Ortadoğu Gazetesi

Avrupa'nın Karanlık Geleceği

İsmail Özdemir / 2016-12-07 08:48:13

Yeni bir yüzyılın ilk çeyreğinde hızla ilerlerken Avrupa ve AB'nin geleceğine dair endişeler günden güne artıyor.

İngiltere'nin Brexit kararı sonrasında daha da fazla gün yüzüne çıkan problemlerin boyutu AB için oldukça fazla.

Ekonomik, sosyolojik ve siyasi kırılmalar yaşayan ve bunları geçen her sürede daha fazla hissetmeye başlayan AB için bir başka hayal kırıklığı İtalya oldu.

Ekonomisi son yıllarda git gide kötüye giden, siyasi istikrarı oldukça yaralı bir halde olan İtalya'da Pazar günü yapılan referandumda iktidarda bulunan ve bazı yetkileri elinde toplamak isteyen Renzi hükümeti istediğini alamadı.

Referandumdan "hayır" sonucu çıkmasının ardından Başbakan Renzi, daha önce duyurduğu gibi istifa edeceğini yineledi.

Bununla beraber pek çok uzman ve hatta İtalyan hükümetinin kendisi referandumdan "hayır" oyu çıkması halinde İtalya'nın AB üyeliğinin tartışılır bir hale geleceğini önceden ilan etmişlerdi.

Nitekim sonuçların belli olmasının akabinde bu yöndeki görüşler kendisini daha belirgin bir şekilde göstermeye başladı.

Dolayısıyla İngiltere'nin AB'den ayrılma yönünde açtığı yolda önümüzdeki yakın dönemde diğer üye ülkelerin bazılarının ilerlemesi ihtimali de artmış oldu.

İtalya mevcut durumda bu yola girmiş ilk ülke olarak göze çarpıyor. Onu takip edecek olansa önümüzdeki aylarda Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak olan Fransa başta olmak üzere Hollanda ve hatta güvenlik-destek algılamasında AB'den umduğunu bulamayan diğer ülkeler olacaktır.

AB'nin mevcut halde yaşadığı sıkıntıları ekonomik istikrarsızlık, sığınmacı problemi, aşırı sağın yükselmesiyle nüksetmeye başlayan siyasi istikrarsızlık, terör ve birliğin doğu kanadında gözlemlenen çatışma-gerginlikler bahsiyle ortaya çıkan güvenlik problemleri başlıkları altında toplamak mümkündür.

* * *

Yani Avrupa aynı anda çoklu istikrarsızlık oluşturan tehlikeyle yüz yüze kalmış durumdadır.

Bu şartlar altında yani sorunların çoklu olması karşısında homojen bir yapısı bulunmayan AB içerisindeki görüş ayrılıkların ve birliği olan inancın günden güne azalması kaçınılmaz hale geliyor.

Aynı şekilde AB'ye üye ülkeler arasında AB'den beklentilerin de benzer şekilde farklılık göstermeye başladığı, her ülkenin önceliklerinin değişmesiyle beraber sorunların artarak büyüdüğünü gözlemlemek mümkündür.

Geride bıraktığımız yıla kadar daha çok ekonomi temelli olarak ve Yunanistan başta olmak üzere İspanya ve İtalya'da kendisini gösteren problemler tam olarak çözülememişken, bu sorunların üzerine Ukrayna krizi, sığınmacı akınları ve Baltık bölgesinde yaşanan gerginlikler eklenince sadece AB'nin değil, Avrupa kıtasının geleceğinin de karamsar bir hale bürünmesine yol açmıştır.

AB mekanizmalarının mevcut hali idare edip, kurtarabilmek adına üç temel adım attığı gözlemleniyor.

1-Ekonomik olarak geri kalmış ülkelerin daha fazla desteklenmesi.

2-Sığınmacı akını ve doğu bölgesinde Rusya'nın artan yayılmacılığı karşılığında Avrupa Ordusu kurulması çalışmaları.

3-Yükselen aşırı sağın potansiyelini kontrol edebilmek adına neredeyse AB üyesi her ülkede başlayan Türkiye karşıtı tutum.

Fakat bu çabaların tümünün birliği sağlıklı bir çerçeveye oturtmak bir yana, daha da içerisinden çıkılmaz bir hale sürüklediği de açıktır.

Örneğin ekonomik olarak Yunanistan gibi ciddi kriz yaşayan ülkelere kurtarma paketleri adı altında fonlar sağlanırken, AB'nin lokomotif ülkeleri olarak kabul edilen Almanya ve Fransa'da yaşayan halk içerisinde en basitinden "biz çalışıyoruz, başkaları yiyor" algısı oluşmaya başlıyor.

* * *

Bu durum aynı ülkelerdeki aşırı sağın sığınmacı akını ve terör hadiseleri dışında kullandığı bir argümana dönüşüyor.

Ortak ordu kurulması çabalarıysa gerek üye ülkeler arasında savunmaya ayrılan bütçenin farklılık göstermesi, gerekse tehdit boyutlarının çoklu olması sebebiyle, aynı hedefe odaklanmış olan sağlıklı işleyen bir mekanizmayı doğurmuyor.

Doğurmadığı gibi Avrupa'nın doğu ve Baltık bölgesinde Rusya'yı daha da fazla kışkırtarak, Rusya'nın bu bölgelerde ilave askeri tedbirler alması sonucunu ortaya çıkarıyor. Böylelikle tedbir alınmak istenirken, daha ciddi ve yıkıcı gelişmelere kapı aralayan bir sonucun doğma ihtimali artıyor.

Son dönemlerde NATO vasıtasıyla Avrupa'nın doğusuna yapılan yığınağa karşılık Rusya'nın Avrupa'nın neredeyse tümünü içerisine alacak menzile sahip füzelerini aynı bölgeye göndermesi bunun bir örneğidir.

Türkiye karşıtlığı üzerinden yükselen aşırı sağ akımlarını frenleyerek iktidarları korumaya çalışan ülkelerin neredeyse tamamı aslında bunun kendileri açısından büyük bir felaket olduğunu biliyorlar. 

Ancak sorunla yüzleşip, daha akılcı davranmak yerine gündelik kazanımlar uğruna Avrupa için hayati derecede önemde olan Türkiye gibi bir ülkeyi kaybetmeye yol açacak karşıtlık söylem ve politikaları uygulamaktan da geri durmuyorlar.

Bu çerçevede Avrupa'nın geleceğinin karanlık olduğu sonucu tabiatıyla kendisini her yönden gösteriyor.

Gelecekte AB gibi bir oluşum varlığını nasıl sürdürebilir, bunun üzerinde sağlıklı bir fikir yürüten kaynağın olmadığı açıktır.

Kim bilir belki de İngiltere gibi köklü bir ülke bu sebepten ötürü Brexit kararını "profesyonelce" alarak, henüz vakit varken gemiyi ilk terk eden ülke olmayı tercih etmiştir.




 


Diğer Makaleleri

- IRAK VE SURİYE'DE YENİ DÖNEM SORUNLARI / Tarih : 2017-09-18 09:39:13
- BAŞBAKAN TEHLİKENİN NE KADAR FARKINDA? / Tarih : 2017-08-28 11:13:09
- ASYA'DAKİ GÜÇ MÜCADELESİNİN YENİ KOŞULLARI / Tarih : 2017-08-25 09:50:29
- BARZANİ'NİN REFERANDUM OYUNU / Tarih : 2017-08-23 09:30:02
- ALMANYA KRİZİ GENİŞLETME ARAYIŞINDA / Tarih : 2017-08-21 10:10:58
- Türkiye'nin Güncel Milli Güvenlik Meseleleri / Tarih : 2017-08-16 10:01:47
- SURİYE'YE YENİ ASKERİ HAREKÂT / Tarih : 2017-08-09 09:45:00
- KUZEY KORE KRİZİ DERİNLEŞİYOR / Tarih : 2017-07-31 09:50:14
- PKK/PYD Konusunda Türkiye'yi İkna Hesabı / Tarih : 2017-07-28 10:01:29

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »