Ortadoğu Gazetesi

ASYA-PASİFİK BÖLGESİ: POTANSİYEL YÜKSELME VE ÇATIŞMA ALANI

İsmail Özdemir / 2017-01-02 08:27:03

2017 YILINA GİRERKEN DÜNYA, BÖLGEMİZ VE TÜRKİYE-IV

 

Kuşku yok ki Asya-Pasifik bölgesi dünyanın giderek en hareketli ve hararetli bölgesi haline gelmeye başlıyor. Bu durum yalnızca ekonomik olarak gelişmekte olan Çin başta olmak üzere diğer ülkeler gibi potansiyellerini artıran çevrelerin bu bölgede olmasından değil, aynı zamanda güvenlik merkezli yoğunlaşan problemlerin de Asya-Pasifik coğrafyasında bulunmasından kaynaklanıyor.

Pakistan-Hindistan, Kuzey-Güney Kore, Çin-ABD, Japonya gibi ülkeler arasında artan gerginlikse Doğu Avrupa (Baltık Bölgesi, Ukrayna, Karadeniz) ve Ortadoğu (Doğu Akdeniz, Suriye, Irak) ile beraber ülkeler arası potansiyel çatışma merkezi olarak Asya-Pasifik bölgesini de öne çıkarıyor. Ancak güvenlik merkezli değerlendirmelerde dikkatlerden kaçmayan en önemli fark, bu bölgede bulunan ülkelerin dünyanın geri kalanına nazaran daha fazla nükleer güce sahip olmalarıdır.

Giderek gelişen ülkelerin sayısındaki artış ve küresel ticaretin merkezi olması durumu Asya-Pasifik bölgesini şiddetli bir rekabet alanı haline getiriyor. Bu nedenle Asya kıtasının batısında bulunan Türkiye-Rusya'dan başlayıp, Doğusunda bulunan Çin'e kadar uzanan alanda 2017 yılında önemli gelişmelerin yaşanması kaçınılmaz olarak gözüküyor.

Aynı düzlem üzerinde hemen her ülkenin önemini artıracağı gibi gerek mevcut coğrafi potansiyelleri, gerekse Çin'in "Yeni İpek Yolu" projesinden gözlemlenebileceği üzere Türkistan coğrafyasının önemi böylesi bir süreç içerisinde her anlamda oldukça büyük önem kazanıyor.

Ekonomik rekabet koşullarına ilave olarak Kuzey Kore'nin artan nükleer ve balistik füze denemeleri, Güney Çin Denizi'nde bulunan adalarla ilgili anlaşmazlıkların aradan geçen her gün çapını biraz daha genişleterek artması ve Pakistan-Hindistan arasında vukuu bulan anlaşmazlıkların sorunsal potansiyelini halen devam ettirmesi bölgeyi gelişen bir yapıya büründürdüğü kadar sorunsal bir özellikte kazandırıyor.

Böylesi bir dönemde ABD başkanı olarak seçilen Donald Trump'ın görev süresi boyunca, Çin'in gelişimi ve ilerleyişini yavaşlatmak ve durdurmak üzerine dayalı bir strateji izleyeceğinin şimdiden belirli olmasıysa önümüzdeki yıl ve sonraki dönemlerde bu bölgeyle ilgili konuların gündemden düşmeyeceğini işaret ediyor.

* * *

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) hali hazırda Asya-Pasifik bölgesinde en önemli ülkeler arası ekonomik-güvenlik ikilemli yapılanma olarak öne çıkmış olsa bile, bölgenin mevcut hali aynı başlıklarda yeni işbirliği mekanizmalarının hayata geçebilmesine olanak tanıyan bir özelliktedir. Fakat nihai duruma bağlı olan gelişmeyse, bu anlamda hangi ülkenin Asya-Pasifik bölgesine dair nasıl bir strateji izleyeceğiyle doğrudan alakalıdır.

Dünya üretimin önemli miktarını bünyesinde barındıran bölge, teknolojik üstünlüğü ile dikkat çekerken, kimi noktalarda örneğin Çin gibi büyük ülkelerin enerji kaynaklarına erişimde hala ciddi sıkıntıları olması sebebiyle sorunlu yönlerini gözler önüne seriyor.

Artan küresel ekonomik rekabette Çin'in son derece büyük bir ivme yakalamış olması ve tabir yerindeyse dünyanın üretim merkezi haline gelmesi, küresel ticarette Çin'in para birimi Yuan'ın rezerv para arasına girmesi, dolar üzerinden yaşanan rekabete karşılıksa Çin'in ticaret yaptığı ülkelerle dolar yerine iki ülkenin para birimini kullanmaya yönelik gelişen yaklaşımının hayta geçmesi "para savaşlarının" içerisinde bulunacağımız yıl içerisinde pek çok konuyu etkilemesi kaçınılmazdır.

Ekonomik üstünlüğüne ilave olarak Çin'in artan askeri kapasitesi, ekonomik üstünlüğünü Çin'e kaptıran ABD açısındansa kesinlikle istenmeyen bir netice olarak öne çıkarken, güvenlik merkezli politikaların daha çok gündeme gelmesine yol açıyor.

Bu anlamda Kuzey Kore'nin nükleer ve balistik askeri teknoloji faaliyetleriyle, Güney Çin Denizi'ndeki faaliyetlerini ayrı ayrı olmak yerine bütünsel bir yaklaşımla ele almak daha doğru olacaktır. Zira her iki konu başlığı günümüzde aynı bölgede bulunan devletlerin güvenlik yaklaşımlarıyla beraber genel politikalarını etkileyen en önemli konulardır.

Kuzey Kore'nin artan ve bir türlü kontrol altına alınamayan askeri faaliyetleri bölgede Güney Kore, Japonya ve ABD ile oluşan yeni ve tabii bir bloğu ortaya çıkarmakla beraber, mevcut durumda birbirleriyle müttefik olan bu ülkelerin güvenliğe dayalı yeni önleyici tedbirler geliştirmelerine neden oluyor.

* * *

Geride bıraktığımız yıl bu minvalde iki önemli konu dikkatlerden kaçmamıştır. Bunlardan ilki Kuzey Kore'nin füze teknolojisini geliştirmesine paralel olarak Güney Kore'ye ABD'nin THAAD füze savunma sistemi yerleştirme kararı almasıdır. Bu karar Çin tarafından büyük bir tepkiyle karşılanırken, asıl hedefin Kuzey Kore olmadığı, ABD yönetiminin niyetinin Çin'i çevrelemek olduğunu Pekin açıkça ilan etmiştir. Dahası böylesi bir durumun ortaya çıkması haline karşılık verecekleri duyurulmuştur.

Diğer yandan Güney Çin Denizinde bulunan bazı adalarla ilgili anlaşmazlıklar, adalar üzerinde hak iddia eden Çin, Malezya, Filipinler başta olmak üzere ABD ve Japonya tarafından da dikkatle takip edilmektedir. Bölgedeki gerginlikler Pekin yönetiminin aynı bölgede bulunan adalar üzerine bazı yapay askeri üsler inşa etmesi, bu üsleri ileri nesil füzelerle donatması ve bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla gerginliklerin oldukça yüksek seviyeye çıkmasına vesile olmuştur.

2016'nın son dönemlerinde Pekin'in, ABD'ye ait bir insansız deniz aracına el koyması ve Ukrayna'dan Varyag adıyla aldığı ve geliştirerek yüksek teknolojiye dönüştürdüğü uçak gemisini Japonya'nın yakın sularına göndermesi ilave gerginlikleri doğuran gelişmelerdir.

Böylesi bir dönemde Japonya gibi İkinci Dünya Savaşı'ndan ağır yaralar almış bir ülkenin, savaş sonrası geri plana attığı askeri ve savunma anlayışını 2016 yılı içerisinde revize ederek, çatışmalara taraf olmaktan kaçınan anayasasını yeniden düzenlemesi ve askeri faaliyetlerini artırma kararı alması, bölgenin geleceği açısından değerlendirme yapmaya olanak sağlayan bir misal konumundadır.

Dolayısıyla 2017 yılı içerisinde Asya kıtasının geneliyle beraber Pasifik bölgesinde yaşanacak gelişmelerin önemi oldukça fazladır. Askeri ve ekonomik başlıklı öne çıkan durumlar sadece bu bölgeyi değil, dünyanın geri kalanını da etkileyebilecek büyük potansiyele sahiptir.

--BİTTİ--




 



Diğer Makaleleri

- TÜRKİYE OLASI BİR KÜRSEL BUHRANA HAZIR MI? / Tarih : 2017-01-13 13:13:23
- Türkiye Neden Küresel Terörizmin Hedefinde? / Tarih : 2017-01-04 08:36:09
- TÜRKİYE VE RUSYA NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2016-12-21 08:25:43
- İRAN'IN SURİYE VE BÖLGEDEKİ ROLÜ / Tarih : 2016-12-16 08:56:12
- MERT DÜŞMAN HAİN DOSTTAN DAHA EVLADIR / Tarih : 2016-12-12 08:57:01
- Avrupa'nın Karanlık Geleceği / Tarih : 2016-12-07 08:48:13
- Irak İle Yaşanan Kriz Daha da Derinleşiyor / Tarih : 2016-12-05 09:13:15

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »