Ortadoğu Gazetesi

TÜRKİYE MERKEZLİ YENİ BİR DÜNYA TASAVVURU

İsmail Özdemir / 2016-11-30 09:27:02

Eksen kayması tabiri son dönemin moda terimlerinden birisi oldu.

Kimileri bunu Türkiye'ye yakıştırsa da aslında olan bitenin hepsi dünyanın genelinde yaşanıyor.

Bu nedenle en kestirme yoldan ekseni kayanın gerçekte tüm dünyanın kendisi olduğunu söylemek gerekir.

Neredeyse yarım yüzyılı aşan yapısıyla artık Kapitalist sistem de ömrünün sonuna gelmiş görünüyor.

Bu nedenle farklı ülkeler farklı idealler ve yaklaşımlarla ortaya çıkacağı şimdiden belli olan güç boşluğunu kendi anlayışı, yaklaşımı, ilke ve değerleriyle doldurmaya, yaşanan veya yaşanması kaçınılmaz görünen, bel ki de şiddetli olabilecek bir mücadelede yer almaya çalışıyor.

Kuşkusuz ki bu dönemin sancılarını veya sarsıntılarını önümüzdeki dönemlerde çok daha açık bir şekilde göreceğiz.

Bu yeni ve şiddetli olacağı anlaşılan küresel rekabet koşullarında çağı kim doğru okuyabilir, değerlerini kim koruyabilir ve tezlerindeki haklılığı ortaya koyabilecek gücü kim diğerlerine kabul ettirmeyi başarırsa, önümüzdeki yüzyılda onun sözünün daha fazla geçeceği de aşikardır.

Şimdiye dek dünyanın etki alanı Batı merkezli düşünce ve sistem anlayışının ürünü olarak insanlığın kabulü oldu. Bu düşünce SSCB'nin yıkılıp, Komünizmin dünya sahnesindeki ömrünü tamamlayıp, peşi sıra -çoğu Türk devletleri olmak üzere- yeni devletlerin ortaya çıkmasıyla pekişti.

Neticede Batı anlayışı sanayi devrimini diğer dünya coğrafyalarına nazaran çok daha önce yapmış, enerji kaynaklarına ulaşım ve kontrolde yine diğerlerine göre daha başarılı olmuştur.

Yaratılan bu cazibeyi devlet sistemi ile bütünleyen Batı merkezli yaklaşım, ekonomi-güvenlik-istikrar bahsinde önde gelerek, dünyanın şekillenmesine kendi ivmesiyle öncülük etmiştir.

Ancak şimdi aynı koşulların geçerli olduğunu söylemek oldukça zordur.

Zira bugün Batı merkezli sistem, kendi içerisinde derin bir ayrılığa ve krize sürüklenmeye başlamış bulunuyor.

Batı fikrinin önde gelen iki aksiyoneri olan AB ve ABD'de yaşanan toplumsal ve siyasi kırılmalar, daha çok güvenlikçi bir yaklaşımın benimsenmesiyle hem yukarıdan aşağıya, hem de aşağıdan yukarıya büyük bir yıkıma uğramaya başladığını herkese gösteriyor.

 

HANGİSİ DOĞRU? AB Mİ, ŞİÖ MÜ? YA DA…

Böylesi bir dönemde, şimdiye dek yerini Batı'da gören Türkiye'nin pozisyonunu sorgulaması da kaçınılmaz hale geliyor.

Bunun nedeni, genelde Batının yaşadığı çöküşse, özeldeyse Türkiye'nin "müttefik ve dost" olarak değerlendirdiği ülkelerin kendisine karşı takındıkları ikircikli, adil olmayan ve hatta kimi yerlerde sinsi bir düşman edasıyla takınılan tavırları yaşayarak anlamış olmasından kaynaklanıyor.

Bölgemizde yaşanan krizler, Suriye ve Irak'ta olan biten olaylar ve son olarak 15 Temmuz FETÖ merkezli askeri darbe girişiminde açığa çıkan hadiseler pek tabi Türkiye'nin görüşündeki haklılığını yansıtıyor.

Böylesi bir dönemde sorgulanması gereken asıl konuysa Türkiye'de iki kesimin hemen kendilerine rol alarak ortaya çıkmaya başladığıdır.

Bu çerçevede bir kesime göre ne pahasına olursa olsun Türkiye'nin geleceği AB'de aranmalıdır. Diğer bir kesimse farklı bir yaklaşımla Türkiye'nin geleceğinin Batı'da değil, Doğu'da olduğunu söyleyerek Şanghay İşbirliği Örgütü'nde (ŞİÖ) Türkiye'nin geleceğinin olduğunu iddia etmektedir.

Aslına bakarsanız iki yaklaşımın da genel değerlendirmesinde kendince haklı yanı olsa bile, sonuç itibarıyla ortaya koydukları iradenin gerçekle bağdaşır bir yanı bulunmuyor.

Öncelikle bu iki farklı düşünceye sahip olan kesimin kendi ülkelerine ve milletine ne derecede güvendiği sorusu akıllara geliyor. Sonrasındaysa Türkiye'nin konumunu, mevcut potansiyelini ve değerlerini doğru algılayamadıkları da anlaşılıyor.

Tam da burada sorgulanması gereken Türkiye'nin, değişen dünya koşullarında "merkez" bir ülke haline gelebileceği bahsidir.

Elbet ki dünyada yalnız başımıza yaşamıyoruz, bizden başka pek çok millet, ülke ve bu çerçevede ortaya çıkmış olan sistem mevcuttur.

Ancak bunlar arasında sizin başlangıcından sonuna kadar söz sahibi olmadığınız bir yerin, yine size katabilecekleri, sizden götürebileceklerinden çok daha fazladır.

Dolayısıyla dünyada huzurlu, adaletli, istikrarlı bir ortamın tesis edilmesinde kim var diye bakmadan Türkiye'nin öne çıkmayı başarması gerçekte olması gereken en doğru yoldur.

Bu koşullarda Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada ön alıp, öne çıkan ve tarihin seyrini tüm insanlığın yararına olacak şekilde yeniden şekillendirmeyi başaran bir anlayışı ortaya koyması günden güne kaçınılmaz bir hal alıyor.

 

SAYIN DEVLET BAHÇELİ'NİN İŞARET ETTİĞİ KAÇINILMAZ GERÇEKLİK

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin, dün meclis grubunda AB'nin son zamanlarda ülkemize karşı aldığı tutum ve ŞİÖ çerçevesinde başlatılan tartışmalarla ilgili olarak söylediği "Tüm bunlar olurken, AB'nin karşısına alternatif olarak Şanghay İşbirliğini Örgütünü çıkarmak, bununla dengelemek klasik ve eski bir taktiktir. Biz AB'ye muhtaç olmadığımız gibi Şangay meraklısı da değiliz. Türk'üz, Türkçüyüz, Turan'ın sevda ve hedefindeyiz. Ne Avrupa Birliği, ne Şangay İşbirliği, biz diyoruz ki sonuna kadar Türk birliği. Niye tek millet iki devlet olduğumuz Azerbaycan'la ayrı duralım? Niye sınır ve duvarları aramızdan kaldırmayalım? Nüfusu 300 milyonu aşan Türk dünyasıyla soğuyan ilişkilerimizi neden canlandırmayalım? Irak'tan Suriye'ye, Afganistan'dan Hindistan'a, İran'dan Asya stepleri ve Avrupa içlerine kadar her yerde Türklüğün cevher ve damarı vardır. Hareket noktamız Çift Başlı Selçuklu Kartalı sembolüyle ruh ve anlam kazanacaktır. Bir ayağı batıda, diğeri ayağı doğuda; bir başı batıya dönük, diğeri doğuya çevrik Çift Başlı Kartal ecdadımızın güç ve kudretinin simgesi, bizim de stratejik irademizdir. Batıdan kopmayalım, doğuya sırt dönmeyelim. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya tesisini kendisine siyasi misyon belirlemiştir. Bu misyonumuzun kökleri, Türk milletinin tarihi ve kültürel gerçeklerine dayanan ve geleceği kucaklayan bir anlayışın tezahürüdür. İçe kapanmak yerine dışa açılmak, kültür ve medeniyet havzalarımıza tutunmak Türk milletinin geleceği açısından mecburiyettir. Anadolu'nun merkez olduğu bir Türk medeniyeti huzurun adresi, kardeşlik ve dostluğun güvencesi, bölge ve dünya istikrarının yegâne seçeneğidir. İşte bunun için Türk Birliği, bundan dolayı tüm Türklerin birleşmesi gayemiz, muradımız ve Türkiye için tarihi bir tercihtir." sözleri önemli olduğu kadar, karşımızda bulunan en makul ve kaçınılmaz seçeneği de ortaya çıkarmaktadır.

 

NASIL BAŞARACAĞIZ?

Türkiye'nin kuruluş felsefe de en başından itibaren bir gün Türk dünyası ile buluşup, bütünleşmeyi hedefliyordu.

Atatürk'ün bu anlamdaki sözleri arşivlerde açıkça ortadadır.

Sonuç olarak madem ki dünya yeni bir nizam alma sürecine daha girmiştir, madem ki güç merkezi batıdan doğuya yani Avrupa'dan Asya'ya doğru kaymaktadır, o zaman bu iki coğrafyanın tarihi, kültürel ve konumsal merkezinde bulunan Türkiye'nin siyasi bir güç merkezi olmasını başarmak da hepimizin vazifesi olmalıdır.

Batıyı doğuya, kuzeyi güneye enerji ve ticaret yollarıyla bağlamayı başarmış, bölgesel ve küresel istikrarın korunması için ön almış bir Türkiye, insanlığın yeni yüzyılının şekillenmesinde muktedir olabilir.

Doğu'da olan enerji kaynakları batıda yoktur, batı bulunan teknolojik ürünlerin bir kısmı ise doğudaki pazarlara ulaşmak için yollar aramaktadır. Aynı şekil de Çin'de son dönemlerde artan üretimini batı pazarına ulaştırmak istemektedir.

Yani her iki çevreyi de bir birine sağlam bir şekilde bağlayacak, güçlü ve her yönüyle öne çıkan bir ülke ihtiyacının tanımı Türkiye'den başka bir adresi ortaya koymuyor.

Dolayısıyla Türkiye'nin geleceği sadece doğuda yada sadece batıda değil, ikisinin tam da merkezinde olduğunda bir alandadır.

Nasıl bir başlangıç yapacağımız sorusuysa, bizimle dili, kültürü ve inancı bir ve aynı olan, son derece geniş bir coğrafyaya yayılmış Türk ülkelerine bakarak kendisini gösteriyor.

Bunun için "Ne Avrupa Birliği, ne Şangay İşbirliği, biz diyoruz ki sonuna kadar Türk birliği." Sözünün özü ve gerçekliği geleceğimizin temeli olmalıdır.




 


Diğer Makaleleri

- REFERANDUM KAMPANYALARI VE MHP'NİN ÇALIŞMALARI / Tarih : 2017-04-05 09:39:42
- KERKÜK VATANDIR / Tarih : 2017-03-31 10:06:27
- ABD'NİN PYD İLE İLGİLİ STRATEJİK ADIMLARI / Tarih : 2017-03-29 09:40:23
- ALMANYA'NIN TÜRKİYE KARŞITI TUTUMU / Tarih : 2017-03-22 09:03:17
- ÇÖZÜLEN VE ÇÖKEN AVRUPA / Tarih : 2017-03-20 07:39:33
- MENBİÇ'TE KURULAN TÜRKİYE KARŞITI KOALİSYON / Tarih : 2017-03-06 08:24:11
- MEVCUT KÜRESEL İKLİMİN ŞİFRELERİ / Tarih : 2017-03-03 08:46:59

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »