Ortadoğu Gazetesi

AVRUPA'NIN SEFİLLİĞİ

İsmail Özdemir / 2016-11-28 09:08:13

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye ile ilgili 24 Kasım günü aldığı "üyelik müzakereleri dondurulsun" yönündeki hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan kararının yarattığı etkilerle ilgili tartışmalar halen devam ediyor.

Bu kararın mevcut haliyle hiçbir bağlayıcılığı bulunmamasına karşın Avrupa'da yükselen Türkiye karşıtlığının gelmiş olduğu boyut ve aynı zamanda AB'nin, Türkiye'ye ikiyüzlü, asla samimi olmayan bir tavır takındıklarının en somut bir şekilde görülmesine olanak sağlamıştır.

Yarım asırdan fazladır Türkiye'yi oyalayan, her anlamda Türkiye'den çok daha geride bulunan ülkeleri bünyesine üye olarak kabul eden AB'nin, şimdiki dönemde Türkiye terörizmle yoğun bir mücadele dönemine girmişken PKK başta olmak üzere Türkiye'ye karşı eylemlerini artıran terör gruplarının mihmandarlığını yapmasının kabulü mümkün değildir.

Yıllardan bu yana isteyen her PKK'lıya kucak açıp, eylemsel faaliyetlerini destekleyen AB'nin tutumunun kendi değerleriyle de çelişkili olmasına aldırış etmeden, Türkiye'yi sözde insan hakları ve demokrasi kavramlarıyla eleştirmesinin bizim nazarımızda elbet ki bir yerinin olması söz konusu olamaz.

Bu nedenle PKK başta olmak üzere terör örgütlerini her zaman Türkiye'ye tercih eden AB'nin tutumunun kesin bir şekilde sorgulanmaya başladığı, dahası sorgulanması gereken bir dönemin içerisinde olduğumuz su götürmez bir gerçekliktir.

Nitekim AP'nin "üyelik müzakereleri dondurulsun" yönündeki kararının içeriğine baktığınızda bu durum açık bir şekilde karşımıza çıkıyor.

PKK ile arasında hiçbir mesafe koyamayan, PKK'nın siyasi uzantısı olan HDP'lilerle ilgili başlatılan hukuki işlemlerin eleştirildiği karar metninde, idam cezasının getirilmesinin de Türkiye'nin, AB'ye üyeliğini ortadan kaldıracağından bahsediliyor.

Bu şartlar altındaysa Türk Milleti'nin kahir ekseriyetinin görüşü açıktır.

AB'nin PKK terör örgütü ile ilgili "koruyucu, kollayıcı ve kayırıcı" tavrı karşısında, bu saatten sonra "alın üyeliğinizi başınıza çalın" demekten başka bir sonucu Türkiye'den beklemeleri mümkün değildir.

* * *

15 Temmuz'da demokrasiden yana tavır koymuş olan Türkiye'nin duruşunu anlamamaktan öte, anlamak istemeyen AB'nin, şimdilerde kalkıp Türkiye'ye demokrasi dersi vermek istemesi haddi ve hukuku değildir!

Dolayısıyla AB ile olan ilişkilerin böylesine sorunlu bir hale girmesindeki asıl sorumlu AB'nin bizatihi kendisidir.

Kaldı ki sorun sadece Türkiye aleyhtarı çevre ve grupların AB nezdinde Türkiye'yi eleştiri malzemesi yapılmasından da öte, AB'nin "müttefiklik" bahsine yakışmayacak tarzda sergilediği "sözlerinde durmayan" güvenilmez bir çevre olmasından da kaynaklanıyor.

AB adına hazin olan durumsa, özellikle sığınmacılar bahsinde Türkiye'ye olan "muhtaçlıklarının" yine kendileri nezdinde çok iyi biliniyor olmasıdır.

Sefil haldeki Avrupa, ne zaman "Acaba Türkiye kapıları açar mı" korkusuna bürünse, acizliğini de her yönüyle sergiliyor.

Bu bakımdan Türkiye'yi aslı ve astarı olmayan, kabulü ve izahının mümkün olmadığı kararlarla diz çöktürebileceğini düşünen AB'nin, eğer hala bir yerlerde kırıntısı kalmış olan aklı varsa bizlerin hassasiyetleri karşısında daha fazla durmamalıdır.

Birlik yapısı her geçen gün daha da sorunlu hale gelen, aşırılık yanlısı siyasi akımların bırakın güç kazanmasını, git gide kendi ülkelerinde iktidara gelmeye başlaması ve AB'nin varlığına olan inancının yine birlik üyesi ülkeler nezdinde kaybolmaya yüz tutması da işin cabasıdır.

Görünen o ki AB yaşadığı sorunların hepsini Türkiye karşıtlığı üzerinde bina etmeye çalıştığı bir yaklaşımla aşmaya çalışıyor.

Fakat bu durumun kendilerine yarardan öte çok daha büyük zararlar vereceği kesindir.

AB, Türkiye'ye muhtaç olduğunu anlayamadan da yaşadığı sorunların üstesinden gelmesinin asla mümkünatı bulunmamaktadır.

İnsanlığını ve değerlerini yaşadığı sığınmacı kriziyle koruyamadığını, bu anlamda öne sürdüğü her ne varsa hepsinin içinin boş olduğunu gösteren AB'nin, diğer yandan zorunluluklar bahsinde olsun Türkiye'yi doğru değerlendirdiğini söyleyebilmek mümkün değildir.

* * *

Ne hazindir ki bu gerçeği görmek istemeyenler, Türkiye karşıtı lobilerin elinde adeta oyuncak olmakta, kendi geleceklerini sıkıntıya sokmaktadır.

Türkiye'nin olan bitenler karşısında AB'nin kendisini dışlaması halinde kaybedeceği çok fazla bir şey yoktur.

Kimileri durumu ekonomik yönden tahlil ederek ikazlarını sunsa ve bu anlamda bir nebze de olsun haklı olsalar bile, kıtanın tarihi geçmişi ve Türkiye'nin mevcut durumdaki potansiyeli, bunun aksini her yönüyle kanıtlamaktadır.

Sorun güncel şartların varlığıyla sadece ekonomik olmanın çok ötesindedir.

Avrupa, Asya, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya gibi insanlık tarihi açısından hayati derecede öneme sahip bir alanı güçlü yapısıyla elinde tutup, vatanlaştırmayı başarmış, dahası bölgesel iddiasını arıtırmış olan Türkiye kendisine her zaman "sadık dostlar" bulmakta zorlanmayacaktır.

Türkiye'yi karşısına almaya karar vermiş izlenimi sergileyen AB'nin, şayet böylesi bir yola kesin olarak girmesi halinde yaşayacağı sorunlar, Türkiye'den gelmese bile çok daha büyük bir tehditle yüz yüze kalabileceğini bu bağlamda açığa çıkaracaktır.

Avrupa'nın kendisi adına düşünüp karar vermesi gereken asıl husus şu olmalıdır: Bugün birlik genelindeki esas tepkisellik, 80 milyonluk nüfusu, gücü ve sahip olduğu eşsiz coğrafyasıyla Türkiye'ye karşı mı olmalı, yoksa Hristiyanlık içindeki mezhep farklılığını kullanan, bunu siyasi genişleme stratejisinde açıkça ilan eden Ortodoks Rusya'nın "nüfuz ve imkânlarını" daha da artırması çabalarına mı?

Bu karar elbet ki Avrupa'nın kendisinindir. 

Fakat unutulmaması gereken, sınırların artık sadece Ortadoğu'da değil, günden güne Avrupa'da da değiştirilmeye müsait bir hale geldiğidir.

Türkiye yoluna her türlü devam etmeyi başaracağını, geçmişten bu yana en ağır şartları yaşayarak tecrübe etmiş bir ülkedir.

Acaba Avrupa geçmiş tecrübelerinden gerekli dersi çıkarabilecek bir anlayışa sahip midir?

İçerisine düştüğü sefalet, AB'nin bu soruya sağlıklı bir cevap bulabildiğini en azından şimdilik göstermiyor.




 


Diğer Makaleleri

- IRAK VE SURİYE'DE YENİ DÖNEM SORUNLARI / Tarih : 2017-09-18 09:39:13
- BAŞBAKAN TEHLİKENİN NE KADAR FARKINDA? / Tarih : 2017-08-28 11:13:09
- ASYA'DAKİ GÜÇ MÜCADELESİNİN YENİ KOŞULLARI / Tarih : 2017-08-25 09:50:29
- BARZANİ'NİN REFERANDUM OYUNU / Tarih : 2017-08-23 09:30:02
- ALMANYA KRİZİ GENİŞLETME ARAYIŞINDA / Tarih : 2017-08-21 10:10:58
- Türkiye'nin Güncel Milli Güvenlik Meseleleri / Tarih : 2017-08-16 10:01:47
- SURİYE'YE YENİ ASKERİ HAREKÂT / Tarih : 2017-08-09 09:45:00
- KUZEY KORE KRİZİ DERİNLEŞİYOR / Tarih : 2017-07-31 09:50:14
- PKK/PYD Konusunda Türkiye'yi İkna Hesabı / Tarih : 2017-07-28 10:01:29

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »