Ortadoğu Gazetesi

PKK'YA TEBRİK VE TEBESSÜMÜ EN İYİ SENİN ÖNDERİN BİLİR!

Yıldıray Çiçek / 2016-12-24 08:53:47

Dedikodunun, iftiranın, yalanın sembolü olan sözde bir yazarın "Bahçeli'den PKK'ya Tebrik ve Tebessüm" başlıklı yazısını okuyunca olayın detaylarını inceledim.

Bir tarafta HDP'nin hiçbir ihanetine taviz vermemiş, onların yaptığı bölücülüğünün her manada hesabının sorulmasını istemiş, bunun takipçisi olmuş MHP Lideri Devlet Bahçeli, diğer tarafta "Ben Türkmen'im" dediği halde siyasi Kürtçülüğe, bölücülüğe hizmet eden Sırrı Süreyya Önder…

Yukarıdaki sıfatlarla tarif ettiğim kişinin yazısına bu başlıkla konu edilmiş…  

Olay, Sırrı Süreyya Önder'in TBMM'deki bütçe konuşmasından hemen sonra, solunda oturan MHP Lideri Devlet Bahçeli ile saniyelerle ifade edilen yaşadığı diyalogla alakalı…

Önce Sırrı Süreyya Önder'in konuşmasını TBMM tutanaklarından buldum ve okudum. Gerçekten çok ilginç ve beni de şaşırtan, bir HDP'liye yakışmayan bir konuşma yapmış. Elbette konuşmasının tamamına katılmak mümkün değil. Ama bana da ilginç gelen konuşmasından bazı bölümleri paylaşmak istiyorum.

ü Türk milliyetçileri zamanında bu iktidarın milliyetçilikten, millîlikten, yerlilikten ne anladıklarını yeterince ve etkili bir şekilde burada dile getirdiler. Ben de bu tarihî referansla konuşmak istiyorum. Türkler ve Türklük dediğimiz şeyin dünya tarihinde anıldığı en önemli enstrüman nizam kurabilme yeteneği, imkân ve kabiliyetidir. Türkler, Batılı bazı kaynakların tahrif ettiği gibi, militer yanlarıyla bu denli göç ve hükümranlık alanlarını oluşturmamışlardır. Nizam kurabilme kabiliyetleridir bunu onlara sağlayan. Anadolu'ya ilk geldiklerinde hepi topu 100-150 Anadolu ereni; atları yoktu, pusatları yoktu, silahları yoktu, orduları yoktu ama bu coğrafyanın takatsiz kalmış Hristiyanlığına, mecalsiz kalmış kavimlerine ve büyük boğazlaşmalara, halklar ve inançlar arasındaki büyük boğazlaşmalara bir güçlü, hani neredeyse sihirli bir söz söylediler; o söz şuydu: "Biz 72 millete bir nazarla bakarız.

ü Türkler, sanıldığı gibi Alparslan'la Anadolu'yu yurt etmediler; o, işin belki de en son aşamasıydı. Türkler bu sözle Anadolu'yu yurt ettiler çünkü bu, boğazlaşma hâlinde olan halklara, yek diğerini imha etmekten başka bir perspektife sahip olmayan güç odaklarının elinden bizar olmuş halklara, kavimlere bu söz çok iyi gelmişti.

ü Bu nizam kurma kabiliyet ve becerisinin en açıklayıcı vasıflarından birisi; birlikte yaşama hukuku ve birlikte yaşama kültürüne dair tarihe geçmiş çok önemli pratiklerin sahibiydiler Türkler, giderek de bu repertuarlarını hep geliştirdiler. Niye? Bir "biz" kavramının içinden konuşuyorlardı. İşte "72 millete bir nazarla bakarız." bu "biz" kavramının bir eseriydi. Sonra bu "biz" kavramı özellikle cumhuriyetin kurulması aşamasında… Tekrar olacak, biliyorum ama bunu tekrar söylemek zorundayım, sonunda bir notum var çünkü. "Cumhuriyet" imkânlarla zaruretlerin kesiştiği noktanın adıydı. Bu, imkânlarla zaruretlerin kesiştiği noktada bu "biz" olgusu öyle bir güç kazandı ki elimizdeki bakiyeyi koruyabildik, buradan bir yurt edilebildik. Ne olduysa, bu "biz" kavramının içi boşaltılıp teke irca edilmesiyle, tek bir cins, tek bir ırk, tek bir inanç, buralara irca edilmesiyle sıkıntılarımız başladı ve hâlen altından kalkabilmiş değiliz.

ü Batılı emperyalist ülkelerin kendi ülkelerindeki refahı sağlamalarının biricik yolu var, onu yaptılar. Bunun bir tek açıklayıcı sebebi var, kendi iç çelişki ve çatışmalarını üçüncü ülkelere ihraç ettiler. Yani Batının bütün emperyal devletleri eğer kendi ülkelerinde refah, huzur ve benzeri şeyleri sağlayabilmişlerse bu çatışmaları kendilerinden daha mazlum, daha gariban, daha güçsüz ülkelere ihraç ettiklerinden dolayı.

ü İçinden geçmekte olduğumuz günlerde de böyle bir pratiği tekrar tekrar yaşamanın sıkıntılarını yaşıyoruz hep birlikte ülke olarak ve geleceğe büyük maliyetler biriktirerek.

ü Türklüğün nizam kurma kapasitesiyle olan bağı ve imkânları kesilmiştir.

ü Şanlı tarihimizden bir örnekle bitirmek istiyorum. Cemalettin Taşçı'dan naklen anlatacağım, onda okudum, İnebahtı meselesi. Donanmamızın Kutsal İttifak tarafından harap edilmesi karşısında -mevsim kıştır- Uluç Ali Paşa Sokullu'ya gider. İşte o "şanlı tarihimiz" diye işin hamaset boyutunu hep öne çıkardığımız meselede, Sokullu'ya atfedilen bir söz vardır. Yaza kadar bu donanmanın yeniden yapılması ve o saldırının göğüslenmesi gerekmektedir. Demiştir ki "Paşa, endişeye mahal yok. Bu millet isterse donanmasının halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapar."

ü Bunu tarih kitaplarımızda okumayanımız yoktur ama bunun devamı hiçbir zaman söylenmez. Sokullu şöyle devam etmiştir -lafının tamamını yeniden tekrarlayıp teşekkür edeceğim- demiştir ki: "Paşa, telaşa mahal yok, bu millet isterse bu donanmanın halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapar ve lakin giden o leventler var ya, onları geri getiremez."

ü Giden, insan kaynaklarımızdır. Yerine konulamayan, kolay telafi edilemeyen en önemli şeylerimiz insan kaynağımız ve zamanımızdır. Bu ikisinin taklidi yoktur, sahtesi yapılamaz, kolayından üretilemez.  

*******

"Türklük'ten, şanlı tarihimizden, Cumhuriyetin kurulma aşamasındaki 'Biz'den, Batılı emperyalistlerden, ülke birliğinden, ülke geleceğinden" bahseden bir HDP'li…

MHP Lideri Devlet Bahçeli sanırım bu içerikle ilgili bir cümle kurdu. Sırrı Süreyya Önder'de bunun karşısında saygılı bir şekilde eğilerek selam verdi. Tüm mesele konuşmanın bu içeriğiyle alakalıdır.

Yani bazı soytarıların "PKK'ya Tebrik ve Tebessüm" şeklinde anlattığı gibi değildir.

HDP sözcüsü Ayhan Bilgen'in "Bize yapılan operasyonu Devlet Bahçeli yönetiyor, yönlendiriyor" şeklindeki açıklaması bile "PKK'ya Tebrik ve Tebessüm" propagandası yapan bu soytarıların niyetini zaten açığa vurmaktadır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli buna benzer bir olayı da 57. Hükümet zamanı Diyarbakır'da yaşamıştı.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli Başbakan Yardımcısı sıfatı ile 5 Eylül 2000 tarihinde Diyarbakır'da gerçekleşen "Bölgesel Kalkınma Toplantısı'na" katılmış ve devletin bu toplantısına dönemin HADEP'li Belediye Başkanı Feridun Çelik'te katılmıştı.

 

Feridun Çelik, devletin resmi toplantısında yapmış olduğu konuşmada "Bu ülke halkının bir bütün olarak el ele vererek çok önemli şeyler yaratabileceği inancı içerisindeyiz. 

Önemli olan siyasal didişmeler ve kavgalardan ziyade, ülkemizin hizmetinde her yönü her boyutuyla el ele vererek birlikte ülkemizin kalkınması için mücadele etmemizdir. 

Ben bu temelde tüm siyasal çevrelerin aynı düşünce içinde önümüzdeki döneme bakacağı inancı içindeyim. Hep birlikte ülkemizi güzel günlere çıkaracağımıza inanıyorum." şeklinde, devletin-milletin üniter yapısı yanında olduğunu vurgulayan konuşma yapmıştı. Ve salonda bulunan herkes gibi, bu konuşmadan dolayı MHP Lideri Devlet Bahçeli de Feridun Çelik'i alkışlamıştı.

 

Daha sonra HADEP'li Belediye Başkanını neden alkışladığı konusuna açıklık getiren MHP lideri Devlet Bahçeli ise, "Orada iyi şeyler söyledi. Üniter devletten yana olduklarını, devletin bütünlüğünden yana olduklarını söyledi. Ben devletin bütünlüğünü savunan herkesi alkışlarım" demişti.(08/09/2000- Ertuğrul Özkök-Hürriyet)

Ama o alkışlamayı bile birileri hala "PKK'lıyı alkışladı" şeklinde sosyal medyada kara propaganda malzemesi olarak kullanır. Birileri bölücülüğü alkışlar, destekler, Devlet Bahçeli ise bölücülüğe taviz vermez, hep birliği ve beraberliği toplumsal vazgeçilmez olarak görür. Aradaki fark bu…

MHP iktidarında, PKK'nın elindeki belediye başkanı üniter yapıyı korumaktan bahsederken, AKP'nin tek başına iktidarında yine Diyarbakır'ın başka bir belediye başkanı Osman Baydemir AKP'ye, Türk devletine küfür etmiş, hakaret etmiş hukuken kılına dahi dokunamamışlardı.

Aradaki farkı dahi görmeden, görse de sırf fitne yaymak için yazan-çizenden bu millete ne fayda gelir ki?

Geçmişte PKK'nın öncü kuvveti gibi çalışan, iki yıl öncede ekranlardan "PKK'lılara genel af çıkarılsın, Öcalan da serbest bırakılsın" diyen adamın gazetesinde yazıp da,  "PKK'ya Tebrik ve Tebessüm" demek alçaklık değil de nedir?

"Türkiye'ye düşmanca saldıran, her gün şehadetlere neden olan bölücü terör örgütü PKK'ya güzellemeler yapıp sürekli destekleyen HDP'lilerin yargı önüne çıkarılmaları doğru, yerinde ve meşru bir karardır. Bundan hiç kimse rahatsız olmamalı, olan varsa da öncelikle kendi niyet ve fıtratını sorgulamalıdır." diyen Devlet Bahçeli gibi bir lideri, "PKK'lılara genel af çıkarılsın, Öcalan da serbest bırakılsın" diyen kendi önderiyle karıştıranlara maalesef bu ülkede gazeteci diyorlar.

Oysa PKK'ya tebrik, destek, tebessüm, yardım, yataklık ne varsa, kendi genel başkanı bilir. Başkalarıyla karıştırması da karakter zaafıyla alakalıdır.




 


Diğer Makaleleri

- BİRBİRİNDEN FARKI OLMAYAN SÖZCÜ VE YENİÇAĞ! / Tarih : 2017-07-21 10:11:27
- CHP Terör Örgütlerinin Gönüllü Avukatıdır! / Tarih : 2017-07-20 09:46:59
- RAHMİ TURAN'IN FETHULLAH GÜLEN AŞKI! / Tarih : 2017-07-19 10:02:12
- HESAPÇI ELEMANIN YENİ HESAPLARI! / Tarih : 2017-07-18 10:22:52
- AYLAR SONRA BENİ HAKLI ÇIKARAN NİHAT GENÇ! / Tarih : 2017-07-17 10:13:54
- 15 TEMMUZ VE MHP DURUŞU! / Tarih : 2017-07-14 10:17:26
- "MERAL KILIÇDAROĞLU" VE CHP AŞKI! / Tarih : 2017-07-13 09:53:16
- BENLİK DAVASI YOKMUŞ! / Tarih : 2017-07-12 10:29:23
- CHP-HDP ADINA AVCILIK YAPAN YAZAR! / Tarih : 2017-07-11 10:06:47
- TABUT İÇİNDE KAÇAN FETÖCÜ! / Tarih : 2017-07-10 10:21:11
- HANEFİ AVCI YETİŞTİRMESİ FİDEL OKAN! / Tarih : 2017-07-08 10:03:51
- DEFTERİ DÜRÜLENLER / Tarih : 2017-07-07 09:59:47
- FOSEPTİK AĞIZIN ACI FİNALİ / Tarih : 2017-07-04 10:09:03
- YENİÇAĞ ÜZERİNDEKİ FETÖ BULUT'LARI! / Tarih : 2017-06-23 10:17:31
- KİMİNLE YÜRÜDÜĞÜNE BAKARSAN ANLARSIN! / Tarih : 2017-06-21 10:07:28

Diğer Yıldıray Çiçek Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »