Ortadoğu Gazetesi

Lafla bir yere varılmıyor, sahaya inmek lazım

Orhan Karataş / 2017-09-29 09:24:30

          Barzani kalleşinin İsrail uydusu bir terör devleti kurmak için oynadığı referandum oyununun yanına kâr kalması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin intiharı olur. Akıl, izan, insaf, vicdan ve iman sahibi herkes bunun böyle olduğunu görüyor, söylüyor ve ivedilikle bir şeyler yapılmasını istiyor ve bekliyor.

           Ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanlar da benzer tespitler yapıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı, daha dün yaptığı konuşmada, "Türkmenlere orada zulmediyorlar. Onların haklarını hukuklarını göz önünde bulundurmuyorlar. Tüm ikazlarımıza rağmen ısrarla girişilen bu maceranın hüsranla sonuçlanması kaçınılmazdır." Dedi. Daha önceki konuşmalarında da benzer şeyler söylemiş, hatta "bir gece ansızın gelebiliriz" diyerek, bir müdahale sinyali vermişti. Sayın Başbakan aynı şekilde yaptığı bütün değerlendirmelerde, "sınırlarımız içerisinde veya sınırlarımız dışında milli güvenliğimize yönelik bir tehdit olursa karşılığını da en açık ve en sert şekilde vermekten çekinmeyeceğiz." Diyor.

                             

SAHAYA İNMELİYİZ

          Bu referandumun yok hükmünde olduğu ve hiçbir öneminin ve değerinin bulunmadığı kesindir. Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanın değerlendirmeleri son derece yerindedir. Ancak, lafla, uyarıyla, tehditle bir yere varılamayacağı, tatbikat yaparak bu kalleş peşmergenin sindirilemeyeceği artık çok açık ve biraz da acı şekilde görülmüş ve anlaşılmıştır. Harekete geçmek ve bu hainin anlayacağı dilden bir şeyler yapmak gerekiyor. İsrail bütün dünyanın gözleri önünde, bu kalleşliğe açıkça destek vermekle kalmamış, bizzat sahaya inmiştir. Irak merkezi hükümeti kendince bazı tedbirler almakta ve uygulamaya sokmaktadır. Aynı şekilde İran bu kalleşliği kabullenmemiş ve bunun gereğini yapmak için imkanlarını kullanmaya başlamıştır.

                             

NEYİ BEKLİYORUZ?

          Kuzey Irak bizim 350 kilometrelik sınırımızdır. Yıllardır bedelini ödediğimiz kahpe PKK terörünün sığınağı ve barınağı buradadır. Kurulacak İsrail uydusu terör devlet, bizim varlığımıza ve birliğimize kast edecektir. Neresinden bakılırsa bakılsın, Barzani kalleşinin yaptıklarında en ağır bedeli ödeyecek ülke Türkiye'dir. Bunu ülkeyi yönetenler de kabul ediyor ve söylüyor. O halde neyi bekliyoruz? Ekonomik menfaatlerimizin olduğunu ve bu sebeple dikkatli hareket etmek gerektiğini söyleyenleri şaşkınlıkla izliyoruz. Bu değerlendirmeler eğer cehalet değilse, ihanettir. Hiçbir ekonomik fayda, ülkemizin varlığından, devamından ve güvenliğinden daha önemli olamaz. Ülke elden gittikten sonra ekonomik faydamız olsa ne olur, olmasa ne olur.

                                       

BÖYLE GİTMEZ

          Ne yapılması gerektiğini sayın Devlet Bahçeli çok açık ve net ifadelerle söylemiş ve hükümete çağrı yapmıştır. Ancak, hükümet kanadından birbirini tutmayan ve Barzani'yi daha da ümitlendiren acıkmalar dışında bir şey gelmemiştir. Bu böyle gitmez, gidemez. Nitekim, sayın Bahçeli ikinci bir açıklama ile vahameti ortaya koymuş ve ülkeyi yönetenleri bir defa daha uyarmıştır. Eğer, bu kalleşlik durdurulamayacaksa Türk milliyetçilerinin göreve hazır olduklarını,  "en az beş bin Ülkücü gönüllü başta Kerkük olmak üzere, Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir." Sözleriyle ilan etmiştir. Hükümet, bu ikazı dikkate almak zorundadır.

                   

BARZANİSEVERLER RAHATSIZ OLDU

          Sayın Bahçeli'nin bu dik duruşu, bu onurlu ve kararlı tavrının, Barzaniseverleri çok rahatsız ettiğini hayretle ve ibretle gördük. Hemen ortalığa fırladı ve kıt akıllarıyla MHP'ye ayar verme cüreti gösterdiler. Hiç boşuna debelenmeyin, biz sizin ne olduğunuzu, kim olduğunuzu, neye ve kime hizmet ettiğinizi, bu ülke ve milletle meselelerinizi çok iyi biliyoruz. Sayın Bahçeli'nin açıklamalarının amacı da, muhatabı da bellidir. Sadece Barzani'nin değil, onu yöneten, sevk ve idare eden ellerin de caydırılması için yaptığı uyarıların dikkate alınması ve artık harekete geçilmesi şarttır.

                     

BARZANİ YANMAYI GÖZE ALDI

          Bu ülke ve milletle meselesi olmayan hiç kimse Sayın Bahçeli'nin şu sözlerine itiraz etmeyeceği gibi onaylayacaktır: "Barzani ve çetesinin referandum kanalıyla bağımsızlık yolunda attıkları kirli ve karanlık adım felaket ve sıcak çatışma ihtimalini fazlasıyla gün yüzüne çıkarmıştır. Barzani ısrarla ateşle oynamış, elbette yanmayı da göze almıştır. Göstermelik, sanal ve sahte diklenmeler doğal olarak bir işe yaramamış, Barzani'yi durduramamıştır. Türkiye'nin askeri, ekonomik, siyasi ve diplomatik caydırıcılık vasıflarını kullanma ihtimal ve ilanının dikkate alınmaması bir diğer ağır sorundur.Devlet yönetiminden yapılan kafa karıştırıcı ve çelişkili açıklamalar Barzani'nin değirmenine adeta su taşımış, elini güçlendirmiş, manevra alanını genişletmiştir. Ekonomik yaptırımlardan askeri müdahale seçeneklerine kadar her ihtimalin masada olduğunun söylenmesi şu ana kadar somut bir mücadele şuuruna maalesef dönüşmemiştir.

                   

NAMLUNUN UCUNDA TÜRKİYE VAR

           Evet kampanyası yürütülürken Türkiye'yi bölünmüş haritalar eşliğinde gösteren, şer ve şirret propagandayı bu şekilde ilerleten peşmerge çürümüşlüğünün ve yanında saf tutanların önümüzdeki hedefi çok açıktır. Bundan böyle namlunun ucunda Türkiye vardır. Meselenin bir başka hazin ve tarihi önemdeki yanı ise Türkmen kardeşlerimizin sesini ve çığlıklarını duyan hiç kimsenin olmamasıdır. Hiç kuşku yoktur ki, Türkmenler yok sayılarak, Kerkük'ün statüsü ve gerçek sahipleri göz ardı edilerek hiçbir amaca ulaşılamayacaktır. Şunu herkes çok açık bilmelidir ki, hiçbir kişi, kurum ve kuruluş Irak Türkmenlerinin varlık mücadelesini samimiyetle desteklemese de, Milliyetçi-Ülkücü Hareket tarihi sorumluluğunun, milli misyonunun gereğini yapacak ve yanlarında olacaktır.

                             

TÜRKMENLER SAHİPSİZ DEĞİL

         Türkiye'deki Barzaniseverler, ihanet ve melanete hizmet eden bölünme hizmetkârları boşuna heveslenmemeli, boşuna çırpınmamalıdır. Soydaşlarımız namusumuza emanettir. Can, mal ve vatan güvenliklerine destek vermek boynumuzun borcudur. Bu kapsamda "en az beş bin Ülkücü gönüllü" başta Kerkük olmak üzere, Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir. Türkmenler sahipsiz ve yalnız değildir, acı verici etnik soykırıma, vatansızlığa da asla terk edilmeyeceklerdir. Kararımız kesin, duruşumuz net, sözümüz senettir.Kerkük Türk kalacak, Türkmeneli huzura kavuşacaktır. Başka çıkar yol kalmamıştır.




 


Diğer Makaleleri

- ABD'nin foyası ortaya çıkarılmalı / Tarih : 2017-12-15 08:50:43
- Kendi sorunlarımızı unutmayalım / Tarih : 2017-12-14 08:50:51
- İslam Âlemi dik durmalı / Tarih : 2017-12-13 09:12:15
- Milliyetçilik / Tarih : 2017-12-12 08:47:27
- Her ülkücü bir Hasan Onbaşı'dır / Tarih : 2017-12-11 08:37:39
- Kudüs'ten Lozan'a / Tarih : 2017-12-09 08:30:26
- BOP'un ucu Kudüs'ten çıktı / Tarih : 2017-12-08 08:53:38
- Trump'ın şerri ve İslam alemi / Tarih : 2017-12-07 08:31:50
- Akıl ve vicdan / Tarih : 2017-12-06 09:16:43
- Kudüs'ün gözyaşları / Tarih : 2017-12-05 08:55:35
- İttifak / Tarih : 2017-12-04 07:49:42
- Siyaset, ilke ve dürüstlük / Tarih : 2017-12-02 08:40:40
- Siyaset ve seviye / Tarih : 2017-12-01 08:43:59
- Biz değil onlar kaybediyor / Tarih : 2017-11-30 08:21:38
- Türkiye'ye aba altından sopa gösteriliyor / Tarih : 2017-11-29 08:54:43
- Ülkücünün yeri MHP'dir / Tarih : 2017-11-28 08:31:54
- Cumhuriyeti kuran ve koruyan irade / Tarih : 2017-11-27 08:33:16
- NATO'dan FETÖ'ye / Tarih : 2017-11-25 08:42:36
- SOÇİ SATRANCI / Tarih : 2017-11-24 08:33:33
- NATO'dan çıkmalı mıyız? / Tarih : 2017-11-23 08:33:14

Diğer Orhan Karataş Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »