Ortadoğu Gazetesi

HİÇ KİMSEYE ALLAH SENİ AFFETMEZ DiYEMEYİZ

M. Günay SIDDIKOĞLU / 2017-03-06 08:22:12

Allah'ın azabından emin olmayan rahmetinden de ümit kesmeyen mü'min ne kadar günahkâr olursa olsun hiçbir kimseye ümitsizlik aşılayamaz,  Şirk hariç işlediği günahlar için Allah seni affetmez diyemez. Çünkü böyle bir söz Allah'ın yetkisine müdahale olur. Allah dilerse kul hakkını bile hak sahibini razı ederek affeder. 

    Dımdım b. Cuşumel Yemani'den dedi ki:

    "Ebu Hureyre bana şöyle dedi:

    "Ey Yemani! Hiç kimseye; "Vallahi Allah seni affetmez" deme. Veya hiç kimseye:

    "Allah seni hiçbir zaman cennete sokmaz" deme." Dedim ki:

    "Ey Ebu Hureyre! İnsan bu sözü kızdığı zaman kardeşine ve arkadaşına söyleyebiliyor." Ebu Hureyre (r.a) şöyle dedi:

    "Sen söyleme, çünkü Rasulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu duydum:

  "Beni israil'den iki adam vardı. Birinin ibadetleri çok iyiydi. Diğeri ise ibadetlerinde ihmalkârdı. Onlar birbirleriyle kardeş olmuşlardı, ibadetlerini iyi yapan kişi arkadaşının günah işlediğini görünce: "Ey arkadaş! Günahtan vazgeç" dedi. Arkadaşı ona: "Allah ile benim arama girme. Sen bana bekçi olarak görevlendirilmedin" dedi. Bir gün ibadetkar olan kişi arkadaşını büyük günah işlerken gördü. Ona şöyle dedi: "Yazıklar olsun sana, günahtan vazgeç." Arkadaşı ona: "Rabbimle benim arama girme. Sen bana bekçi olarak görevlendirilmedin" dedi. Bunun üzerine ibadet kar olan: "Vallahi Allah seni affetmeyecektir" veya     "Allah seni hiçbir zaman cennetine sokmayacaktır" dedi. Rasulullah (s.a.s) şöyle devam etti:

    "Allah onların ruhlarını kabzetmek için melek gönderdi. Sonra Allah'ın huzurunda toplandılar. Allah, günahkâr kişiye: "Rahmetimle cennetime gir" ibadet kar olana: "Sen benim ne yapacağımı biliyor muydun? Benim sahip olduğum şeylerde tasarruf hakkına mı sahiptin ki böyle söylüyordun" buyurdu. Sonra meleklere: "Bunu ateşe sokun." dedi.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle devam etti:

    "Ebu'l Kasım'ın nefsi elinde olan Allah'a yemin ederim ki bu adam öyle bir söz kullandı ki hem dünyası hem de ahiretini mahvetti." (Ebu Davud, Ahmed Şakir bu hadis için sahih demiştir.)

    İbn-i Ömer (r.a) dedi ki: "Biz Rasulullah'ın ashabı olarak nefsi öldüren yetim malı yiyen, yalan yere şehadet eden ve sılaı rahimi terk edenlerin cehenneme gireceği konusunda şüphe etmiyorduk. Ta ki: "Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur." (Nisa: 48) ayeti ininceye kadar. Bu ayet indikten sonra şirkin dışındaki günahları işleyen kişinin mutlaka cehenneme gireceği konusundaki kesin hükmümüzü terk ettik ve hükmü Allah'ın dilemesine bıraktık." (İbn-i Ebi Hatim, İbn-i Cerir, Taberi)

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    "Allah'a ortak koşmadan ölen her nefse Allah'ın mağfireti söz konusudur. Dilerse onu affeder, dilerse azap eder." Sonra: "Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur." (Nisa: 48) ayetini okudu. (İbn-i Ebi Hatim)

Ancak, kul hakkıyla ilgili günahların farklı bir duruma sahip olduğu hususu, ehl-i sünnet âlimlerinin ittifak ettiği bir konudur.

 

Hz. Ebu Hureyre'den nakledilen bir hadis-i şerifte peygamberimiz şöyle buyurdu:

 

"Kimin yanında kardeşinin vakar ve onurunu sarsacak cinsten veya kıymeti bulunan bir şeyden zulüm ve haksızlık ile elde edilmiş bir hak varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı gün gelmeden önce bu gün, dünyada iken helâlleşsin. Yoksa sâlih ameli varsa, haksızlığı kadar alınır, hak sahibine verilir. Şayet hasenatı yoksa hak sahibinin günahları alınır, onun üzerine yüklenir." (Buhari, Mezalim, 10, Rikak, 48)

 

Bu sahih hadisin ifadeleri, kul hakkının diğer haklardan farklı olduğuna işaret etmektedir.

 

"Sen, o zalimlerin işlediklerinden, sakın Rabbinin habersiz olduğunu zannetme! O, sadece onları, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir." (İbrahim, 14/41) mealindeki ayetin ifadesinden de kul hakkından ötürü meydana gelen günahların diğerlerinden daha farklı boyutta olduğuna göstermektedir.

 

Ancak tekrar edelim ki, Allah dilerse, kul hakkını da affeder, mazlumu razı ederek hakkından vazgeçmesini sağlar ve hiç kimsenin buna itiraz hakkı da yoktur.




 


Diğer Makaleleri

- SÜNNETSİZ ÜMMET OLMAZ / Tarih : 2017-11-28 08:27:09
- İNANDIĞIMIZ GİBİ YAŞAMAK / Tarih : 2017-11-08 07:45:13
- GELİNİZ BİRAZ İMAN EDELİM / Tarih : 2017-10-15 09:42:16
- BİZ SADECE ALLAH RIZASI İÇİN KURBAN KESERİZ / Tarih : 2017-08-30 10:27:10
- BİR KAVMİ BOZMAZ ALLAH, ONLAR BOZULMADIKÇA / Tarih : 2017-08-06 10:41:05
- YA HAYIR SÖYLE YA DA SUS / Tarih : 2017-06-29 10:34:15
- SUSMAKTA HİKMET VARDIR / Tarih : 2017-06-28 11:41:27
- DİLİNİ TUT / Tarih : 2017-06-25 11:43:46
- MÜ'MİN BOŞ SÖZLERDEN UZAK DURUR / Tarih : 2017-06-19 10:17:00
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-29 09:30:31
- YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA DA BEN İSTANBUL'U (1) / Tarih : 2017-05-28 10:14:08
- BERAT GECESİ / Tarih : 2017-05-09 09:56:20
- O'NA UYAN KURTULUR / Tarih : 2017-04-21 09:48:24
- Asâkir-i İslâm- İslam'ın askerleri Türkler / Tarih : 2017-04-14 10:21:31
- ASR SURESİ'Nİ ANLAMAK VE HAYATA HÂKİM KILMAK / Tarih : 2017-03-31 09:55:34

Diğer M. Günay SIDDIKOĞLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »