Ortadoğu Gazetesi

HALEP'TE ÖLEN İNSANLIK VE SURİYE KRİZİNİN GELECEĞİ

İsmail Özdemir / 2016-12-14 08:53:30

Haftalar hatta aylar süren kuşatmanın ardından Halep muhaliflerin elinden çıkarak tümüyle Esad rejimi ve onu destekleyen diğer grupların eline geçmek üzere.

Şimdiye kadar Suriye'deki en büyük insanlık dramına sahne olan ve nüfusunun ağırlıklı bir kısmı Türkmenlerden oluşan Halep'in feryadı ne yazık ki uluslararası arenada duyulmadı.

Rusya'nın özellikle Akdeniz'e gönderdiği son gemi filosu ile beraber, yeni savaş uçaklarıyla takviye ettiği hava gücü ile Halep'te son aylarda silahlı muhaliflerin bulunduğu noktalardan daha ziyade sivillerin yoğun olarak yaşadığı ve yaşamsal ihtiyaçlarını karşıladığı hastaneleri, fırınları ve okulları bombaladı.

Moskova yönetimi Esad rejimine destek verirken girişmiş olduğu bu katliamla muhalifleri temizlemek yerine yaşam alanını tümden imha etme üzerine kurulu bir stratejiyi izledi.

Dünyanın gözü önünde cereyan eden bu hadise karşısındaysa sivilleri koruyabilmek adına elle tutulur bir çaba ne yazık ki sarf edilemedi.

Sivillerin sağlıklı bir şekilde bölgeden tahliyesi yapılamadığı gibi gerçekle yalan, doğru ile yanlık tümüyle birbirine karıştı.

Hesaplaşan ve birbirine karşı üstünlük sağlamak için vekâlet yoluyla desteklenen grupları hedef alan hep büyük güçler oldu ama ölen her zaman ne yazık ki Halep'in asıl sahipleri oldu!

Kısacası Halep'te insanlık öldü!

Ancak şurası bir gerçek ki dünyanın bu hali önümüzdeki dönemde yaşanacak bir başka sorunlu ve sıkıntılı şartlar açısından iç açıcı olmayan koşulları gözler önüne seriyor.

Bilmiyorum farkında mıyız, artık pek çok çevre savaş şartlarındaki en acımasız örnekleri sergilemeye başladı.

* * *

Üstelik bu durum bölgesel krizlerin giderek yoğunlaştığı ve sorunları aynı çerçevede büyüttüğü bir atmosferde Halep örneğinin diğer alanlar açısından da uygulanması tehlikesini doğuruyor.

Diğer yandan Suriye'de Türkiye açısından son derece hayati konumda olan El Bab'ın IŞİD'ten temizlenmesi konusunda da önemli gelişmeler yaşanıyor.

TSK desteğindeki ÖSO güçleri kenti kuzey, doğu ve batı yakasından kuşatmış durumda ve git gide bu yerleşim biriminin ele geçirilmesi konusunda aradan geçen her saatte önemli mesafeler kat ediliyor.

Rusya'nın Suriye'deki barbarlığının aksine TSK'nın, El Bab'daki sivil kayıpların önüne geçebilmek adına son derece hassas bir şekilde harekâtı sevk ve idare ettiği göze çarpıyor.

Birkaç gün evvel, El Bab'a Türk Hava Kuvvetleri'ne ait uçaklarca havadan atılan bildirilerde mümkün olan en kısa zamanda sivilleri yerleşim merkezinden ayrılarak güvenli alanlara yönelmeleri çağrılarının yapılması önemli ve örnek bir davranış olmuştur.

TSK askeri harekât başarısı anlamında Fırat Kalkanı Harekâtı ile Suriye krizine taraf olmuş tüm çevrelere terörizmle mücadele anlamında adeta ders verirken, aynı tutumun sivil kayıpların önüne geçilmesi konusunda azami hassasiyet gösterilmesi hususunda da kendisini göstermesi gurur verici olmaktadır.

ABD'nin seçilen yeni başkanı Donald Trump'ın 20 Ocak'ta makamına tam olarak oturarak yönetimi devralacağı zamana kadar Suriye'de her çevreyi etkileyecek önemli sonuçların doğacağı şimdiden öngörülebiliyor.

Esad ve destekçisi olan çevreler ülkenin ticari başkenti ünvanını taşıyan Halep'i alırken, sonraki aşamada dikkatlerini İdlip başta olmak üzere muhaliflerin elinde kalan diğer yerleşim birimlerine çekecek gibi duruyor.

TSK desteğindeki ÖSO'nun El Bab'ı alarak ilerleyişini Menbiç yönüne doğru sürdüreceği de artık bir sır değildir. Ancak PKK-PYD'nin elinde tuttuğu diğer bazı sahalara doğru askeri harekâtın genişletilmesi ihtimali de mevcuttur.

* * *

Neticede Türkiye haklı gerekçelerle IŞİD ile birlikte PKK'nın Suriye uzantısı olan PYD'nin de kontrol ettiği alanların arındırılması hedefini ilan etmiştir. İstanbul'da düzenlenen son terör saldırısı da bu zaruriyeti bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Aynı şekilde PKK-PYD ise ABD'nin kendilerine verdiği destekle SDG çatısı altında Rakka'ya doğru ilerleme hevesi güderken, TSK'nın her an yeni bir alan açarak tepelerine ineceği korkusuyla yaşıyor.

IŞİD ise şaşırtıcı biçimde El Bab, Musul ve Rakka üçgeninde sıkışmış durumdayken umulmadık bir hamle ile Suriye'nin tarihi kenti Palmira'yı son birkaç gün içerisinde yaşanan çatışmalar sonrasında Esad rejiminden geri almayı başardı. Şimdilik en rahat ettiği yer Deyr Ez Zor olarak öne çıkıyor.

Suriye'de bu derecede hareketli bir zaman diliminden geçerken, çatışmalar ve elde tutulan sahaların tarafalar arasında el değiştirmesi durumu ortaya çıkmışken ABD'nin yeni yönetiminin nasıl bir yol izleyeceği her çevre nazarında tartışılıyor.

Yakın zaman öncesinde senatonun ABD başkanına Suriye'de bulunan muhalif gruplara hava savunma füzeleri vermesi yetkisini sunması yeni tartışmaları da alevlendirdi.

Şayet yeni seçilen ABD başkanı bu yetkiyi kullanırsa Suriye'de bazı alanlarda uçuşa yasak bölge ilan edilmesi durumu da beraberinde gelebilir.

Bu durumu Rusya nasıl karşılar?

ABD yönetimi aynı hava savunma füzelerini PKK-PYD'ye de verir mi?

Bu soruların hepsi Suriye krizinin 2017 yılında yeni koşulları doğurabileceği ihtimalini gün yüzüne çıkarıyor.

Ancak artık vekâlet yoluyla yürütülen savaşın günden güne doğrudan, taraflar arasında sıcak çatışma ihtimaline doğru sürüklendiği gerçeği de karşımızda duruyor.




 


Diğer Makaleleri

- REFERANDUM KAMPANYALARI VE MHP'NİN ÇALIŞMALARI / Tarih : 2017-04-05 09:39:42
- KERKÜK VATANDIR / Tarih : 2017-03-31 10:06:27
- ABD'NİN PYD İLE İLGİLİ STRATEJİK ADIMLARI / Tarih : 2017-03-29 09:40:23
- ALMANYA'NIN TÜRKİYE KARŞITI TUTUMU / Tarih : 2017-03-22 09:03:17
- ÇÖZÜLEN VE ÇÖKEN AVRUPA / Tarih : 2017-03-20 07:39:33
- MENBİÇ'TE KURULAN TÜRKİYE KARŞITI KOALİSYON / Tarih : 2017-03-06 08:24:11
- MEVCUT KÜRESEL İKLİMİN ŞİFRELERİ / Tarih : 2017-03-03 08:46:59

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »