Ortadoğu Gazetesi

2018'E GİRERKEN DÜNYA, BÖLGEMİZ VE TÜRKİYE-III

İsmail Özdemir / 2018-01-05 08:42:19

TÜRKİYE'NİN ÖNCELİKLERİ

Dünya giderek güvenlik bakımından daha riskli, ülkeler arası siyasetinse aynı hızla çok kutuplu ve her alanda rekabete açık, meydan okumaların arttığı bir döneme doğru girerken Türkiye yaşanılanlardan en çok etkilenen ülke olmakla beraber, giderek potansiyelini artıran bir durumla da dikkatleri çekiyor.

Zira bölgesel ve küresel sorunlar ne kadar büyük olursa olsun, Türkiye'yi yok etmeye yetmediği için daha güçlü kılıyor.

Ancak bu durum kırılgan bölgelerin büyük bir kısmına erişim imkânı bulunan ülkemizin şimdiye kadar geliştirdiği tedbirlerin 2018 ve sonrası için de yeterli olabileceğini söylemek mümkün değildir.

Türkiye'nin kendisine has durumuna baktığımızda 2018 yılının ekonomi, güvenlik ve dış politika anlamında hareketli bir yıl geçirecek olmasını genel olarak ifade etmek yerinde olacaktır.

Ekonomik dalgalanmaların yaşanabileceğini ifade eden konunun uzmanları, gelişmekte olan ve kırılgan yapıya sahip ekonomilerin bunlardan öncelikli olarak etkilenebileceğini ifade ederken, kuşkusuz ki Türkiye'nin sağlıklı bir hazırlık yaparak tedbirlerini, alternatif senaryoları şimdiden geliştirmesi gerekiyor.

Dahası normal şartlar altında 2019 yılında gerçekleştirilecek olan yerel, genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çalışmaları da siyasi partiler açısından bu yıl içerisinde şekilleneceğinden, dış siyasette daha dikkatli adımlar atılması zorunluluğu karşımızda bulunuyor.

Suriye konusunda 2011 yılından bu yana önemli mesafeler kat edildi, yapılan yanlışların telafisi için önemli adımlar atıldı ve nihai konumda askeri ve siyasi düzlemde ülkemiz önemli bir güç haline geldi.

Rusya ve İran ile berber geliştirilen Astana sürecinin Soçi zirvesiyle siyasi düzleme kaymasıyla Suriye'nin geleceğinin şekillenmesinde söz sahibi olan bir ülke konumuna erişsek de hala bu ülkenin kuzeyinde bulunan ve Suriye topraklarının yaklaşık olarak dörtte birini kontrol eden PKK/PYD'nin varlığı bizim açımızdan öncelikli güvenli riskidir.

Dolayısıyla 2018 için de dış politikamızla beraber güvenlik sorunu başlığında kuşku yok ki Suriye birinci sırayı alacaktır.

Bu dönem içerisinde Türkiye'ye yönelen tehditlerin yerinde bertaraf edilmesi için PKK/PYD'ye yönelik yeni sınır ötesi operasyonların yaşanması çok kuvvetli bir ihtimal olmaktan öte açık bir gerekliliktir.

Diğer yandan Irak'ın kuzeyinde yaşanan ve Barzani'nin gerçekleştirdiği sözde bağımsızlık referandumunun yarattığı sonuçlarla beraber PKK terör örgütünün bu alandaki varlığı da gündemde önemli bir yer teşkil edecek, İran ilke yürütülecek ortak çabalar önemli sonuçlar doğurabilecektir.

Bunların yanı sıra Ortadoğu bölgesinde başlayan son derece gergin bir süreç içerisinde Türkiye yaşananların akıbetini tayin edebilecek fakat elbette makul bir sınırı olan güce sahip bulunan bir ülke olarak öne çıkmayı sürdürecektir.

Yemen'de yaşanan savaş, Suudi Arabistan'a atılan füzeler sebebiyle bu ülkenin İran'ı suçlayıcı bir tutum takınması, Lübnan'da her an İsrail ve Hizbullah arasında büyük çatışmaya dönüşebilecek güncel koşulların vukuu bulması gibi muhtemel olaylarda Türkiye'nin takınacağı tutum, sadece Ortadoğu'nun kaderini tayin etmekle kalmayacak, kendi milli güvenliği açısından da önemli bir yer oluşturacaktır.

Şartların ağırlığı giderek artarken İsrail ve ABD ile aramızda var olan ilişkilerin iyi bir istikamette ilerlemesi yerine tersinin olabileceğini, bu iki ülkenin PKK/PYD terör örgütüne destek vermesinden ve Kudüs meselesinde sadece bizim değil, dünyanın tepkisini çeken bir tavır takınmalarından çıkarabilmek şimdiden mümkündür.

Dahası aynı şartlar gereğince Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi ülkelerle var olan ilişkilerimizin de daha sorunlu bir hal almaya başlaması beklenebilir. Ortadoğu'da Ürdün, Katar, Irak ve en önemlisi İran ile ilişkilerimizin giderek daha çok yakınlaşmayı doğuracak bir sonuca varması da muhtemel senaryolar dâhilinde en ön sıradadır.

Ortadoğu'nun akabinde bizleri meşgul edecek bir başka gündem konusununsa Doğu Akdeniz ve Ege bölgesinde yaşanabilecek gerginliklerdir.

Bu çerçevede Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Kıbrıs ve çevresindeki sahalarla ilgili izlediği gayrihukuki tavra paralel olarak, Yunanistan'ın Ege Denizi'nde bulunan adalarla ilgili izlediği tahrik edici yaklaşımları da dış politikanın ağırlık vereceği konuların başında geleceğini belirtmek gerekir.

Bu durum özellikle AB'nin kendisine has bir güvenlik politikası geliştirmek istediği süreç içerisinde diğer bölgesel şartlarla beraber ele alınacağından AB ile yürütülecek ilişkilerimizi de etkileyeceği, AB ile var olan ilişkilerin giderek güvenlik merkezli bir yaklaşım alabileceği açıktır.

Rusya'nın Doğu Avrupa ülkeleri ve NATO ile Ukrayna'yla beraber Baltık Bölgesi'nde yaşadığı gerginliğin Karadeniz'e doğru inmeye başladığını düşündüğümüzde Türkiye'nin bu sahalara yönelik genel politikası da belirleyici bir etki yaratması açısından sadece bizim için değil, herkes adına önemli olacaktır.

Böylesi bir senaryoyu yakından takip edenler ABD, AB ve AB'den ayrılma kararı alarak kendi milli güvenlik stratejisini oluşturmaya çalışan İngiltere'nin, Türkiye ile sürdürdüğü ilişkiyi hakkını vererek ele almaya zorlayacaktır.

Dahası şimdiye kadar görülmese de Balkanlar'da, Doğu Avrupa'da yaşanacak olaylara paralel şekilde vukuu bulabilecek yeni koşulların ortaya çıkması durumunda da Türkiye öne çıkan ülkelerden birisi olacaktır

Üstelik küresel çapa yayılan terörün 2018 yılı içerisinde alışılagelmedik yöntem, metod ve hedeflerle yapacağı büyük eylemlerin dünya çapında ses getirmesiyle beraber yaşanacak ülkeler arası gerginlikler de Türkiye'nin dış siyaseti açısından tesiri yüksek sonuçlar doğuracaktır.

Asya siyasetin suların giderek ısınması, Afganistan ve Pakistan konusunda ABD'nin baskıyı artırma girişimleri, Kuzey Kore'nin eylemleriyle yaşanması kuvvetle muhtemel olan yıkıcı bir çatışma riski, Çin ile ABD ve bölgesel müttefikleri arasında çıkabilecek yeni krizler de üzerinde durmamıza neden olacak, ilk etapta bizleri etkilemese de sonuçlarının tesiri olacağı gelişmeler olarak karşımızda bulunuyor.

Neresinden bakarsak bakalım ülkemiz açısından belirleyici, sonucu sadece ülkemizi değil, bölgemizi ve küresel sistemin tamamını etkileyecek bir yıla girmiş bulunuyoruz.

Bu yıl içerisinde önceliklerimizi belirleyerek, tam bağımsızlık ilkesinden asla taviz vermeden, kararlı bir duruşla yeni yüzyılın yeni şartlarının inşa edildiği bir döneme kucak açmak çok önemlidir.

--Bitti--




 


Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »