Ortadoğu Gazetesi

Ahmed Hamdi Paşa...

İhsan Muslu / 2018-01-14 08:49:19

Osmanlı sadrazamı. 

Eski sadrazamlardan Melek Ahmed Paşa'nın soyundan gelen ve sadrazam Hüsrev Paşa'nın kethüdası olan Yahya Bey'in oğludur. 

1826 senesinde İstanbul'da doğdu. 

Tahsilini tamamladıktan sonra, 

1841'de Bab-ı ali'de eski kethüda kaleminde me'muriyete başladı. 

Daha sonra sadaret mektubi kalemine tayin edildi. 

1852'de serasker mektupçuluğuna getirildi ve on sene sonra Dar-ı şura'yı askeri dairesinde aza oldu. 

Burada 1868 senesine kadar kaldı ve derece derece yükselerek ''Recai'' sırasına girdi. 

Aynı sene ula sınıfı evveli rütbesi ve 10.000 kuruş maaş ile Divan-ı ahkamı adliye azalığına tayin edildi. 

Bir süre Hukuk dairesi riyaseti vekaletinde bulunduktan sonra bala rütbesi ile Evkaf-ı hümayun nezaretine getirildi ve bir çok cami, 

medrese, mektep ve diğer hayır kurumlarını tamir ettirdi. 

Hüseyin Avni Paşa, liyakatini takdir ettiğinden onu 1869'da serasker müsteşarlığına tayin ettirdi. 

İki sene sonra sadrazam olan Mahmud Nedim Paşa, 

Ahmed Hamdi Paşa'yı Aydın valiliğine tayin etti. 

Bir sene valilik yaptıktan sonra, önce Tuna valiliğine, 

Şirvanizade Rüşdi Paşa'nın sadrazam olması üzerine de tekrar maliye nezaretine tayin edildi. 

Hüseyin Avni Paşa'nın sadarete tayininden kısa bir süre sonra İkinci defa Aydın, buradan da Suriye valiliğine gönderildi. 

Fakat Şam'ın iklimi kendisine iyi gelmediğinden, istifa etti. 

1877 senesinde İçişleri Bakanlığına tayin edildi.

Osmanlı-Rus harbinde durum, 

Şıpka hadisesinden sonra tehlikeli bir şekil alınca, 

ne yapılması lazım geldiğini görüşmek üzere toplanan vükelâ meclisinde bir türlü karar almamıyordu. 

Nazırlardan bazıları kan dökmenin önüne geçilmesini, 

bazıları da, her ne pahasına olursa olsun, mücadeleye devam edilmesi fikrini savunuyorlardı. 

Müdafaada devamın ve gayretin şart olduğunun isbatını ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle yapan şeyhülislam Kara Halil Efendi'yi destekleyen dahiliye nazırı Ahmed Hamdi Paşa'nın; 

''Saltanatın bekasına hizmet ancak bugün içindir. 

Sulh çaresi aranılmakla beraber payitahtın müdafaasına gayret edilmelidir. Veliyyünimetimiz olan Devlet-i Aliyye'nin kuvvetinin devamı için hepimiz hayatımızı feda etmeliyiz'' demesi, konuşmaları gizlice dinleyen Abdülhamid Han'ın hoşuna gitti. 

Bir süre sonra doksanüç harbinin neticesi ve siyasi durum, 

İbrahim Edhem Paşa'nın sadaretten ayrılmasını gerektirdi. 

Sultan, yerine Ahmed Hamdi Paşa'yı tayin etti.

Bu sırada Osmanlı ordularının kesin bir şekilde mağlub olması üzerine barış andlaşması yapmak için gönderilen hariciye nazırı Server Paşa ve hazine-i hassa nazırı Namık Paşa, Edirne'de, şartları çok ağır olan bir mütareke mukavelesini imzaladılar. 

Hezimetten dolayı halk arasında ve Meclis-i meb'usan'da, 

padişah ve vükela aleyhinde sözler söylenmekte idi. 

Hatta bu sırada serasker Rauf ve Damad Mahmud paşaların hataları, 

Rus ticaret gemilerinin İstanbul boğazına kadar Osmanlı harp gemilerini sürüp götürmelerinden dolayı, bahriye nazırı Said Paşa'nın kusurları dile getirilip, saraydan harb işlerine müdâhale edildiği iddia edilip, 

bunun suçu da eski mabeyn başkâtibi ve zamanın dahiliye nazırı Said Paşa'ya yüklenerek bunlara güvensizlik gösterilmiştir.

Bu yüzden sadrazam Hamdi Paşa, göreve başladığından beri olup bitenleri Sultan'a arz ederek, adı geçen paşaların görevden alınmasını istedi. 

Fakat Sultan, vuku bulan bu maruzattan sadece savaştaki hezimetin sebebleri arasında sarayın müdahalesi ifadesine üzüldüğünden, 

sarayın bu mes'ele ile alakasının bulunmadığını ve sorumluluğun vükelaya ait olduğunu bildirdi. 

Hatta bu konu hakkında bir rapor hazırlanması için dahiliye nazırı Said Paşa'ya emir verdi. 

Hazırlanan rapor, İkinci mabeynci Osman Bey tarafından okununca, 

Ahmed Hamdi Paşa ağlıyarak; 

''Bu rapor bir kere meb'usların eline düşerse, 

padişahlık ve vekilliğin hükmü kalmaz. 

Hepimiz, meb'uslara boyun eğmek zorunda kalırız. 

Hatta padişahı da azarlamaya kalkışırlar. 

Efendimiz kendisini bu zincire nasıl teslim edecek. 

Artık bu raporu meb'uslara götürüp götürmemek senin hamiyyetine kalmıştır. Sen bilirsin'' dedi. 

Bunun üzerine Osman Bey raporu alıp saraya dönerek Sultan'a durumu anlattı.

Sultan İkinci Abdülhamid Han, derhal Ahmed Hamdi Paşa'yı huzuruna çağırarak mes'ele hakkında izahat istedi. 

Hamdi Paşa'nın durumu açıklaması üzerine Sultan, 

raporu Meb'usan meclisine göndermekten vazgeçti.

Yirmi dört gün gibi kısa bir süre sadrazamlık yapan Ahmed Hamdi Paşa, 

cesur, açık sözlü bir zattı. 

Sistemli bir tahsil görmemiş olmasına rağmen, 

üzerine aldığı vazifelerde, elinden geldiği kadar gayret göstermiştir.




 


Diğer Makaleleri

- Karamanoğlu Mehmet Bey... / Tarih : 2018-07-15 09:52:18
- Sultan I. Abdülhamid... / Tarih : 2018-07-14 10:08:58
- Bosnalı Abdullah-ı Rumi... / Tarih : 2018-07-13 10:00:39
- Ordu Şeyhliği Ve Asker İmamlar... / Tarih : 2018-07-12 09:35:36
- İmam Ebu Hanife'nin Talebesine Nasihati... / Tarih : 2018-07-11 09:53:34
- Şekerci Cemil Bey... / Tarih : 2018-07-10 09:50:22
- Hz. Mevlana'nın Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-07-09 09:52:45
- Tatlı sözlü ve güler yüzlü olalım... / Tarih : 2018-07-08 10:21:15
- Altuncan Hatun'un Eşi Tuğrul Bey'e Vasiyeti... / Tarih : 2018-06-12 09:38:17
- Yetim Malı Yemenin Haramlılığı... / Tarih : 2018-06-11 09:21:35
- Anne babanın yüzüne sevgiyle bakmak ibadettir... / Tarih : 2018-06-07 09:39:55
- Zeyneb Hatun, Zeynünnisa... / Tarih : 2018-06-06 10:27:34
- Abı hayat nedir, nerededir... / Tarih : 2018-06-05 10:00:22
- Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-06-04 09:55:41
- Sümbül Efendi Camisi'nde yatan üç sultan... / Tarih : 2018-06-03 09:50:22
- Ahmed Fergani... / Tarih : 2018-06-02 09:23:39
- İmam Serahsi... / Tarih : 2018-06-01 09:10:45
- Ahh Minel-Fırak... / Tarih : 2018-05-31 09:29:32
- Hakim Nisaburi... / Tarih : 2018-05-30 09:13:11
- Şah-ı Nakşibend Hz.leri... / Tarih : 2018-05-29 10:12:02

Diğer İhsan Muslu Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »