Ortadoğu Gazetesi

ZEYNÜDDİN-İ HAFİ...

İhsan Muslu / 2017-01-09 09:07:34

Hanefi mezhebi fıkıh alimlerinden ve evliyanın büyüklerinden. 

İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Ali el-Hafi el-Hirevi'dir. 

Künyesi Ebu Bekr ve lakabı Zeynüddin olup, 

daha çok Zeynüddin-i Hafi diye tanınır. 

Tasavvufda Halvetiyye yolunun kollarından olan Zeyniyye yolunun kurucusudur. 

1356 senesi Rebi'ul-evvel ayının onbeşinci günü, Horasan'da bulunan Haf, veya Havaf beldesinde doğdu. 

1435 senesi Şevval ayının ikinci günü, 

Pazar gecesi Hirat'ta vefat etti.

Zeynüddin-i Hafi, küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Bu maksadla çok seyahat yaptı. 

Memleketi olan Horasan'dan başka Maveraünnehr, Irak, Azerbaycan, Şam, Mısır, Hicaz ve başka yerlere gitti. 

Oralarda bulunan büyük alimlerin sohbetlerinde bulundu. 

Celalüddin Ebu Tahir Ahmed el-Hocendi el-Medeni, Zeynüddin-i Iraki, Ebü'l-Berekat Ahmed Kazvini, 

İbn-ül-Cezeri, Seyyid Şerif Cürcani ve daha birçok alimden ilim öğrenip icazet aldı. 

Kahire'ye gelip, Zeynüddin Abdürrahman eş-Şebrisi ile buluştu. 

Sohbet etti. Tasavvuf yolunda, Nureddin Abdürrahman Mısri'den feyz aldı. 

Onun halifesi oldu. 

Bizzat kendisi icazet yazıp, bu kıymetli talebesini me'zun eden Abdürrahman Mısri hazretleri, 

ona çok iltifatlarda bulundu. 

Onu takva sahiplerine İmam yapması için Allah'ü Te'ala'ya dua ederek, memleketi olan Horasan'a gönderdi.

Zeynüddin-i Hafî Şöyle anlatır; 

''Hocamın verdiği icazeti alıp memleketime dönerken, icazetnameyi Bağdad'da unuttum. 

Bağdad'da unuttuğumu da Horasan'a vardıktan sonra farkettim. 

Aradan uzun zaman geçtikten sonra, hocamın memleketi olan Mısır'a gittim. 

Oraya vardığımda, hocamın çoktan vefat etmiş olduğunu öğrendim. 

Büyük bir hüzün ile hocamın halvethanesine, 

girdim. 

Baktım, benim icazetim orada idi. 

Hayret edip aldım. Okudum. 

Yazılar aynı idi. Biriki harften başka bir değişiklik yoktu.'' 

Zahiri ve batıni ilimlerde çok yüksek, alim, arif ve abid bir zat olan Zeynüddin-i Hafi, zühd ve vera sahibi, haram ve şüphelilerden çok sakınan, olgun ve kâmil bir veli idi. 

İlimde derya misali idi. 

Sohbetleri hasta ruhların şifası idi. 

İlim taliblerinin sığınağı idi. 

Her hali sünnet-i seniyyeye tam uygun idi. 

Din-i İslamın yayılması için, herkesin bu kıymetli bilgileri öğrenmesi ve bunlarla amel ederek dünya ve ahıret saadetine kavuşmalın için çok gayret ederdi. Bid'at, dalalet ve sapıklıkların karşısında tam bir kal'a gibi dururdu. 

İlm-i yakin ile insanları Allah'ü Te'ala'nın yoluna çağırır idi. 

Bu hizmetten yaparken, niyeti düzgün, kalbi hâlis, maksadı ihlaslı olduğundan; 

sözleri, sohbetleri insanlara çok te'sirli olur, herkes o büyük zattan istifade ederdi. 

Baştan sona kadar, hidayet ve istikamet üzere ve sünnet-i seniyyeye tam bağlı idi. 

Evliyadan birçok zatlar ondan hep medh ile bahsedip, onu övmüşlerdir. 

Bu yolda kerametlerin en yükseği olarak bilinen sünnet-i seniyyeye tam bağlı olmakta eşi yoktu, insanlara çok faideli oldu. 

Birçok kimsenin hidayete kavuşmasına, 

Ehl-i sünnet alimlerinin gösterdikleri doğru yola girmesine vesile oldu. 

Evliyanın büyüklerinden olan Hace Muhammed Parisa hazretleri, Zeynüddin-i Hafi'den medh ve sena ile bahseder, onun için; ''Efendimiz, büyüğümüz'' derdi.

Zeynüddin-i Hafi hazretleri şöyle anlatır: 

''Derviş-abad şehrinde bulunuyordum. 

Rü'yamda Resulullah efendimizi ( aleyhisselam ) gördüm. 

Bana Füsus-ül-hikem kitabını okumamı işaret buyurdu. 

Bundan sonra Füsus kitabındaki birçok mes'eleyi sordum, 

lütfedip izah buyurdular.''

Hayatının sonlarına doğru, Zeynüddin-i Hafi hazretlerinde çok cezbe ''kendinden geçme'' halleri görüldü. 

Bir defasında, üç gün üç gece kendinden geçmiş halde kaldı. 

Bundan sonra sessizliği, susmayı tercih etti. 

Çok az konuştu.

Birgün talebelerinin yükseklerinden olan Ahmed Semerkandi'ye; 

''Birbiri ardınca gelip hiç kesilmeyen ve açık olarak görülen cezbelerin bulunduğunu hiçbir kitapta gördün mü veya hiçbir kimsede rastladın mı?'' diye sordu. 

Bu söz, Zeynüddin-i Hafi'nin durumunu anlatıyordu. Derviş Ahmed çok kitap okumuş ve dervişlerden çok zatın sohbelerinde bulunmuştu. 

Öyle ki, sohbetlerde büyüklerin sözlerini izah ederdi. Buna rağmen hocasının bu sualini; 

''Hayır, görmedim efendim'' diye cevaplandırdı.

Zeynüddin-i Hafi hazretlerinin, menkıbe ve kerametleri pekçoktur. 

Kerametler ve faziletler sahibi, çok yüksek bir zat idi. Çok talebe yetiştirdi. 

Abdüllatif Kudsi Bursavi, onun yetiştirdiği talebelerinden ve halifelerindendir.




 



Diğer Makaleleri

- Uhud Kahramanı Ebu Dücane... / Tarih : 2017-03-28 08:52:03
- Akra b. Habis... / Tarih : 2017-03-27 09:56:42
- Yahya'yı Şirvani... / Tarih : 2017-03-26 10:05:09
- Şakir Ağa'nın Hayatı... / Tarih : 2017-03-24 08:08:45
- Fudayl Bin İyazdan Öğütler... / Tarih : 2017-03-22 08:55:47
- Kınalı Hasan... / Tarih : 2017-03-20 07:37:26
- Hüdhüd Kuşu... / Tarih : 2017-03-18 08:51:28
- Kadı Burhanettin... / Tarih : 2017-03-17 08:33:23
- Şerafettin SABUNCUOĞLU.. / Tarih : 2017-03-16 08:31:30
- Abdülkadir Geylani'den Nasihatlar... / Tarih : 2017-03-15 08:05:41
- Hz.Yusuf As. İle Züleyha'nın Aşkı.. / Tarih : 2017-03-14 08:39:30
- Peygamber efendimizin ilk hutbesi.. / Tarih : 2017-03-13 08:39:07
- Siyavuş Paşa... / Tarih : 2017-03-12 09:16:59
- Zeynüddin el-Hafi... / Tarih : 2017-03-11 08:53:35
- Bursalı Mehmet Tahir Bey / Tarih : 2017-03-08 08:31:21
- Mehmed Esad Efendi Şeyhülislam Ebuishakzade... / Tarih : 2017-03-07 08:37:45
- Hz. Ümmü Mabed... / Tarih : 2017-03-05 10:56:20
- Kayle binti Mahreme... / Tarih : 2017-03-04 08:54:15
- Hüsni Şah Sultan... / Tarih : 2017-03-03 08:44:37
- Hanzala İbn. Ebi Amir... / Tarih : 2017-03-01 08:23:24

Diğer İhsan Muslu Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »