Ortadoğu Gazetesi

El Bab Operasyonu ve Sonrasında Dost Ülke Tehlikesi

İsmail Özdemir / 2017-01-06 08:33:13

TSK'nın Suriye'de kazandığı başarılar El Bab'da da amacına ulaşarak, yeni bir safhaya taşınmak üzereyken ülkemizin dost ve müttefiki olduğunu iddia eden diğer çevrelerden gelen son açıklamalar, ne derecede yalnız bırakıldığımızı, dahası aynı çevrelerce bizlere ne derecede büyük oyunlar oynandığını gözler önüne seriyor.

El Bab'ı TSK tamamıyla kuşatmışken, üstelik bu askeri harekâtın 24 Ağustos tarihli başlangıç noktasında koalisyon güçlerinin desteği vurgulanmışken, gelinen noktada aynı koalisyon güçlerinin Türkiye'yi "kaybetmesini istercesine" yalnız bıraktığını görüyoruz.

Nitekim ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook'un, Türkiye'nin IŞİD'e karşı El Bab kentinde gerçekleştirdiği operasyonlarla ilgili olarak yaptığı son açıklamasında, geride bıraktığımız hafta koalisyon uçaklarının, Türkiye'nin talebi üzerine "El Bab'da yoğun ateş altında kalan Türk güvenlik güçlerine destek amaçlı güç gösterisi sortileri yaptığını" söylemesi bunun bir göstergesidir.

Bu anlamsız tutumun izah edilecek yönü yoktur.

İncirlik başta olmak üzere ülkemizin üslerini IŞİD'le mücadele etmek gerekçesiyle, bizden izin alarak kullanan ülkeler, sıra gerçekten IŞİD'le mücadele etmeye geldiğinde, teröristler üzerine tek bir bomba atmadan, mermi sıkmadan, sadece görüntü vermek adına uçaklarını kaldırıyorlar ve bunu da destekten sayıyorlar!

Pentagon sözcüsünün açıklamalarında da bu durum "uçakların mühimmat bırakmadığı" şeklinde teyit edilirken, peşi sıra gelen ifadeyse çok daha vahim koşullarla Türkiye'nin yüz yüze bırakılmak istendiğini gözler önüne seriyor.

Zira Cook'un ifadelerine göre "operasyona destek konusunun görüşüldüğü" kaydediliyor.

Doğrusunu isterseniz neyi, ne için görüştüklerini açıklamasalar dahi, ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde bulunan PKK-PYD'yi koruma niyeti bir kez daha kendisini gösteriyor. 

El Bab'a destek vermeyi herhangi bir koşula bağlayan hangi çevre olursa olsun, IŞİD'le mücadeledeki samimiyeti sorgulanır hale geldiği gibi daha da ötede Türkiye'nin haklı ve meşru gerekçelerle Fırat Kalkanı Harekâtı'nı yürütmesinden de rahatsızdır demektir.

Rahatsızlığın asıl gerekçesi TSK'nın düşünülenden çok daha kısa zamanda ve büyük bir başarıyla harekata devam etmesiyle beraber, El Bab sonrasındaki hedefin açıkça PKK-PYD'nin elinde tuttuğu terör alanlarının olacağının anlaşılmasından kaynaklanıyor.

Nitekim basına yansıyan kimi iddialar bu görüşümüzü doğrular ve destekler niteliktedir. Geride bıraktığımız gün Anadolu Ajansı'na konuşan ve ismi açıklanmayan ABD Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkilinin El Bab'da yürütülen operasyonlara destek vermek karşılığında ülkemizden PKK-PYD unsurlarına herhangi bir müdahalede bulunulmamasını ima ettiğinin ifade edilmesi ortadaki vahametin ne derecede büyük olduğunu açığa çıkarıyor.

Yani ABD yönetimi daha önce "saha müttefikimiz" diye tariflediği PKK-PYD'nin sözde kantonlarına Türkiye'nin müdahalede bulunmasını belli ki açıkça arzulamıyor.

Üstelik ABD yönetimi, PKK-PYD'nin kontrol ettiği başta Ayn El Arap ve Tel Abyad olmak üzere pek çok alanda teröristlerin bomba ve suikast eğitimleri alıp, Türkiye'de eylemlerini gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duyduğu lojistik imkânlarını da yine aynı bölgeden temin ettiğini bilmesine rağmen bunu yapıyor!

Kaldı ki İstanbul Beşiktaş ve Kayseri'de gerçekleştirilen son canlı bombalı eylemlerin böylesi bir özelliğe sahip olduğu, yani eylemi gerçekleştiren teröristlerin Suriye'de eğitim alarak, askeri patlayıcılarla güvenlik güçlerimizi ve vatandaşlarımızı şehit ettiği tespit edilmiştir.

Böylesi bir tutum müttefiklik ilişkisine sığmadığı gibi dostlukla tariflenemeyecek kadar büyük bir art niyet taşıyan hali ne yazık ki yansıtıyor.

Bu nedenle El Bab'da yürütülen ve başarma aşamasına ramak kalan Fırat Kalkanı Harekâtı'nın bundan sonraki safhasına koalisyon ülkelerinden destek talep edilmesi konusu üzerinde hassasiyetle düşünülmeli, her ihtimal hesap edilmelidir.

Olan bitene bakıldığında, dolaylı yollardan Türkiye'nin El Bab'da ve Suriye'nin kuzeyindeki diğer terör alanlarının temizlenmesinde başarısızlığını isteyen malum çevrelerin, harekâta destek vereceğim diyerek, askerlerimizi hedef alması, akabinde de "yanlışlık oldu, özür dileriz" açıklaması yapmaları da mümkündür!

Öyle bir dönemin içerisinde bulunuyoruz ki gerçekten dost ve düşman gerçekten birbirine girmiş haldedir.

O yüzden Türkiye kendi milli imkanlarıyla, ülkemize sınırlarımızın ötesinden yönelen terör tehdidini bertaraf etmek zorundadır.




 


Diğer Makaleleri

- REFERANDUM KAMPANYALARI VE MHP'NİN ÇALIŞMALARI / Tarih : 2017-04-05 09:39:42
- KERKÜK VATANDIR / Tarih : 2017-03-31 10:06:27
- ABD'NİN PYD İLE İLGİLİ STRATEJİK ADIMLARI / Tarih : 2017-03-29 09:40:23
- ALMANYA'NIN TÜRKİYE KARŞITI TUTUMU / Tarih : 2017-03-22 09:03:17
- ÇÖZÜLEN VE ÇÖKEN AVRUPA / Tarih : 2017-03-20 07:39:33
- MENBİÇ'TE KURULAN TÜRKİYE KARŞITI KOALİSYON / Tarih : 2017-03-06 08:24:11
- MEVCUT KÜRESEL İKLİMİN ŞİFRELERİ / Tarih : 2017-03-03 08:46:59

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »