Ortadoğu Gazetesi

Asâkir-i İslâm- İslam'ın askerleri Türkler

M. Günay SIDDIKOĞLU / 2017-04-14 10:21:31

Asâkir-i İslam veya Cundullah, İslâm'ın askerleri ve Allah'ın ordusu manasına gelen bu unvanlar gerek Batılı gerekse İslam düşünürleri tarafından Türklere verilmiş ad ve unvanların başında gelir. Türkler, İslâma yapmış oldukları hizmetler sebebiyle bu ve buna benzer unvanları taşımayı fazlasıyla hak etmiş bir millettir.

İslâm dünyasında Selçuklu-Türk hâkimiyetinin başladığı bir dönemde, İslâm dünyasının hali yürekler acısıydı. İslâm Dünyası iç ve dış buhranlara düşmüş; büyük tehlikelerle karşı karşıyaydı. Müslümanlar arasında bir sürü sapık mezhep türemiş, halifelerin sözü geçmez olmuştu. Eski İran'ın Zerdüş dini, Mazdakçı Komünist düşünceleri Aşırı Şia (Gulat-ı Şia) adı altında yeniden canlanmış durumda idi.

Onuncu yüzyılda ise Irak taraflarında Kermatiler işçi, köle ve köylülerin birleşmesiyle mal, mülkiyet ve kadınların ortaklaşa kullanıldığı, Mazdak ve Komünist fikirlere dayanan sapık bir mezhep ve topluluk oluşturmuşlardı. Bu sapık mezhepler ve fikirler yüzünden çıkan anarşi sonucunda İran şahı Kavad tahtını kaybederek Türklere sığınmış ve Türklerin yardımı sayesinde yeniden tahtına oturabilmişti. Türkler arasında İslâmiyet 900 ile 1060 yılları arasında hızla yayılmış ve İslamiyet Türklüğün milli dini haline gelmişti.

 

Onuncu asırda İslâm ülkelerinde zenginler servetlerini zevk ve eğlencelerine, çirkin işlere harcıyor, İslâm medeniyeti ve İslâm dünyası bir sarsıntı geçiriyor ve bu durumdan yararlanan aşırı Şiiler kuvvetleniyor ve İslâm nizamı sarsılıyordu. Hiç bir ilgileri olmadıkları halde Hz. Peygamberin soyundan geldiklerini iddia eden Fatımiler, baştaki halifeyi tanımayıp Mısır ve Suriye'de hilafetlerini ilan ettiler. İspanya'da ise, Kurtuba Emevileri Bağdat'la ilişkilerini keserek, 929 yılında hilafetlerini ilan ettiler. Böylece İslâm dünyası henüz onuncu yüzyılda iken üç hilafet merkezine bölünmüş ve halife sayısı birden üçe çıkmıştı. Bu halifeler içerisinde Fatımi halifesi el Hâkim kendisinin Allah olduğunu ilan edecek kadar sapıtmıştı.

Fatımiler Allahlık iddiasıyla da yetinmeyip, Hz. Muhammed'in peygamberliğini inkar edip; kendilerinin peygamber olduklarını ilan ettiler. Hatta bu yüzden Kuzey Afrika'da Berberiler Fatımilere karşı haklı olarak isyan edip, kendi aralarından birisini halife olarak ilan etmişlerdi. Böylece İslâm dünyasındaki halife sayısı birden dörde çıkmıştı.

İslam Dünyasının En Karanlık Dönemi

İslâm dünyasının en karanlık dönemi ise, İran'da kurulmuş olan ve adına "Buyi" yahut "Büveyhi" denilen devletin kuruluşuyla başlamıştı. 922'den 1055'e kadar süren bir zaman dilimi içerisinde, özellikle 945"ten 1055'e kadar süren 110 yıllık bir zaman içerisinde Sünni İslâm halifeleri Büveyhilerin emrinde birer oyuncak haline düşmüşlerdi. Büveyhi hükümdarı Muizz-üd-devle Ahmed, Abbasi halifesi Müstekfi'nin gözlerine mil çektirip, hilafet makamından indirerek yerine Muti lillah'ı tayın etmişti.

Mazdakçı Komünist fikirlere dayanan bir devlet kuran Kermatiler 900 tarihinde halifenin ordusunu bozarak, 902'de Suriye'yi yakıp yıkmışlar, 904' de önce Basra'yı daha sonra Kufe'yi yağmalamışlardı. Kermatiler 930 tarihinde Mekke'yi yağmalayıp 30 bin Müslüman'ı kılıçtan geçirdiler. Kabe'nin örtüsüyle Hacerül esved'i de yerinden söküp alıp götürdüler. Rivayetlere göre 930 yılında turistleri çekmek ve gelir temin etmek amacıyla Kermatilerin merkezi "Hecer" (Mü'miniyye) e götürülen mübarek taş "Hacerül esved" 21 yıl, 4 ay sonra 951 yılında yerine koyulmak üzere iade edilmiştir. (İ.Hami Danişmend, Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu, s:208)

İslâm dünyasının üçlü hilafet ve birkaç müstakil devlet konumuna ve halifelerin birer sembol durumuna düştüğü, sapık mezhep ve fikirlerin yayıldığı bir kargaşa döneminde; Hıristiyanlarda bu durumdan yararlanarak Haçlı seferlerine ve İslam ülkelerini istila hareketlerine başlamışlardı. Bizanslılar Kuzeyde Azerbaycan'a, Güneyde Suriye ve Irak'a kadar ilerlemişlerdi. Hilafet merkezi ve Kudüs tehdit altında idi. İşgal edilen yerlerde Müslüman halk kılıçtan geçiriliyordu.. Araplar ve İranlıların durumları o kadar kötü idi ki İslamiyet'i yaymak ve İslamiyet'e hizmet etmek bir tarafa kendilerini korumaktan aciz bir duruma düşmüşlerdi. İşte böyle bir zamanda Maide suresi 54. Ayette :

"Ey iman edenler sizden kim dininden dönerse (İslâm'a hizmetten yüz çevirir-geri kalırsa) Allah da onların yerine öyle bir kavim getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar müminlere karşı boyunları bükük- alçak gönüllü, merhametli, Kafirlere karşı dik, onurlu ve güçlüdürler. Allah yolunda (korkmadan) cihat ederler. Kınayıp ayıplayanların ayıplamasından da endişe etmezler. İşte bu Allah'ın lutfu ve ihsanı geniştir ve her şeyi bilen de O'dur."(Kur'an-ı Kerim Maide Suresi ayet: 54) müjdelenen ve hadisi şeriflerde Hz Peygamberin övgüsüne mazhar olan ve Yüce Allah tarafından Dünya nizamını kurmakla görevlendirildiklerine inanan Türkler topluca Müslüman oluyorlardı.

2-AS'AKİR-İ İSLAM TÜRKLER

Maide suresi 54. ayette Allah tarafından övgüye layık görülen milletin Türk milleti olduğuna dair çok sayıda kaynak vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Risale-i Nur Külliyatı cilt I sayfa 500 deki bilgilere göre Said Nursi şöyle demektedir: "İşte ey ehli Kur'an olan şu vatan evlatları, altı yüz sene değil, belki Abbasiler zamanından beri bin senedir Kur'an-ı Hakim'in bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyup Kur'an-ı ilan etmişsiniz, milliyetinizi Kur'an'a ve İslâmiyet'e kal'a yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz. Müthiş tehacumatı (toplu hücumları-Haçlıları) def ettiniz. Ta Fe sevfe ye'tillehi bi kavmin ayetine güzel bir masadık oldunuz.(Bu ayetin işaretine sadık kaldınız) Said Nursi yine Emirdağ Lahikası sayfa 37'de bu ayetin yorumunu yaparken şöyle demektedir: "Daha sonra da Allah Türkleri göndermiş, Arapların, Farsların kadrini bilmeyip zayi ettikleri Devlet-i İslâmı onlar ele alarak İstanbul'a ve ordan da kıtaat-ı arzın her tarafına yaymışlar, binaenaleyh "Ebnayı Faris" hadisinin delaleti ve "Fethi Kostantiniyye" hadisinin sarahatı ile ve yine "Ola ki Allah (onlara) kendi katından bir zafer ihsan edecek (El Maide : 52) ile vaadi ilahisinin işareti ile Türklerde bir kavim ki Allah onları sever tebşirine dahil olmuşturlar."

Ayrıca Ömer Nasuhi Bilmen'in "Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali alisi ve Tefsiri cilt 2 sayfa 784- (tarihsiz)" te, Osman Keskioğlu'nun "Kur'an Keskioğlu'nun "Kur'an Yolunda sayfa 260 (tarihsiz)" ta, Elmalılı Hamdi Yazır'ın "Hak Dini Kur'an Dili cilt 2 sayfa 1720" de, Eski Afyon müftüsü Celal Yıldırım'ın 1966 baskılı "Hutbe Müslümanlara Öğütler" adlı kitabının 21. sayfasında Maide 54. ayetin açıklaması yapılırken bu ayette kastedilen milletin Türk milleti olduğu belirtilmiştir. Yine 17. yüzyılda Dördüncü Mehmet zamanında yaşayan Vani Mehmet Efendinin "Arais-ül Kur'an" adlı tefsirinin birinci cildinin 249. yaprağında Tevbe suresi 39. ayetin tefsiri yapılırken "Allah tarafından övülen bu kavim Türk kavmidir"(İsmail Hami Danişmend, Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu sayfa:180) denilmektedir.

Yüce Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de belirttiği gibi Arapların ve İranlıların İslâm'a hizmetten geri kaldıkları ve birçok sapık mezhep ve topluluğun çoğaldığı, Hıristiyanlara karşı sınırlarda Müslümanların sürekli gerilediği bir dönemde Türkler topluca Müslüman oluyordu. Karluk,Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından Maveraünnehir (Seyhun-Ceyhun nehirleri arası) de kurulan Karahanlı Türk devleti Allah yolunda cihatla uğraşmakta idi. Doğu İran ve Horasan'da kurulan Gazneliler Türk devleti ise Hindistan'ın fethi ve İslâmlaşması ile meşguldü. Hindistan'daki milyonlarca Müslüman ve bugünkü Pakistan Gaznelilerin eseridir. Tuğrul ve Çağrı Beyler'in öncülüğünde kurulan Büyük Selçuklu devleti ise Batı'dan gelen tehlikelere karşı İslâmiyet'i koruyor, Allah yolunda cihat ediyordu. Selçuklulardan sonra kurulan Osmanlı devleti bir "Cihan Devleti" olarak İslam'ın bayraktarlığını yaparak, dünyaya adalet ve nizam veriyordu.

 

Rene Grousset, "Ehli Salip" adlı eserinde bir çok yazarın göremediği yada görmek istemediği gerçeği şöyle ifade eder:

"Kesin bir gerilemeye ve aşağılığa mahkum gibi görünecek kadar köhneleşmiş Arap-Acem (İran) İslâmiyet'i, Türk ırkının ortaya çıkması üzerine Hulafayı Raşidin (Dört Halife) devrindeki dahili birliği ile genişleme ve yayılma kudretini yeniden kazanmıştır."(İ. Hami Danişmend, S:235)

Kısaca; Türkler, kahramanlık, cesaret, misafirperverlik, dürüstlük, adalet, disiplin, teşkilatçılık, toplumculuk, dayanışmacılık gibi ahlaki, ırki özellikleri ve İslam öncesi devirlerde de var olan "Cihan Hakimiyeti- Dünya Devleti" kurma ülküsü ve "Dünya Nizamı-Dünya Barışı" düşünceleri sayesinde diğer İslam milletlerinden farklı olarak İslam'a farklı bir renk, koku ve şevk verdiler, onu bir "Dünya Dini" haline getirdiler. Allah yolunda oluk oluk kanlarını akıttılar. İslam'ın bayrağını kanlarıyla ve canlarıyla yücelttiler. Ayrıca ilim alanında  İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Maturidi, Ali Kuşci, Farabi, Muhammed Cabir, Harizmi gibi nice İslam alimleri, Hoca Ahmed Yesevi, Şeyh Edebali, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli gibi nice tasavvuf ehli şeyhler, babalar, dedeler yetiştirmiştir.

Türklerin dün olduğu gibi bugünde ve gelecekte de İslamiyet'e, İslam dünyasına ve İnsanlığa olan hizmetleri devam edecektir. Biz Asâkir-i İslâm- İslam'ın askerleri olan Türkler; Sultan Alparslan'ın dediği gibi: "Biz Türkler halis Müslümanlarız. Bid'at nedir bilmeyiz..."




 


Diğer Makaleleri

- GELİNİZ BİRAZ İMAN EDELİM / Tarih : 2017-10-15 09:42:16
- BİZ SADECE ALLAH RIZASI İÇİN KURBAN KESERİZ / Tarih : 2017-08-30 10:27:10
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2017-08-06 10:41:05
- YA HAYIR SÖYLE YA DA SUS / Tarih : 2017-06-29 10:34:15
- SUSMAKTA HİKMET VARDIR / Tarih : 2017-06-28 11:41:27
- DİLİNİ TUT / Tarih : 2017-06-25 11:43:46
- MÜ'MİN BOŞ SÖZLERDEN UZAK DURUR / Tarih : 2017-06-19 10:17:00
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-29 09:30:31
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-28 10:14:08
- BERAT GECESİ / Tarih : 2017-05-09 09:56:20
- O'NA UYAN KURTULUR / Tarih : 2017-04-21 09:48:24
- ASR SURESİ'Nİ ANLAMAK VE HAYATA HÂKİM KILMAK / Tarih : 2017-03-31 09:55:34
- ALLAH'A AÇILAN MANEVİ PENCEREMİZ NAMAZ / Tarih : 2017-03-25 08:33:51
- İMANIN ŞARTLARI - KAZA VE KADERE İMAN (1) / Tarih : 2017-03-19 09:24:12
- HİÇ KİMSEYE ALLAH SENİ AFFETMEZ DiYEMEYİZ / Tarih : 2017-03-06 08:22:12
- Allah Şirkten Başka Her Günahı Bağışlar / Tarih : 2017-03-02 13:31:17

Diğer M. Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »