Ortadoğu Gazetesi

Türkiye'nin Geleceğine AB Değil, Türk Milleti Karar Verir

İsmail Özdemir / 2016-12-02 09:05:40

Avrupa Parlamentosu'nun geride bıraktığımız hafta Türkiye ile ilgili olarak aldığı "üyelik müzakerelerini dondurma" yönündeki "tavsiye" kararının yansıması hala sürüyor.

Üstelik aynı konunun uzun bir süre daha gündemde kalması da kuvvetle muhtemeldir.

Karar sonrası AB ülkelerinden gelen ilk tepki ise yumuşatıcı bir üslubun dışında hala Türkiye'ye karşı bakış açısının değişmediğini gözler önüne seriyor.

İkircikli ve tepeden bakan bir anlayışla Avrupa, Türkiye'nin önemini kavramaktan ziyade hala hatasını görmemekte, yanlışlarıyla yüzleşmemekte anlaşılan ısrar edecektir.

Avusturya'nın aklınca Türkiye'ye karşı silah ambargosu uygulama kararını takiben, Alman firması olan Heckler Koch'un da yakın vadede Türkiye'ye yönelik silah satışlarına kısıtlama getireceğine dair haberler bunun göstergesidir.

Üstelik AB'nin lokomotif ülkesi olarak tabir edilen Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel'in, diplomatik bir üslupla geride bıraktığımız gün "bu şartlar altında Türkiye ile yeni başlık açılamaz" tabirini kullanması da AB'nin Türkiye aleyhindeki görüşünün söylenilenin aksine yalnızca herhangi bir yaptırım gücü bulunmayan Avrupa Parlamentosu ile sınırlı kalmadığını işaret ediyor.

Bu şartlar altında Türkiye'deki AB lobileri ile beraber terör örgütü PKK'ya yakın mesafede bulunan kesimlerin meseleye yaklaşımları da dikkatlerden kaçmıyor.

Bu çevrelere kalsa Türkiye egemenlik haklarından vazgeçmeli, AB karşısında diz çöküp, sadece ekonomik çıkarlar uğruna bekasından ödün vermelidir.

Gel gelelim bu anlayışın hiçbir kabulü yoktur.

Sorunun bugüne kadar geçen süre içerisinde Türkiye açısından yarattığı onur kırıcı ve milli güvenlik hassasiyetlerini zedeleyen yönü, meselenin diğer tüm bileşenlerinden çok daha önemli ve hayatidir.

Bu şartlar altında AB'nin Türkiye'ye karşı takındığı ukalaca üslubun ve haddini aşan yaklaşımının kesilmesi gerektiği açıktır.

* * *

Türkiye onurlu ve itibarlı bir devlet olarak kuruluşundan itibaren dünya sahnesinde yerini almıştır.

Onun bu konumuna zarar getirecek eylem ve söylemlerle beraber, diğer tarafların tutumlarının ortadan kaldırılması konusunda eminim ki aklı başında her çevre aynı görüştedir.

Yıllardır Türkiye'yi oyalayan, olmadık bahanelerle zamanı sürekli uzatan ve hadsiz yaklaşımlarla Türkiye'nin hiçbir zaman AB'ye tam üye olmayacağını dillendirenler için alınması gerek olan tavır açıktır.

Türkiye'yi, Türk Milletini yani hepimizi hedef alan terör gruplarını yıllarca koruyup kollayan AB'nin tutumu artık bıçağı kemiğe dayandırmıştır.

Bu nedenle AB'nin bugün neredeyse her üyesine yansıyan karşıt görüşünün, Türkiye'den bir ders görmeyi fazlasıyla hak ettiği malumdur.

Ama bu ders elbet ki Türkiye'ye yakışan bir tavırda olmalı.

Örneğin Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde AB henüz yükümlülüklerini yerine getirebilmiş değildir. Sığınmacı bahsinde büyük sorunlar yaşarken, kendi güvenlik ve istikrarını Türkiye'nin güvenlik ve istikrarından daha pahalı ve değerli gören AB'nin "terörle mücadele" kriterini öne sürerek Türkiye'yi sıkıştırıp, kendisinin zaman ve siyasi mevzi kazanma isteğine dur denilmelidir.

Biz bağrımızı Suriyeli kardeşlerimize açtık, onlarla neyimiz varsa paylaştık ve Ensar olmanın ruhuna sadakatle bağlı kaldık, kalıyoruz da.

Ekonomi bu derecede sorunlu bir haldeyken haddinden fazla sayıdaki Suriyeliye faydamız dokunacağına zararımız da olabilir ve sonuçta Türkiye'nin sosyal yapısı bunan büyük yara alabilir.

Aynı nedenden ötürü bu saatten sonra Avrupa ülkelerine gitmek isteyen Suriyelileri de daha fazla Türkiye'de zorlayarak tutmanın da bir anlam yoktur.

Kalmak isteyen Suriyelilere kucak açalım, gitmek isteyenler varsa da buna engel olmayalım.

Kimsenin seyahat özgürlüğünü kısıtlama gibi bir durumumuz söz konusu olamayacağından, bırakalım AB, Türkiye olmadan sorunlarla baş etme konusunda ne kadar güçlü ve Türkiye'ye ne kadar muhtaç değil bunu hep birlikte görelim.

* * *

Böylelikle Avrupa'nın yükünü bizim taşımamız yerine yol verelim, Avrupa kendi yükünü kendisi taşısın.

Kim bilir belki o zaman Türkiye'nin kıymetini anlarlar.

Böylelikle AB insanlık ve demokrasi sınavında sığınmacılar konusunda ne kadar engin (!) bir anlayışa sahiptir bunu tüm dünyaya gösterelim.

Diğer taraftan AB'nin, olmayacağını defalarca farklı kesim ve resmi isimlerce ifade ettiği Türkiye'nin iç işlerine karışarak, terör gruplarını koruyup kollama faaliyetlerine de müsaade etmeyelim.

Bu anlamda Türkiye'nin kararlılığı "idam cezasının geri getirilmesi" konusuyla kendisini gösteriyor.

Bu mesele Türkiye'nin iç meselesiyken ve AB'nin buna müdahil olması zaten başlı başına hadsiz bir yaklaşımdır.

Türkiye için terörizm tehlikesi hiç olmadığı kadar artmışken, sözde üyelik bahsiyle Türkiye'yi "idam gelirse üye olamazsınız" söylemleriyle yönlendirmeye çalışanlara karşı dik bir duruş sergilemek milli bir sorumluluktur.

İdam cezası konusunda Türk Milleti'nin, kendi devletinden talebi bellidir. Bu talep AB'nin asılsız vaatlerinin çok üzerindedir.

Gelişmelere bu pencereden baktığınızda da AB'nin zaten idam konusunda Türk Milleti'ni açıkça hedef aldığı anlaşılıyor.

Yani AB aklınca milletimize diz çöktürebileceğini zannediyor.

Dolayısıyla vakit kaybetmeksizin idam cezasının mecliste yapılacak düzenlemeyle tekrar geri getirilmesi konusunda da vakit kaybedilmemelidir.

Zor dönemlerden geçtiğimiz doğrudur. Bu dönemleri mümkün olan en makul şekilde atlatabilmenin yoluysa milli iradenin esas meselelerdeki görüşlerine sarılmaktan geçiyor.

Neticede bu ülke AB yada bir başkasının değil, bizim, yani Büyük Türk Milleti'nindir.

Geleceğimize nasıl yön vereceğimiz sorusuysa aynı sebepten ötürü kimseyi değil, bizi ilgilendirir.

Bu büyük millet varlığını ve bakasını korumayı en ağır şartlar altında dahi korumayı başarmışken, şimdi aynı millete sözde demokrasi masalları ve ekonomik şantajlarla diz çöktürebileceğini zanneden AB'nin, öyle görünüyor ki 100 yıl sonra yeniden dersini alması gitgide kaçınılmaz hale geliyor.




 


Diğer Makaleleri

- KKTC VE TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ YENİ YOL / Tarih : 2017-07-21 10:11:02
- SURİYE'DE BUNDAN SONRASI DAHA KARIŞIK / Tarih : 2017-07-10 10:20:43
- IŞİD SONRASI İÇİN ÇATIŞAN HESAPLAR / Tarih : 2017-07-03 09:59:23
- Suriye'de Restleşmeler Arttı / Tarih : 2017-06-21 10:06:56
- SURİYE'Yİ NASIL BÖLMEYİ PLANLIYORLAR? / Tarih : 2017-06-16 10:15:20
- ORTADOĞU'DA NELER OLUYOR? / Tarih : 2017-06-09 09:55:05
- Katar'a Yönelik Diplomatik Ablukanın Sebepleri / Tarih : 2017-06-07 10:08:44
- TRUMP'LI ABD NEREYE DOĞRU? / Tarih : 2017-06-05 09:58:18
- YAKLAŞAN FIRTINA ÖNCESİ SURİYE VE ORTADOĞU / Tarih : 2017-06-02 09:56:50
- NATO DA PKK KORİDORU PLANINA DÂHİL Mİ OLUYOR? / Tarih : 2017-05-26 10:07:28

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »