Ortadoğu Gazetesi

Vatan mücadelesinde geriye dönüş yoktur

Orhan Karataş / 2017-11-01 08:43:39

          Türkiye üzerinde hesabı olanlar, son taarruzlarını siyaset üzerinden yaptılar. Ucunun nereye bağlı olduğunu çok iyi bildiğimiz ipe tutunarak siyaset sahnesine atlayanların ilk icraatı, tam da beklediğimiz gibi MHP'ye saldırmak oldu. "MHP diye bir parti yok" diyebilecek kadar kendilerini kaybettiler. Ancak, meydan boş değil ve vatan mücadelesinden geri dönüş yoktur. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, grup toplantısında kendilerine ve bu ülke milletle hesabı olan güruha unutamayacakları bir ders verdi. Bu dersin bazı bölümlerini biz de kendilerine bir defa daha hatırlatalım:

                             

OYUNLAR TEZGAHLANDI

         7 Haziran 2015 Milletvekilliği Seçimlerinden sonra yaşanan ibret verici gelişmeler, 1 Kasım Milletvekilliği Seçimlerini takip eden süreçte vasat bulan isyan ettirici olaylar yakın tarihimizin içinde ayrı bir yere sahiptir.Milliyetçi Hareket Partisi üzerinde korkunç ve asla hatırımızdan çıkmayacak oyunlar tezgâhlanmıştır. Bu oyunun senaristleri bellidir.  Senaryosu ise ihanetin kara kalemiyle yazılmıştır. Pensilvanya'dan sufle alan, Türk düşmanlarıyla düşüp kalkan, egemenliğin yegâne sahibi aziz milletimize şaşı ve şüpheyle bakan kirli oluşum ve çıkar grupları ülkemizi ölümü gösterip sıtmaya razı etmek için vaziyet almışlardı. Türkiye sinsi bir siyasi tasarımın pençesine düşmüştü. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tutarlı davrandık. Türkiye'mizin hükümetsiz kalmaması için elimizden geleni yaptık. Olmadı, olamadı, aşı tutmadı. Kırmızı plaka dediler, kırmızı çizgilerimizi hatırlattık. Koltuk diyenlere; bayrak dedik, millet dedik, vatan dedik, devlet dedik, Ülkücülüğümüzü hamd olsun pazarlık konusu yapmadık, yaptırmadık. Eleştirenler çokmuş, varsın olsun, karalar mı bağlayalım? Söyleyiniz bana; ardından yüz itin havlamadığı bozkurta, bozkurt demek mümkün müdür?

                           

İP'İN SON MEZBELELİK

        1 Kasım akşamından itibaren dedikodu imaline başladılar. Aslında hedef Türkiye'ydi, bunu özenle sakladılar. İmza toplayıp tarladan çıktılar, şehir şehir dolaşıp tezviratın hain çıkarmasını yaptılar. Özellikle 7 Haziran'dan beri devam edegelen Türkiye ve MHP hazımsızlığı şimdi ete kemiğe bürünmüş, kendisine yuvalanacağı hastalıklı bir vücut, tutunacağı çürük bir İP bulmuştur. Bu vücudun sonu siyasi mezarlık, İP'in sonu ise mezbeleliktir. "MHP diye bir parti artık yok" diyebilecek kadar cüret ve küstahlık gösteren kripto simaların, karaktersiz fırıldakların, parti değiştirirken dillerinin ayarını da kaçırmaları kendilerini kurtarmaya yetmeyecektir. Yeni ve ısmarlama koltuklarına ısınmaya çalışan köhne, dönme ve siyasi tortuların çıra gibi yanacağı zaman elbet gelecektir. Ve Türk milleti olan biten her şeyi görmektedir. Biliniz ki, altı olur, yedi olur, fakat hep Allah'ın dediği olur. Türk milletini tarih önünde ölümcül bir düelloya sürükleyenlere karşı teyakkuzdayız.

                       

İĞRENÇ KOMPLO AYAĞINA DOLANDI

        Irak'ın kuzeyinde gerçekleştirilen 25 Eylül korsan referandumu, Barzani'ye pahalıya patlamış, sonuçları doğal ve beklendiği gibi ağır olmuştur. Barzani ısrarının bedelini taksit taksit ödemeye başlamıştır. Peşmerge kuru inadının, kötü ve kötürüm iradesinin kurbanı olmuştur. Barzani'nin yardım ve destek alarak inşa ettiği iğrenç komplo bizzat ayağına dolaşmış, sırtını yere getirmiştir. Küresel efendileriyle dar alanda kısa paslaşmaları işe yaramamış, kendi kalesine gol yemekten kurtulamamıştır. Bu Barzani ki, mazlumların ahını ala ala, masumların beddualarını duya duya tahtının altını dinamitlemiştir. İhanet yapanın yanına bırakılmamış, dökülen kanlar cezasız kalmamıştır. Barzani batmış, kendi bataklığına gömülmüştür. Barzani'nin gitmesi, bölgesel hesap ve planların ertelendiği, hatta tamamen rafa kaldırıldığı anlamına gelmeyecektir. Burada dikkat edilmesi gereken, Irak'ın siyasi ve toprak bütünlüğünün korunması ve desteklenmesidir. Kerkük; peşmerge ve PKK'nın tasallutundan arındırıldıktan sonra, sırayı soydaşlarımızın haklı taleplerini karşılamak almalıdır. Kerkük'ün tarihsel derinliğine, kültürel dokusuna, huzur ve kardeşlik iklimine bağlı kalmak kaydıyla, özel bir statüye kavuşturulması acilen sağlanmalıdır.

         

IRAK VE SURİYE SINIRI EMNİYETE ALINMALI     

Terör belası ya bitecek ya bitecektir; artık başka yol ve çare kalmamıştır. İdlib'ten sonra Afrin'e çöreklenmiş hainlerin başına ateş topu gibi düşmeli, Irak ve Suriye sınırlarımız tam olarak emniyete alınmalıdır.Allah'ın izniyle bunu yapar, bunu başarır, hıyanetin hakkından geliriz. Hepsinden mühimi Türk askerinde aşılmaz iman vardır, korkusuz yürek vardır, yüksek bir fazilet vardır. Nerede Türk milletine kurşun atan, namlu doğrultan, ölüm yağdıran, saldırı hazırlığında olan varsa ya direkte sallandırılmalı, ya da bayrağımız ibreti alem için heybetli bir şekilde oralara dikilmelidir. Ve elbette Kandil Dağı'nın doruğunda al bayrağımızı nazlı nazlı dalgalandırmanın, insan görünümlü canavarların girdikleri inleri tümden ateşe vermenin vakti de gelmiştir.

                   

NATO'YA DEĞİL KATO'YA BAKIYORUZ

NATO bugüne kadar, huzur ve milli bekamız için hangi fedakârlık ve faaliyetlerde bulunmuştur? NATO, 15 Temmuz FETÖ işgal girişimine karşı hangi tedbirleri almış, hangi önleyici hamleleri hayata geçirmiştir?Nerede kirli ve örtülü bir ilişki ağı varsa altında NATO'nun parmağı olduğu yıllarca iddia edilmiştir. Askeri darbelerdeki payını ise sağır sultan bile duymuştur. Peki NATO, Türkiye'yi nasıl tehdit edebilmektedir? Türkiye kumdan, çakıldan, çadırdan, eften, püften bir devlet midir ki, bir NATO bürokratı çıkıp azarlamaya, tepeden bakmaya teşebbüs ve tevessül edebilecektir? Ne yapmaya çalışıyor, Türkiye'de neyi hedefliyor, neyin alt yapısını kurmaya çalışıyorsunuz? Siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Türkiye bağımsız bir ülkedir, zoruna giden varsa kendi meselesidir. Biz NATO'ya değil, KATO'ya bakıyoruz, Kandil'i gözümüze kestiyoruz, akıllarınca katlimizin fermanını imzalayan katillerle ölüm kalım mücadelesi veriyoruz.Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun hesabını da NATO'ya matoya vermeyiz, veremeyiz. Herkes yerini yurdunu bilsin. Brüksel'den bize parmak sallamaktan vazgeçsin. Biz Ankara'dan 29 Ekim 1923 ruhuyla dünyaya bakacağız; onurlu, imanlı, milli, ahlaklı, cesur ve elbette tam bağımsız bir şekilde sonsuza kadar yaşayacağız. İşler sarpa sarar, ülkemize zarar gelirse, NATO'yu falan bilmeyiz, NATO'cuları hiç takmaz, tanımayız; önümüze takoz koymak isteyenleri de yıkar geçeriz.




 


Diğer Makaleleri

- Milliyetçilik / Tarih : 2017-12-12 08:47:27
- Her ülkücü bir Hasan Onbaşı'dır / Tarih : 2017-12-11 08:37:39
- Kudüs'ten Lozan'a / Tarih : 2017-12-09 08:30:26
- BOP'un ucu Kudüs'ten çıktı / Tarih : 2017-12-08 08:53:38
- Trump'ın şerri ve İslam alemi / Tarih : 2017-12-07 08:31:50
- Akıl ve vicdan / Tarih : 2017-12-06 09:16:43
- Kudüs'ün gözyaşları / Tarih : 2017-12-05 08:55:35
- İttifak / Tarih : 2017-12-04 07:49:42
- Siyaset, ilke ve dürüstlük / Tarih : 2017-12-02 08:40:40
- Siyaset ve seviye / Tarih : 2017-12-01 08:43:59
- Biz değil onlar kaybediyor / Tarih : 2017-11-30 08:21:38
- Türkiye'ye aba altından sopa gösteriliyor / Tarih : 2017-11-29 08:54:43
- Ülkücünün yeri MHP'dir / Tarih : 2017-11-28 08:31:54
- Cumhuriyeti kuran ve koruyan irade / Tarih : 2017-11-27 08:33:16
- NATO'dan FETÖ'ye / Tarih : 2017-11-25 08:42:36
- SOÇİ SATRANCI / Tarih : 2017-11-24 08:33:33
- NATO'dan çıkmalı mıyız? / Tarih : 2017-11-23 08:33:14
- Bölge yeniden şekilleniyor / Tarih : 2017-11-22 08:54:16
- Suud-İsrail işbirliği ve İslam alemi / Tarih : 2017-11-21 08:36:44
- NATO kepazeliği tesadüf mü? / Tarih : 2017-11-20 08:32:27

Diğer Orhan Karataş Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »