Ortadoğu Gazetesi

2018 YILINA GİRERKEN DÜNYA, BÖLGEMİZ VE TÜRKİYE-I

İsmail Özdemir / 2018-01-01 09:17:45

Bir yılı daha geride bırakıyoruz, eskilerin deyimiyle ömürden bir yaprak daha düşerken, uluslararası siyaset açısından son derece hareketli, karmaşık ve sorunlarla dolu bir 2017 yılını geçirdik.

Küresel sistemin giderek daha fazla sorgulanır hale geldiği 2017 yılı içerisinde, alışılageldik düzenin güncel şartların ağırlığını taşıyamadığını, yeni bir güç dengesinin kurulması ihtiyacı doğduğu her yönüyle işaretini verdi.

Eski üstünler artık konumunu koruyamazken, yeni bölgesel ve küresel güçler yaşanan bunca kırılmanın ortasında giderek daha fazla bağımsızlaşan ve potansiyellerini artırma yolunda hareket eden bir yol izleyerek yeni arayışlar içerisine girmiş durumdalar.

Alışılageldik müttefiklik ve ittifaklar sorgulanırken, yeni ortaklıkların kurulmaya başlanması ve özellikle Çin'in ekonomiye dayalı şimdiki düzene alternatif olacak tarzda meydan okuyucu çıkışlar yapması 2017 yılında genel çerçevede yaşanan ve dikkatleri üzerine çeken olaylar zincirinin belki de ana konusunu teşkil etti.

Kuşku yok ki önümüzdeki yıllarda bunun etki ve sonuçları üzerinde daha fazla durulacak, meydan okumaların artmasıyla beraber hızlanacak süreç istikrar ve barış ikliminden daha ziyade bir "buhran" haline doğru girebilecektir.

Böylesine karamsar bir yorumda bulunmamızın en önemli nedeni son yıllarda gerçekleşen olaylarla ilgili yaşanılan tecrübeler ve küresel üstünlüğü kaybetme yahut kazanma konusunda kimsenin geri adım atmayarak tedbirlerini sıkılaştırdıklarını ilan ettikleri politikalarından kaynaklanıyor.

Bütün bu etkilerse dünyanın geneline siyasi, ekonomik ve güvenlik politikalarına tesir edecek bir etkide yansımayı sürdürüyor, hatta bölgesel politikaların merkezinde de aynı etkinin gözlemlendiğini söyleyebilmek mümkündür.

Elbette böylesi bir durum tabii olarak kırılgan bölgelerin nereler olduğunu meydana çıkarırken, artık ekonomi ve terör birer silah olarak kullanılmayı sürdürüyor.

 

ORTADOĞU

Şüphe yok ki 2017 yılında öne çıkan en kırılgan bölge önceki yıllarda olduğu gibi yine Ortadoğu oldu.

Suriye'de süregelen iç savaşta IŞİD geriletilirken, Türkiye, Rusya ve İran üçlüsünün gerçekleştirdikleri çabalar rejim ve muhalifler arasında yaşanan krizde yeni bir sayfa açarken, bölgede ABD'nin PKK/PYD terör örgütüyle birlikte yeni bir oyun kurma girişimlerini gözlemledik.

Daha evvel yalnızca Suriye'nin kuzey doğusunda varlık gösterebilen PKK/PYD terör örgütü IŞİD'le mücadele bahanesiyle ABD'den gördüğü destek sayesinde bugün Suriye'nin yaklaşık olarak dörtte birlik alanında kontrolü sağlamış durumda ve bundan da önemlisi ülkenin en önemli barajlarıyla, petrol ve doğalgaz sahalarını da elinde bulunduruyor.

Suriye'de IŞİD'e odaklanılarak geçirilen bir yılın sonunda artık bu terör örgütünün elinde kontrol ettiği bir toprak parçası neredeyse kalmadı. Birileri bunu olumlu bir gelişme olarak değerlendirse de, Rakka'da gözlemlendiği üzere IŞİD'li teröristlerin şehri ABD gözetiminde boşaltarak, dünyanın geri kalanına yayılmaları 2018 yılında pek çok yerde gerçekleşebilecek terör saldırılarının şimdiden habercisi olmaktadır.

Ortadoğu'nun bir başka kırılgan ülkesi olan Irak ise 2017 yılında oldukça hareketli günlerden geçti. Barzani'nin gerek Irak anayasası gerekse uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği sözde bağımsızlık referandumu konusunda gerilen Irak iç siyaseti, şimdilik merkezi hükümetin olaya el koyması ve giderek artan bir hızla bölgesel yönetimin elindeki imkânları geri almaya başlaması merkezi yönetimin gücünü pekiştirirken, bölgesel yönetim içerisindeki fay hatlarını harekete geçirdi.

Irak'ın kuzeyinde bulunan yerel yönetime karşı ayaklanan toplum, aynı bölgede yer alan siyasi partilerin birbirleriyle giriştikleri rekabet, 2018 açısından Irak'ın olayları durduramaması halinde yeni bir bölgesel krizin saha vukuu bulabileceğini işaret ederken, hiç şüphe yok ki Türkiye olanları gerek sınır hassasiyeti gerekse Türkmenlerin varlığı sebebiyle en dikkatli takip eden ülkelerden birisi olacaktır.

Yemen'de devam eden iç savaşın Suudi Arabistan'a fırlatılan balistik füzelerle yeni bir boyut kazanması ise Ortadoğu'da mezhepsel gerilimin giderek artmasına sebep olan bir tesir yaratmaya başladı.

Bunun paralelinde İran'ın, Irak, Suriye ve Lübnan hattında oluşturduğu ifade edilen erişim alanının kısıtlanması bahsi sadece Suudi Arabistan ve yanında yer alan BAE ve Mısır gibi ülkelerin değil, İsrail ve ABD'nin de öncelikleri arasına girdi.

Böylesi bir dönemde ABD'nin, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararını alması bölgesel gerginliği arttıran sonuçları işaret etmekle beraber, BM Genel Kurulu'nda alınan karara rağmen bu tutumundan ABD'nin geri adım atmaması aynı gerginliği çok daha büyük ve sancılı bir noktaya taşıyabilecek potansiyele sahiptir.

Görünüşe bakılırsa 2018 yılı Ortadoğu açısından ülkeler arası gerginliklere açık bir yıl olacağı gibi ülkelerin kendi içerisindeki karışıklıklar, terör olayları, darbe girişimleri ve rejim değişiklikleri çabalarının da gözlemlenebileceği bir yıl olacağını şimdiden işaret ediyor.

2017 yılının son dönemlerinde Lübnan ve Hizbullah üzerinde yoğunlaşan gündemin aynı sorunlu halinde devam etmesi halindeyse, Kudüs konusunda var olan gerginlikte hesaba katıldığında bölgesel bazda mevcut duruma kadar gözlemlenilenden daha büyük çatışmaların yaşanması ihtimali de ne yazık ki mevcuttur.

Katar'a yönelik uygulanan ambargo, Suud hanedanında yaşanan iç hesaplaşma, Ürdün'de konuşulan saray içi darbe, İran'da ayaklanan halkın gösterilerini giderek artırması şeklinde 2017 yılında gözlemlenilen gelişmeler aslında bir bakıma bölgedeki istikrarın ortadan kaldırılması girişimlerinin çoktan başlatıldığını gözler önüne seriyor.

2018 yılı ilk günlerinden itibaren Ortadoğu merkezli hesaplaşmaların vukuu bulabileceği ve şiddetin artma potansiyeline sahip olduğu en stratejik ve kırılgan bir bölge olarak öne çıkıyor.

 

AVRUPA

2017 yılının her anlamda hareketli geçtiği bölgelerden bir diğeri de kuşkusuz ki Avrupa oldu.

Bir önceki yılda görülen sığınmacı akınlarının azalarak da olsa devam etmesi ve bunun peşi sıra toplumlarda nükseden yabancı karşıtlığı, Avrupa'da aşırılık yanlısı siyasi karşıtlığı benimseyen çevrelerin yükselişine neden oldu.

Avrupa hareketli bir yılı geride bıraktı derken ki asıl kasıt, kuşkusuz ki bu yıl içerisinde başta Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Avusturya olmak üzere gerek Avrupa Birliği (AB) gerekse kıta genelinde yaşanan seçimler ve seçim sonuçları sonucunda ortaya çıkan karmaşık durumdan kaynaklanıyor.

Seçimlerin ortak sonucu olarak öne çıkan ana konu aşırı sağcı akımların artık giderek artan şekilde büyük bir siyasal güç haline dönüşmüş olmaları ve bulundukları ülkelerde iktidara gelme konusunda önemli kazanımlar elde etmeleridir.

Bununla beraber Avusturya'da bu durum bir adım öne çıkmış ve seçim sonuçlarının ardından oluşan koalisyon hükümetinde aşırı sağcı iki siyasi parti koalisyon kurarak Avusturya'daki hükümeti oluşturmuşlardır.

Hollanda ve Almanya ise hükümet kurulması noktasında önemli zorluklarla yüzleşmek durumunda kalırken, Berlin hali hazırda hükümetsiz olarak 2018 yılına girmeye hazırlanıyor.

İngiltere'de 2017 yılında yaşanan erken seçimlerde ise iktidarda bulunan May'in partisi önemli kan kaybına uğrarken, Fransa ise nispeten bu ülkelere göre daha az kayıpla seçimleri atlatıp genç lider Emmanuel Macron'u Cumhurbaşkanı seçerek şimdilik aşırı sağcı akımların önünü kesebilmiştir.

Avrupa'da ve AB'ye üye olan ülkelerde yaşanan bu siyasi karmaşanın bir benzerinin de AB nezdinde görüldüğünü söyleyebilmek mümkündür. Aradan geçen bir yılın ardından önceki dönemlerde vukuu bulan sorunları aşacak bir formül geliştirmeyi henüz başaramayan AB, şimdilerde İngiltere'nin birlikten ayrılma süreci üzerinde durmakta ve bunun emsal teşkil etmemesi için önleyici tedbirler üzerinde çalışırken, Londra ile anlaşmalı boşanmada elini güçlü kılacak kararlılık göstermekle uğraşmaktadır.

Diğer yandan AB'nin kendi yapısal sorunlarını aşmadan, birliğin geleceğiyle ilgili itirazları bir tarafa bırakarak daha çok "güvenlik politikaları" konularında yoğunlaşmış olduğu da dikkatlerden kaçmamaktadır.

2017 yılı AB açısından birlik çatısı altında ortak bir savunma gücünü oluşturacak mekanizmaların hayata geçirilmesi noktasında öne çıkarken, bu anlamda somut adımlar atılmış ve PESCO adı verilen Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması, Almanya ve Fransa'nın öncülüğünde hayata geçirilmiştir.

Özellikle ABD'de başkan olarak seçilen Trump'ın ardından NATO konusunda yaşanan fikir ayrılıklarının Avrupa'yı yeni ve alternatif bir savunma ittifakı kurma arayışına ittiği yönünde yorumlar yapılırken, AB çatısı altında kurulan PESCO'nun ilk aşamada ve sonralarda NATO ile uyumlu çalışıp çalışmayacağı sorusu akıllara gelse de, AB'nin giderek NATO'dan bağımsız bir güvenlik politikası benimsemek istediği anlaşılmaktadır.

Kuşku yok ki 2018 yılında da kurulan bu güvenlik şemsiyesiyle ilgili AB'nin girişimleri artacak, komşu ülke ve coğrafyalarla ilgili bakışı daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Böylesi bir dönemde Avrupa kıtasında en sorunlu olarak öne çıkan alanlar Ukrayna'nın doğusu, Batı Karadeniz sahilleri ve Baltık bölgesidir.

Aynı bölgelerde Rusya'nın giderek artan faaliyetlerine karşın NATO'nun benzer bir ivmeyle askeri mevcudiyetini artırması ve karşılıklı olarak nükseden askeri tatbikatların çapının genişliyor oluşu, 2018 yılında da Avrupa'da güvenliğe dayalı politikaların sadece sığınmacı akınını önleyecek tedbirlerle sınırlı kalmayacağını işaret etmektedir.

Bu çerçevede AB'nin genişlemeye dayalı politikasının ana eksenini güvenlik duygusu şekillendirecek, Türkiye ile ilişkiler de benzer bir alana AB nazarında oturtulmak istenecektir.

Sonraki başlıklardaysa ticari ilişkilerin öne çıkabileceğini ve çıkarların buna göre şekilleneceğini söylemek ise şimdiden mümkün görünmektedir.

--Devam Edecek--




 


Diğer Makaleleri

- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03
- Dünyada Son Dönemde Yaşananlar Neyin İşareti? / Tarih : 2018-03-07 08:09:19

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »