Ortadoğu Gazetesi

Türkiye'nin Füze Savunma Sistemleri Tercihinin Anlamı

İsmail Özdemir / 2018-01-10 09:21:46

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fransa ziyareti sırasında ve mevkidaşı Macron ile yaptığı görüşmeler sonucunda öne çıkan en önemli başlık kuşkusuz ki iki ülkenin diğer yetkililerinin de katıldığı füze savunma sistemi anlaşmasının imzalanması oldu.

Türkiye böylelikle Fransa ve İtalya ortaklığında geliştirilen EUROSAM tarafından yapılan STAMP-T füze savunma sistemlerinin bundan sonraki çalışmalarına dahil olan ve aynı füze savunma sistemini alacak olan bir diğer ülke oldu.

Bünyesinde ASTER olarak adlandırılan ve teknik özellik itibarıyla 360 derece radar imkanına sahip, aynı zamanda her yönden gelebilecek hedeflere karşı savunma yapabilecek üstün teknolojik özellikleri olan bir füzeye sahip olacak.

Hali hazırda HİSAR adı verilen ve alçak irtifaya yönelik hedeflerle, orta irtifadaki tehdit oluşturan hedefleri havada imha yeteneğine sahip füze savunma sistemleri geliştirmesini Türkiye özgün olarak başarmış durumda.

Önümüzdeki yakın gelecekte bu iki sistem HİSAR-A (10 kilometre menzile sahip) ve HİSAR-O (16 kilometre menzili bulunuyor) tanımlamalarıyla TSK'nın ihtiyaçlarının karşılanması üzerine envantere girecek.

EUROSAM ortaklığı sayesinde HİSAR-U adı verilen uzun menzilli füze geliştirilmesi süreci de tamamlanarak her seviyeden ülkemize yönelik oluşan hava tehditlerinin önlenmesi anlamında da var olan açıklık, böylelikle giderilmiş olacak.

Ayrıca önümüzdeki yıllarda yalnızca karadan değil, deniz platformlarından da hava savunmaya yönelik gerçekleştirilecek projelerin hayata geçmesi konusunda da HİSAR-U sistemleri önemi bir yer teşkil edecek.

Kuşkusuz ki bu durum Türkiye'nin potansiyelinin artırılmasına önemli seviyede katkı yapacakken, sonraki aşamalarda diğer çevrelere satışı meselesinde de Türkiye üstün teknolojiye sahip bir ülke olarak hak ettiği payı alacaktır.

Türkiye ile yakın müttefiklik ilişkileri bulunan ülkelerin, tıpkı bugünlerde bizde olduğu gibi hava savunma açıklarının kapatılması yolunda HİSAR-U sistemlerinin alımıyla ilgileneceklerini, böylelikle askeri sahanın yanı sıra teknolojik ve ekonomik olarak da bu sistemin ülkemize katkı sağlayacağını şimdiden söylemek mümkündür.

Fransa'da imzalanan füze savunma sistemi anlaşmasının iki önemli sonucundan ilki bu haliyle ön plana çıkarken, ikinci husus ise Rusya'dan hazır olarak alınacak S-4000 hava savunma sistemleri sebebiyle başlatılan NATO ile uyumlu sistemlerin geliştirilmesi tartışmasının da artık aşılacağından kuşku yoktur.

Zira Türkiye NATO'nun kendisiyle beraber önemli konumda olan iki ülkeyle beraber ortak bir sistem geliştirme çabasında bulunurken, bu sistemlerin NATO ile uyumlu çalışacağı konusunda hiçbir şüphe yoktur.

Ancak elbette Türkiye geliştirme aşamasının her bir seviyesinde yer alacağından kendi tehdit algılamasını istediği an, istediği şekilde güncelleyebilecek yeteneğe de sahip konumda olacaktır ki, bu son derece önemlidir.

Böylesi bir dönemde kimi çevreler "Madem ki Fransa ve İtalya ortaklığı ile füze savunma sistemi gerçekleştirilebilir, o halde neden NATO ile sorun yaşama pahasına Rusya'dan S-400'leri alıyoruz?" sorusunu haklı olarak akıllarına getirebilirler.

Bunun belli başlı sebepleri mevcuttur ve peşinen ifade etmek gerekir ki Türkiye'nin uzun menzilli füze savunma sistemlerine sahip olma zorunluluğu vardır ve bunun aciliyeti de son derece yüksektir.

Ülkemizin çevresinde bulunan hemen her ülkede uzun menzile sahip karadan karaya ateşlenebilen balistik füzeler mevcuttur ve bu füzelerin menzilleri ne yazık ki Türkiye'nin topraklarını da içerisine alabilecek büyüklüktedir.

Hatta balistik füze tanımına bir de menzili 5500 kilometrenin üzerinde olan kıtalararası balistik füze sistemlerine sahip, bölge ülkelerinin yanında diğer dünya ülkelerinin varlığı da beraberinde düşünüldüğünde Türkiye mutlak suretle kendi savunmasında var olan açıklığı gidermek durumundaydı.

Özellikle dünya siyasetinin genelinde vukuu bulan önemli kırılmalar ve istikrarsızlık alanlarıyla birlikte anlaşmazlıkların çoğaldığı göz önünde bulundurulursa, ülkemizin savunmaya yönelik elini zayıflatan koşulları aşması gerektiğine dair zorunluluğun ne derecede büyük bir anlamı olduğu daha kolay anlaşılır hale geliyor.

Ne yazık ki daha önce yapılan ihalelerde hiçbir müttefik ülke Türkiye'ye uzun menzilli füze savunma sistemlerini satmaya yönelik beklenen uygunlukta teknoloji transferini de içeren, maliyeti makul seviyede bulunan kendi ellerindeki sistemleri satmaya yanaşmadı.

Acil bir alımda, acil ihtiyaçları karşılayacak, uygun teknoloji transferini öngören ve teslim süresinin çabukluğuyla öne çıkan Rusya'dan neticede S-400 füze sistemleri satın alınarak ilk aşamadaki sıkıntının aşılması hedeflendi.

Rusya'dan alınan 2 adet olarak alınacak S-400 sisteminin TSK'daki mevcudiyetinin, "S-400 Füze Savunma Alay Komutanlığı" şeklinde olacağı ifade ediliyor. Buna göre kurulacak olan ve çalışmalarına başlanılan Alay komutanlığı, 2 tabur ve 4 bölükten oluşacak. 

Böylelikle TSK, yurt genelinde 2 farklı noktaya S-400 taburu, her birinde 72 olmak üzere toplam 144 füze yerleştirebilecek, bu haliyle de hava sahamızın tamamı caydırıcı bir etkiyle beraber korunma altına alınmış olacak.

S-400'ler NATO ile bar olan ortak hatta eklenmeyip, ülkemizin özgün savunma ağında bulunacağından NATO'nun, "Acaba bu sistemin kendi ağımıza eklenmesiyle Rusya bizdeki bazı önemli bilgilere sahip olabilir mi?" kaygısının da boş bir kaygı olduğu açıktır.

Şayet NATO'da müttefikimiz olan kimi ülkelerin Türkiye'ye karşı hasmane bazı tutumları yoksa o vakit S-400'ler konusunda kaygı duymalarına neden olabilecek herhangi bir konu söz konusu değildir.

Diğer bir husus ise Rusya'dan gerçekleştirilen hazır alımın ardından, S-400'lerden edinilecek tecrübelerle Fransa ve İtalya ile beraber geliştirilecek füze savunma sistemleri konusu aslında çok yönlü Türk dış politikasının nasıl seyrettiğine verilebilecek bir örnektir.

Türkiye sahip olduğu jeopolitik avantajıyla doğu ve batı arasında bir tercih yapma imkanı bulunmadan, kendi milli çıkarları ölçüsünde her iki çevreyle de işbirliği olanaklarını geliştirerek potansiyelini artırma, bölgesinde ve küresel düzeyde söz sahibi ülke konumuna erişme yolunda önemli bir eşiği aşmak üzere.

Bir taraftan Rusya, diğer taraftan Fransa ve İtalya ile gerçekleştirilen füze savunma sistemleri anlaşmalarıysa bu sürecin ilk aşamadaki önemli sonuçları arasında bulunuyor.




 


Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »