakallı"dan biri Cumhurbaşkanı, biri Başyazar, biri de Büyükşehir Belediye Başkanı olunca bu şu "Gül meselesi"ni, tarihi Türk-İngiliz ilişkileri ekseninde değerlendirmek, bize farz oluyor!

***

 

Tarihi Damarlar

İngiltere -Türkiye ilişkilerini şekillendiren iki tarihi damar vardır.

Bunlardan birincisi, İstanbul'da "hayranlık" Londra'da ise "sömürü" anlamına gelen "19. Yüzyıl konsepti"dir.

Adına "meşruti monarşilerin asimetrik arkadaşlığı" diyebileceğimiz bu iyi ilişkiler dönemi, 1700'lerde Rusların Panislavist yayılmacılığına bağlı olarak başlamış, 1838'de kurumsallaşmış ve 1853-56 Kırım Savaşında fiili ittifaka dönüşmüştür.

19. Yüzyıl'daki bu ilişkiler, önce Sultan II. Abdülhamid'in 1880'lerde "alternatif arayışı" şeklinde başlattığı sonra da İttihat ve Terakki'nin 1914'teki "ittifak"la taçlandırdığı "Türk- Alman dostluğu"na kadar sürmüştür.

1919'da İstanbul'da mütareke şartlarında İngiliz Muhipleri Cemiyeti gibi, işgalci düşmanı selamlayan bir örgütün kurulabilmesinin sebebi, bu tarihi arka plandır.

Sultan Vahdettin, "İngiltere Kralı, amcamın arkadaşıdır…" diye başlayan cümleler kurarken, İttihat ve Terakki'yle Alman ittifakını aradan çıkarmanın, İngilizlere Çanakkale'yi, Kuttü'l- Amare'yi unutturmanın derdine düşmüştür.

İngiltere'nin sevdiği Türkiye, 1838 Sözleşmesinde görüldüğü gibi gümrüksüz mal satabileceği, yarı sömürge bir Türkiye'dir.

Almanya'dan Yavuz Fırkateyni veya Rusya'dan S 400 füzesi alan bir Türkiye değildir.

 

Devam Edecek…




 


Diğer Makaleleri

- Ofsayttan Atılan Çığlık! / Tarih : 2018-01-20 08:42:04
- KUDURGANLIK AKIMI! - III / Tarih : 2018-01-19 08:57:45
- KUDURGANLIK AKIMI! - II / Tarih : 2018-01-18 08:28:07
- Kudurganlık Akımı! - I / Tarih : 2018-01-17 08:24:57
- UNUTUYORLAR! / Tarih : 2018-01-16 08:19:49
- Şeytanın Kulağına Kurşun! / Tarih : 2018-01-15 08:41:11
- Sanki FETÖ'nün Dönüşü Gibi!.. / Tarih : 2018-01-13 08:32:01
- Siyasi Ahlak ve Millî Fedakârlık Çıtası / Tarih : 2018-01-12 08:22:05
- Tribüne Oynamak ve Teferruata Boğulmak / Tarih : 2018-01-11 08:29:45
- Parlamenter Sistemin Badem Gözleri! / Tarih : 2018-01-10 09:19:12
- Değer miydi? / Tarih : 2018-01-08 08:51:13
- Bizdeki Kamu-Sen… II / Tarih : 2018-01-06 08:46:20
- Bizdeki Kamu-Sen! / Tarih : 2018-01-05 08:39:21
- Ve Şimdi de İran… / Tarih : 2018-01-04 08:28:50
- Tuzağı Boşa Çıkanlar… / Tarih : 2018-01-03 09:25:03
- Londra Güneşi ve "11-12" Çekişmesi! - II / Tarih : 2018-01-02 08:43:18
- Biz Hep Yapıcı Olduk / Tarih : 2017-12-30 08:22:54
- FETÖ'nün Çok Amaçlı İtibar Katliamı / Tarih : 2017-12-29 08:41:36
- KHK'daki Gizli İltifat / Tarih : 2017-12-28 08:50:25
- Turnusol Kâğıdı Hükmünde Kararname! / Tarih : 2017-12-27 09:08:33

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »