Ortadoğu Gazetesi

2017 YILINA GİRERKEN DÜNYA, BÖLGEMİZ VE TÜRKİYE

İsmail Özdemir / 2016-12-26 09:04:16

Bir yılı daha Allah'ın izniyle tamamlamak üzereyiz. Bu çerçevede önümüzdeki birkaç gün 2016'nın genel değerlendirmesiyle beraber, 2017 yılıyla ilgili küresel ve bölgesel alanlara dair gözlemlerimizi ve bunların Türkiye'yi ne derecede etkileyebileceğine dair gelişmeleri sizlerle paylaşmayı umut ediyorum.

2016 yılı Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana, önceki yıllara nazaran istikrarsızlık ve çatışmaların en şiddetlisinin yaşandığı bir yıl oldu.

Ülkeler arası anlaşmazlık konuları günden güne artarken, sorunlara ortak çözüm bulma girişimleri ise büyük ölçüde sonuç vermedi.

Aynı zamanda geri kalmış ülkeler olarak gösterilen alanlarla beraber, ileri demokrasi ülkeleri olarak gösterilen bölgelerde de toplumsal olaylar ve terör saldırıları artış göstermiş, yine toplumsal itirazlar buna paralel olarak yükseliş eğilimine girmiştir. Bugün aynı sorunlar yüzünden pek çok Avrupa ülkesi kriz yaşamaktadır. Hatta ABD de dahi siyahilerin polis tarafından kasıtlı olarak hedef gösterildiği gerekçesiyle huzursuzluk iklimi baş göstermiştir. 

Terör saldırıları ve toplumsal olaylar sebebiyle zor günler yaşayan bu ileri demokrasi ülkelerinin bazıları ülke genelinde, bazısı da yerel seviyelerde kalmak üzere zaman zaman "Olağanüstü Hal" ilan etmek durumunda kalmıştır.

Hali hazırda küresel sistem ciddi bir bunalım yaşıyor ve yine aynı perspektifle uluslararası sistemin merkezini oluşturan Birleşmiş Milletler dahi sorunların aşılmasında sahip olduğu potansiyeli kullanmada yetersiz kalıyor.

Durum öylesine sorunsal bir hal almış vaziyettedir ki, kendilerini "dünyanın abileri" olarak gören BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi arasındaki görüş ayrılığı derinleşmiş, diğer ülkeler adına küresel huzuru tesis etmede kendisini görevli gören bu ülkeler bırakın diğer ülkelerin sorunlarını çözmeyi, kendi aralarında yaşanan sorunlara dahi çözüm bulamaz bir hale gelmiştir.

Özellikle ABD'nin Suriye ve Ukrayna krizleri sebebiyle Rusya'yla ve Güney Çin Denizi bölgesiyle beraber Kore yarım adası çevresindeki gerginlikler sebebiyle Çin ile yaşadığı anlaşmazlıklar günden güne diplomasi kanallarının tıkanmasına sebep olurken, güvenlikle ilgili adımların atılmasıyla sakıncalı bir hal almaya başlamıştır. 

* * *

Restleşmenin boyutları artık soğuk savaş dönemini artmayan, hatta yer yer bu zaman dilimindeki koşulları da geride bırakmaya başlayan restleşmelere dönüşmeye koyulmuştur. Kimileri böylesine kaos dolu bir dönemi Yeni Soğuk Savaş tabiriyle değerlendirirken, kimileriyse Ilık Savaş tabirini kullanmaktadır. Ancak yaşananların yeni bir dünya harbinin ön gelişmeleri olduğu yönündeki görüşler de mevcuttur.

Suriye krizi gibi örnekler, yaşanan sorunların artık yerel bazda kalmadığını, bölgesel ve hatta küresel seviyede de etki alanının olabileceğini gösterdi. Bu ülkede 2011 yılında başlayan iç savaş sebebiyle, sığınmacı konumuna düşerek Avrupa ülkelerinin yolunu tutmaya başlayan ve sayıları milyonları aşan göçmenler siyasi, ekonomik, askeri ve sosyolojik pek çok kırılmanın peş peşe yaşanmasına yol açmıştır. 

Bugün bu sorunlara yüzleşmek durumunda kalan sadece Suriye'ye komşu olan ülkeler değil, aynı zamanda Avrupa'nın en gelişmiş ülkeleridir. Avrupa Birliği çatısı altında bulunan hemen her ülkede baş gösteren sığınmacı krizi, birliğe üye ülkelerdeki aşırı uçtaki siyasi akımları güçlendirmekle kalmamış, birlik ruhunun yok olmaya başladığı gerçeğini de gün yüzüne çıkarmıştır.

İngiltere'nin aldığı Brexit kararını kendi ülkelerinde görmek isteyen çok sayıdaki batı Avrupa ülkelerine ilave olarak orta ve güney Avrupa ülkeleri de AB'nin cazibesini günden güne kaybettiğini düşünerek, ekonomik bunalıma ilave olarak sığınmacı krizi sebebiyle ortak Avrupa idealine olan inançlarını kaybetmeye başlamıştır.

Balkan bölgesinde yaşanan ayrışma ve gerginlikte aradan geçen yıllar sonrasında ilk kez böylesine yüksek derecede kendisini hissettirmektedir. Kosova'nın bağımsızlık kararı sonrasında gerilen ilişkiler, bu bölgenin geleceği ve istikrarını da tartışmalı hale getirmiştir.

* * *

Ortadoğu ise tabir yerindeyse kan deryasına dönmüştür. Etnik ve mezhepsel temelli bölünmeler hat safhaya ulaşarak bir yanda İran, diğer tarafta Suudi Arabistan etrafında kümelenen ülkeler, birbirlerine karşı restleşmelerini hat safhaya taşımıştır. 

Suriye krizi aradan geçen 5 yıla rağmen çözüm kazanmak bir yana daha da derinleşmiş, vekâlet savaşının boyutlarını aşarak ülkeler arası savaş riskini doğurabilecek karşılıklı adımların atılmaya başlandığına hemen herkesi şahit hale getirmiştir. Son dönemlerde Türkiye, Rusya ve İran'ın ortak girişimleriyle iç savaşın bitirilmesi için önemli sayılabilecek bir irade ortaya koyulmuş olsa da, bundan önce başarısızlıkla sonuçlanan rejim ve muhalifler arasındaki görüşmeler dikkate alındığında ihtiyatlı bir iyimserliğin korunması gerektiğini her çevreye göstermektedir. 

Irak'ta yaşanan bölünmüşlük duygusu Şii ve Sünni kesim arasındaki ayrımı daha da açmış, ülkenin bir arada kalabileceğine dair umutlar günden güne tükenme noktasına gelmiştir. Ülkenin kuzeyinde bulunan yönetim ise bağımsızlık söylemlerini yükseltmeye başlamış, Musul operasyonu ile Irak'taki derin ve büyük sorunlar kendisini her hali ile bir kez daha göstermiştir. 

Yemen ise sıcak çatışmaların yaşandığı bir başka saha olarak göze çarpmaktadır. Dünya enerji nakil güzergâhlarının en önemli alanlarından birisi olan Basra Körfezi'nin istikrarı, Ortadoğu temelli yaşanan bunca sorun karşısında alarm vermektedir.

Asya'da ise Afganistan merkezli yaşanan terör olayları hala sonlandırılamamış, bu ülkenin ABD işgali ile başlayan yeniden inşa ve küresel sisteme dair ıslah edilmesi fikri ise henüz gerçekleşmemiştir. Afganistan merkezli terör dalgası zaman zaman Pakistan'ı da etkisi altına almıştır. Diğer yandan nükleer güce sahip iki ülke olan Pakistan ve Hindistan arasında, yıl içerisinde sınır hattında terör gruplarının Hindistan'a ait olan bir askeri üssü hedef almasıyla başlayan gerginlikler dikkat çeken bir başka gelişme olmuştur.

* * *

Afrika kıtasıysa hala büyük güçlerin paylaşım sahası olmaya devam ediyor. Gelecek açısından önemi gittikçe artan bir çehreye bürünürken, Sudan'ın bölünmesinde görüldüğü gibi paylaşım savaşlarının aradan geçen her gün arttığı bir görüntü vermeyi sürdürüyor. İlave olarak Libya'daki huzur ve istikrarın hala tesis edilememiş olması IŞİD dâhil pek çok terör grubu açısından Afrika kıtası, çıkar çatışması yaşayan çevrelerce; ülkeler ve ülke dışı aktörler açısından yeni hedef alanları olarak öne çıkıyor.

Türkiye için 2017 yılı hareketli ve sorunlu geçecek. En azından ilk altı aylık dönemde 2016'dan ve önceki birkaç yıldan kalan sorunlarla uğraşmaya devam etmemiz kaçınılmaz görünüyor. Böylesi bir öngörüde bulunmak şimdiden mümkündür. Ancak karşımızda terörizm başta olmak üzere büyük tehditler varken, büyük fırsatların da olduğunu söylemek gerekir. Karar verme sorumluluğu taşıyan kesimin göz önünde bulundurması gereken ana husus ise Türkiye'nin potansiyeliyle doğrudan alakalıdır. 

Avrupa ve balkanların durumu çözülmeye yüz tutan, ırkçı akımların yükseldiği ve bu zamana kadar yaklaşık 100 yıldır süre gelen bölgesel siyasi denklemlerin tersine işlediği bir alan olarak ön plana çıkacak. Kafkaslarda yaşanan Azerbaycan ve Ermenistan çatışmasına ilave olarak Gürcistan üzerinde NATO ve Rusya'nın yeni hesaplaşma olasılığı da mevcut. Ukrayna kriziyse hala sıcaklığını koruyor ve genişleme riski taşıyor. Karadeniz'de artacak Rusya ve NATO rekabeti, Türkiye'yi zorlayacak en önemli alanların başında gelecektir. 

Ancak ülkemiz açısından hayati olacak en mühim gelişmelerse şüphesiz ki güney sınırlarımızda yaşanacak. Doğu Akdeniz'de bulunan enerji rezervleri, Kıbrıs'ın geleceği ve bölgede artan diğer ülkelerin hava ve donanma gücü, Ege'deki Yunanistan'ın tek taraflı ve hukuksuz eylemleri, güney sınırımızdaki gelişmelerin tümü hareket ve siyasi hamle sahamızla beraber bekamızı da tehdit edecek. En önemlisi Suriye ve Irak'ın kuzeyinde yaşanan gelişmelerde, Fırat Kalkanı Harekâtına ilave olarak Musul başta olmak üzere yeni cephelerde Mehmetçiğin bulunma zorunluluğu baş gösterebilecektir.




 


Diğer Makaleleri

- PKK/PYD Konusunda Türkiye'yi İkna Hesabı / Tarih : 2017-07-28 10:01:29
- KKTC VE TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ YENİ YOL / Tarih : 2017-07-21 10:11:02
- SURİYE'DE BUNDAN SONRASI DAHA KARIŞIK / Tarih : 2017-07-10 10:20:43
- IŞİD SONRASI İÇİN ÇATIŞAN HESAPLAR / Tarih : 2017-07-03 09:59:23
- Suriye'de Restleşmeler Arttı / Tarih : 2017-06-21 10:06:56
- SURİYE'Yİ NASIL BÖLMEYİ PLANLIYORLAR? / Tarih : 2017-06-16 10:15:20
- ORTADOĞU'DA NELER OLUYOR? / Tarih : 2017-06-09 09:55:05
- Katar'a Yönelik Diplomatik Ablukanın Sebepleri / Tarih : 2017-06-07 10:08:44
- TRUMP'LI ABD NEREYE DOĞRU? / Tarih : 2017-06-05 09:58:18

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »