Ortadoğu Gazetesi

Bizdeki Kamu-Sen!

Şükrü Alnıaçık / 2018-01-05 08:39:21

27 Mayıs 1960 darbesi, Türkiye'de sol-sosyalist ve komünist faaliyetleri hızlandırmıştı.

NAZİ Almanya'sını dönüştürmeye yönelik 1949 Alman Anayasasının toplumu sola taşıyan karakteri etkisini göstermiş; üniversitede, basında ve sendikalarda solun hakimiyet hamleleri başarı kazanmıştı.

1965'te TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) kurulmuş; 1967'de ise Türk-İş'ten ayrılan bazı sendikalar DİSK'i kurmuştu.

68'e gelindiğinde Kamu Yöneticisi yetiştiren üniversiteler, solun alternatif "kızıl eğitim" kampları halini almıştı.

1969'dan sonra Üniversitelerde okuyup, vatanına milletine bağlı bir kamu yöneticisi olmak isteyen Ülkücü gençleri işte böyle bir ortam bekliyordu.

"Milliyetçi Türkiye" Ülkücülerin omuzlarında yükseleceğine göre Ülkücülük her şeyden önce bir "kadro hareketi" olmalıydı.

Kadro demek, devlet memuriyetine intisap ve kamu personeli olmaktı.

O yıllarda Ankara, İstanbul Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakülteleri dışında birkaç büyük şehirdeki İktisadi ve Ticari İlimler Akademileri kamu yöneticisi yetiştiriyordu.

Ülkücü hareket ortaya çıkana kadar bu okullarda sadece "Sol" ve "Boykotları" vardı.

MTTB'nin 60'lardaki sınırlı ve istikrarsız çabaları, bir denge sağlamaktan uzaktı.

 

KAMU-SEN'İN TEMELLERİ

Öğretmen yetiştiren kurumlar, "geleceği tesis" açısından önemliydi.

Köy Enstitülerinin devamı olan 4 yıllık Öğretmen Okulları çoktan TÖS'ün kapsama alanına girmişti.

Yüksek öğretmen yetiştiren birkaç kurumdan biri olan Gazi Eğitim Enstitüsü, 70'lerin başında adı "kubbeli …hane"ye çıkacak kadar Komünistleşmişti!

Dil Tarih'te solun hakimiyeti kurumsallaşmıştı.

Yüksek Teknik Öğretmen Okulu ise Dursun Önkuzu'nun şehadetiyle tarihe geçen büyük kavgalara hazırlanıyordu.

Ülkücüler bir yandan solun elindeki fakültelerde var olma mücadelesine girişirken, bir yandan da yeni açılan Eğitim Enstitülerinde örgütlenmeye başladılar.

70'li yıllarda Komünist fraksiyonların çoğalmasıyla birlikte anarşi ve terörün artması, meselenin sadece MHP için değil, hükümet ve devlet için de bir beka sorunu haline geldiğini gösteriyordu.

Sağ iktidarlar, okullara Milliyetçi idareciler tayin ederek, öğretmen yetiştiren okulları nasıl "Milli" Eğitime açıyorsa, 1973 ve 1978 yıllarındaki CHP iktidarları da o kadar çok sürgün yapıyor, yerlerine bölücü, komünist idareciler atıyor ve okulların hakimiyetini sola açıyordu.

Sonra da duvarlardaki "Türk büyükleri" tabloları iniyor, müfredat ve kültür-sanat programları değişiyordu.

1978'de sürgün gittiğim Çanakkale'de, tabelası sökülüp denize atılmış Ülkü Ocağının şiir panosunda şu dörtlük yazılıydı:

"Fatih indi, Yavuz indi duvardan… Devir sizin zararı yok susalım!..

Ananızın hatırına binaen… İzin verin Baltacı'yı asalım!.."

Türkiye çapındaki Eğitim Enstitülerinin sayısı, 1970'te 3'ten 12'ye, 1973'te 16'ya ve 1978'de 18'e çıktı.

Öğrenci sayısı da 2.049'dan 69.313'e yükseldi.

Bugünkü "Türk Eğitim-Sen"in temellerinin atıldığı yer işte burasıdır.

Bugünkü Türk Eğitim-Sen'in üye sayısı, Kamu Sen'in toplam üye sayısının yarısından % 1 fazladır.

1978'de "hızlandırılmış eğitim" adı altında CHP'nin boyayarak okullara saldığı 70.557 kızılcık ise 90'larda "Eğitim-Sen"i ortaya çıkaracaktır.

***

 

KAVGA DEVRİNDEN KADRO DEVRİNE…

1975'te Kırşehir ikiye bölünmüştü. Yeşil hattı geçip de "Kızıl bölge"ye girdiğimiz zaman bizi devletin verdiği elbiselerimizden tanır ve fırsatını bulurlarsa oraya yıkarlardı!

Tedbirsiz gezmezdik. 16-17 yaşlarında olsak da avarelik etmezdik!

Öğretmen Okulu üç yıl önce Güneydoğu'dan öğrenci almıştı. CHP iktidarının meydan ve imkân verdiği Marksist öğretmenlerin elinde bu Anadolu çocukları, birer bölücü militana dönüştürülmüş; tam 9 koğuş, Deniz-Mahir-Ulaş hayranı TİKKO'cularla doldurulmuştu.

Öğretmen Okulu koğuşlarından yalnızca 2'sinde Ülkücüler kalıyordu. Çoğu da Iğdırlıydı.

O sene biz gelmiştik birinci sınıfa… Sanki Zincidere'den Çanakkale'ye yeni acemi taburları gelmişti!

76 yılının başlarıydı.

İstiklal Marşında baskına uğramış, gafil avlanmıştık. Arkamızdan adam boyu mermi yağıyor; okulun duvar sıvaları toz olup üstümüze iniyordu.

Yerköylü Ömer Gül, boynundan vurulmuştu. Ama sorsan sanki bir "sinek ısırığı"ydı.

Grubu toparlamak için eli havada koşturuyordu.

Üç kişi, yatakhanenin karşısına mevzilenmiş, bir çanta mermiyi bizim grubun üzerine boşaltıyordu.

Develi'li Mehmet Doğan da orada vuruldu.

Nevresime sardık onu, henüz 15 yaşındaydı.

Size lise yıllarımdan daha güzel şeyler anlatmak isterdim.

Ama ne yazık ki; bizdeki Kamu-Sen'in hikayesi, "Ülkücüler sokakta yatmasın" diye, asker koğuşuna rahmet okutan dört tane paslı ranzayı, kafasından vurulmak pahasına elde tutabilmenin hikayesidir.

Çok "yıldızlı" toplantılar, bol "güneşli" konuşmalar filan…

Onlar başka bir hikayedir!

 

Devam edecek…




 


Diğer Makaleleri

- "Atatürk Kimdi Dede?" / Tarih : 2018-07-16 09:58:05
- Ocak İçin Onurdur / Tarih : 2018-07-14 10:11:00
- "Su Uyur; Dolar Uyumaz!.." / Tarih : 2018-07-13 10:02:53
- Srebrenitsa Bize Neyi Anlatıyor? / Tarih : 2018-07-12 09:36:41
- Millî Eğitim + Millî Savunma = Millî Bekâ / Tarih : 2018-07-11 09:54:51
- Yargısı "Bağımsız" Civcivler!.. / Tarih : 2018-07-10 09:51:58
- "Siz Dışardan Biz İçerden!.." / Tarih : 2018-07-09 09:54:28
- Mistik Jakoben Tabuları! / Tarih : 2018-07-07 09:43:09
- Özür, Yerine ve Şekline Göre Erdemdir / Tarih : 2018-07-06 09:53:08
- 24 Haziran'da Millet Neyi Önledi? / Tarih : 2018-07-04 09:37:56
- Yurt Dışında 24 Haziran Kırılmaları!.. / Tarih : 2018-07-02 09:29:16
- İhanete Atılan Feraset Golü!.. / Tarih : 2018-06-30 09:33:57
- Muhasebe! / Tarih : 2018-06-29 10:29:36
- Gaflet, Dalâlet ve Hıyanet! / Tarih : 2018-06-28 09:19:28
- SEÇİM NOTLARI - II / Tarih : 2018-06-27 09:38:50
- SEÇİM NOTLARI… / Tarih : 2018-06-26 09:34:35
- Sahadan… / Tarih : 2018-05-25 09:37:30
- Sahanın En Kötüleri! / Tarih : 2018-05-24 09:00:08
- Gerçek Düşmanlar: Eyyamcılar!.. / Tarih : 2018-05-23 09:19:03
- Biz Ülkücüyüz! / Tarih : 2018-05-22 09:38:15

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »