Ortadoğu Gazetesi

Düşman Seçen "Etnopat"lar!

Şükrü Alnıaçık / 2016-12-23 08:56:10

Ülkemizde "demokrat" tutumla "etnopatik" tavır birbirine karıştırılmaktadır. 

Bizde asker cephedeyken "barış" edebiyatı yapanlar genellikle "etnopat"lardır!.. 

Bu siyasi davranış bozukluğu, kendi aidiyet kümesine karşı İbrahim, başkasına karşı Nemrut olma halidir. 

Etnopatlar, kendilerini "hususi" olarak gördükleri için de "umum" a ve onun "devlet"ine karşı hiç sempatileri yoktur.

Bu davranışa yakışan bir kelimeyi uzun zamandır arıyordum. 

"Psikopat" diye hepimizin bildiği bir kavram varsa, günümüzde teknoloji hastalarına "tekno-pat" deniliyorsa… 

Sempati, antipati, empati varsa… 

"Etno-pati" de vardır. 

Sadece adı konmamıştır.

Bu durumda "düşüncesini ve davranışlarını etnik kökenine göre tanzim eden ulus devlet vatandaşları"na "Etno-pat" dememizde bir sakınca yoktur. 

Hem belki de seviyeli tartışmalarda bu tip kişiler kendi hallerine ecnebi dilinden, ansiklopedik bir karşılık bulunduğunu fark ederek irkilecek; bu sözcükte, yıllardır bar köşelerinde arayıp durdukları kayıp kimliklerini bulacaklardır!

Afrikalı bir kabile üyesinin etnik davranışlar göstermesi etnopati sayılmaz. Çünkü başka bir davranış terbiyesi almamıştır. 

Ama modernite süreçlerinden geçmiş bir ulus devlet vatandaşı hala etnik kimliğine göre yaşıyor, düşünüyor ve hareket ediyorsa, ortada bir sosyal davranış bozukluğu vardır.

Ben burada mezhebi de "etnik" kimlik çerçevesi içine alıyorum. Çünkü her ne kadar antropoloji ve folklordan beslenmiyorsa da mesela "Sünni-Alevi ayırımında" da mezhepler, milli bütünleşmeye sekte vuran bir kimlik karşıtlığını ifade etmektedir.

Dolayısıyla milletlerin oluşumundaki "Kavim Milletler - Tarihi Milletler" ayırımı gibi, etnik grupların oluşumunu da "Doğal Etnikler - Travmatik Etnikler" olmak üzere ikiye ayırabiliriz. 

Düğünü, çalgısı, halayı, kirmanı, cenazesi ve harmanı farklı olan etnik grupları, kınamadan, dışlamadan, üzmeden konuşmanın bir sakıncası yoktur. 

Ancak uygarlık yolunun kurtlar sofrasında "etnik" seviyede kalmanın, folklorik icraat yapmanın siyasi bir marifet olmadığı da görülmelidir.

Türkiye'de "ego"suna göre yemek seçenler gibi "etno"suna göre düşman seçen âdemler var!

Türkiye Cumhuriyeti, ulusal ve üniter bir devlettir. 

Yani çok uluslu bir imparatorluk değildir. Ünitelerden oluşan bir federal devlet de değildir. 

Aldığı mesafe reddedilemez. Ancak İmparatorluktan kalan etnik kimlikleri de sağlam bir harmanla uluslaştırabilmiş değildir. 

Bu konuda Atatürk'ten sonra içine girilen "Anadolucu yaklaşım" ve onun ardından gelen sol-sosyalist ideolojik savrulmalar, Anayasa'nın meşru bir prensibi olan Milliyetçiliği zaafa uğratmıştır.

Hüseyin Nihal Atsız'ı 1944'te isyan ettiren savrulma, Ergenekon Bozkurt'unun yerini Hitit geyiğinin, Selçuklu kartalının yerini Ankara keçisinin almasıdır.

Atsız'ın "Orkun" ve "Ötüken" vurgusunun sebebi budur.

Tarihte, kültürde, sanatta, düğünde ve dernekte milli bir davranış standardının sağlanamadığı ortamlarda, "etno-pati" canlı kalmaktadır.

Türkiye'de Kürt kimliği ve Alevilik, bu yüzden hep istismara açık kalmış; bu siyasi boşluk, işçi sınıfında umduğu hareketliliği sağlayamayan devrimci sol tarafından kullanılmıştır. 

PKK, DHKP-C, TİKKO, TKP-ML gibi 70'lerden kalan etnik terör, bu istismarın bir sonucudur.

Türkiye'de etnik kimlik üzerine demokrasi tesis etme çabası sadece sola özgü bir ideolojik sapma değildir.

Sağda da kendini ümmetçi olarak tanımlayan mezhepçiler vardır ve bu totaliter tutum, tarihsel mezhepçi muhalefeti tahrik etmektedir.

Ümmetçi sağ, sürekli iktidar potansiyeli olduğu için kendilerini "demokrat" olarak tanımlayan mezhepçi sol, iktidar umudundan uzaklaştıkça Türkiye'den de uzaklaşmaktadır.

Böyle olunca da Türkiye'de "demokrat olduğu için" idam cezasına karşı çıkanlar, sokaktaki bir vinçin bomunda 60 muhalifi aynı anda sallandıran İran'a askerlik yapmayı göze almaktadır. 

Bunlar, baskının artmasıyla ortaya çıkan ahlak sorunlarıdır.

Türk siyasetinde askeri baskı, Sünnilerin, siyasi baskı da Alevilerin davranışlarını samimiyetten uzaklaştırmıştır.

Bu yüzden de dostun yanında veya düşman karşısında davranış birliği bir türlü sağlanamamıştır.

Türk Ordusu Suriye'de savaşırken Türk kamuoyunun 1974'teki gibi bir psikolojik hazırlıktan yoksun kalmasının sebebi budur.

Emir komuta zinciri içinde cepheye çıkan "Mehmetçiğin daim haklı olduğu" Alevi'siyle, Sünni'siyle, Kürt'üyle Türkmen'iyle herkese anlatılmalıdır. 

Tartışılmaz hakikat, dün El Bab'da bize 14 şehit verdiren düşmanın, Sünni'nin de Alevi'nin de dostu olmadığıdır.

Suriye rejimiyle didişmeyi bırakıp, Fırat Kalkanı Harekâtının BOP karşıtı milli hedefleri, daha iyi vurgulanmalıdır.  

İran'ın, Suriye'nin, Irak'ın, Mısır'ın çatısıyla Türkiye'nin çatısının farklı olduğu bütün vatandaşlara hatırlatılmalıdır. 

Dam çökünce altından demokrasi değil tank namlusu çıktığı unutulmamalıdır.




 



Diğer Makaleleri

- Meselenin Özü! / Tarih : 2017-03-25 08:34:50
- Tek Sesliliğin Aciliyeti!.. / Tarih : 2017-03-24 08:13:31
- İhtilaf Geçer Pişmanlık Kalır! / Tarih : 2017-03-23 07:58:50
- Kariyerizm, Fraksiyonlar ve Biz / Tarih : 2017-03-22 08:59:18
- Bir Mektup - Dört Atatürk! / Tarih : 2017-03-21 08:56:52
- Üç '3 Hilalli' Yıl Meselesi! / Tarih : 2017-03-20 07:39:03
- 18 Mart…Milli Gurur Günümüz / Tarih : 2017-03-18 08:53:09
- Tedavinin 30 Ayı!.. / Tarih : 2017-03-17 08:37:18
- Olmadı, Saksıya Ekeriz! / Tarih : 2017-03-16 08:33:56
- Derin Balans Ayarları! / Tarih : 2017-03-15 08:08:17
- 14 Ayrı Meşrep - 14 Gerekçeli "Evet!" / Tarih : 2017-03-14 08:42:00
- Denizin Ortasına Uçan Kargalar!.. / Tarih : 2017-03-13 08:42:17
- Serçe Parmağına Zulmetmek! / Tarih : 2017-03-11 08:54:51
- Mart Ateşinin Odunları / Tarih : 2017-03-10 07:39:27
- Başkanlar ve Ocak Disiplini Üzerine / Tarih : 2017-03-09 08:26:37
- İsyanın Karakter Çizgileri / Tarih : 2017-03-08 08:33:04
- Üç Siyaset, Bir Felsefe,Bir Vesvese! / Tarih : 2017-03-06 08:23:28
- Düşkünlük ve Pişkinlik! / Tarih : 2017-03-04 08:56:02
- Fesatçılar Rahatsız! / Tarih : 2017-03-03 08:46:17

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »